Yazar ve mütefekkir Samiha Ayverdi'nin, yatılı okulda okuyan yeğeni Fazlı Ayverdi'ye gönderdiği mektuplar ve küçük notlar Kesişim Yayınları tarafından kitaplaştırıldı
Dr. Fazlı Ayverdi'nin yazdığı “Hayat Veren Mektuplar”, “Ünlü yazar ve mütefekkir Samiha Ayverdi'nin yeğenine yazdığı mektuplar” üst başlığı ile Kesişim Yayınları tarafından yayınlandı. Kitapta Samiha Ayverdi'nin Fazlı Ayverdi'ye gönderdiği mektuplar ve küçük notlar ilk defa yayınlanıyor. Fazlı Ayverdi'nin kendi dilinden yaşam öyküsünün de yer aldığı kitapta, Ayverdi'nin annesini doğumdan hemen sonra kaybeden yeğenine nasıl annelik yaptığı, yatılı okuyan yeğenini nasıl mektuplarla sürekli olarak takip ettiği anlatılıyor.
Ayverdi yeğenine yazdığı mektuplara “Benim güzel oğlum” diye başlayıp, “güzel gözlerini öperim”, “annen Samiha” diye bitiriyor. Bir mektubunda da “Bu gökkubbenin altında seni gönlü ile göğsüne basan ve beş vaktinde sana dua eden biri var. Allah üzüntü ve müşkül göstermesin, fakat her halükarda onun gönlüne seslenebilirsin; 'kimse duymasın' dersen duymaz, 'söyle' dersen de söyler.” sözleriyle yeğenine yalnız olmadığını ve onu ne kadar sevdiğini hatırlatıyor. Annesiz ve ailesinden uzakta okuyan bir çocuğa gönderilen bu mektupların yayınlandığı kitabın adının neden “Hayat Veren Mektuplar” olduğunu tahmin etmek zor değil. Kitabın yazarı Fazlı Ayverdi ile halası Samiha Ayverdi'yi konuştuk.
Bizim aile biraz geniş, halam babam aynı evde yaşıyorlarmış. Annem ben doğduğum zaman vefat etmiş. Halam da evlenmiş daha evvel, onun da kızı var. Halamla babam anlaşmışlar, onun kızı babama baba demiş, ben de halama anne demişim. Halam bana annelik yaptı. Beni bir doğurmadığı eksikti. Bu kitabı yazmaktaki gayem, O'na olan manevi borcumu biraz ödeyebilir miyim düşüncesi.
Samiha Hanım'a çok büyük sevgim vardı. Bu yüzden sakladım. Bir de bir gün bunlar lazım olur diye düşünmüştüm. 57-58 senedir saklıyorum.
Samiha Hanım'ın anneliği anlatılır gibi değil. Ben çok yaramaz bir çocuktum. Halamın bana gösterdiği şefkati öz annesi göstermez insana. Annesiz bir çocuğun bir çok ihtiyaçları oluyor. Bunu babayla oturup halletmesine imkan yok. Babam çok çalışan devamlı olarak meşgul bir insandı. Bu yüzden bütün yük halamın üzerine kalıyordu. Ben hep yatılı okudum. Halam benim bütün ihtiyaçlarımı yazıp gönderdiği “doktora git oğlum”, “terziye git oğlum” gibi küçük notlarla mütemadiyen takip ediyordu. Ben de bütün ihtiyaçlarımı onunla paylaşıyordum.
“Kimseye kötülük etmeyin, herkese müşfik davranın, güleryüzlü olun” derdi hep. En çok kızdığı şey yalandı. O yüzden bize her zaman yalan söylememeyi telkin ederdi.
Ben Fransız mektebinde okudum. Bu yüzden tahsil hayatım hep yabancılarla geçti. Ama şanslıydım. Bana papaz olmasına rağmen çok iyi bir hoca düştü. Okulu bitirinceye kadar benimle kendi çocuğu gibi uğraştı. Bizim eve gelir, halamla benim hakkında konuşurdu. Bana yol gösterirlerdi. Yatılı olduğum için halamın eğitim hayatımda birebir etkisi yoktu ama beni hep takip etti.
Kitaplarını ancak çıktıktan sonra okuyabiliyordum. Çünkü oturur odasında yazar, kimsenin rahatsız etmesini istemezdi.
Katiyyen. Ondan daha munis, iyi yürekli insan az bulunur. Hoş babam da öyleydi ama dış görünüşü çok tersti. Babamla çok fazla ilişki kurmuyorduk. Yurt dışına gittiğim zaman babamla değil halamla mektuplaşıyorduk. O aramızdaki iletişimi sağlıyordu.






