Ramazan Tembihnâmeleri

Yeni Şafak
11:5614/07/2014, Pazartesi
G: 14/07/2014, Pazartesi
Yeni Şafak
 Ramazan Tembihnâmeleri
Ramazan Tembihnâmeleri

İslâmiyet hiç şüphesiz insanların Allah'a karşı görevlerini tamamlamaya yönlendirmesinin yanında, geleneklerin nizâmında da önemli bir rol oynamaktadır.

İslam dini, Kur'an ve sünnet ışığında toplumu da onaran, yeniden yapılandıran, tamir eden bir kimyaya sahip.


Bu yönüyle dinin kuşatıcılığının yalnızca beşerî meseleler olmadığını kesin bir dille söylemek mümkün.  İbadetler üzerinden islâmı incelediğimizde de gördüğümüz en temel özellik, ıslah etme gayreti. 


Başta indirildiği toplum olmak üzere, kişilerin alışkanlıkları ve yaşayışları üzerinde yapıcı kurallar koyulmuş olması bunun göstergesi. 


Islah fikrinin merkezî hareket noktası nefsanî bir onarım lüzumu olsa da, bütünleştiğinde ve yerleşik hâl aldığında esas onarımın toplumlar üzerinde olduğunu görüyoruz. 



Osmanlı Devleti'nin de kronolojik serüvenine baktığımızda, karşımıza temel olarak çıkan politika, 'din ile nizam politikası'. Dinden ayrı hiç bir uygulamayı esas almayan bu siyaset anlayışı, bizi köklü ve muzaffer bir devletin şanlı tarihine götürüyor.



Bu minvalde, Osmanlı'nın savaşla sınırlarını genişletme gayretinde var olan esas maya, gerçek bir fetih duygusu. Hz Peygamber'i savaş meydanlarına taşıyan o evrensel barış inancı, hakiki bir Allah ve din inancıyla ıslah etme muradı var içlerinde. Bu tutkuyla kıt'alar aşan bir fetih ordusunun, içinde yaşadığı toplumu fethetmeyi gerekli görmemesi mümkün mü; elbette değil.



Kendi toprakları dışındaki medeniyetlerin üzerinde bile sorumluluk hisseden bu muhteşem devletcilik anlayışının, Ramazan ayına has uygulamalarla toplumları nizama sokması zaten şaşırtıcı olmamalı. Huzur dersleri, Camii'lere has uygulamalar, Saray'da iftar davetleriyle halkını kucaklayan Osmanlı; 'Ramazan Tenbihnamesi' ile de, kamu alanında uygulanmak üzere, ibadet hayatının düzeni üzerine kurallar koyuyor.



Başlangıcının ne zaman olduğu kesin olarak bilinmeyen, yaklaşık yirmi civarı ferman örneği bulunan Ramazan Tenbihnâmeleri ile ilk olarak 19. yy'ın ilk çeyreğinde karşılaşıyoruz. 


Ramazan ayına duyulan saygıya icaben evlerin, sokakların ve çarşı pazarın temizliğine itina gösterilmesi; Sultan'ın teftişi sırasında halkın nasıl davranacağı, kadınların ve çocukların sokağa çıktığında uyması gereken kurallar ve toplumsal huzursuzluğa neden olacak davranışlardan ve uygulamalardan kaçınılmasını ihtiva eden emirler buyruğuydu tembihnameler.



Tenbihatlar önemine binaen 'Varaka-i Mahsusalar' şeklinde neşredilerek halka ulaştırılmaktaydı. Bu duyurular imamlar tarafından yapılmaktaydı. Akşam ezanı vakitleri yaklaştığında bekçiler, “Tenbih var akşam camiye buyurun” diye ellerindeki sopaları kaldırımlara vurarak ve bağırarak mahalleliye haber salardı. Akşam namazından akabinde de, imam efendi tembihnameyi halka okurdu.



Prof. Dr. Nesimi Yazıcı'nın, Ramazan tembihnameleriyle ilgili makalesinde, yapılan ilave kurallarla ilgili şu örneği görmekteyiz:


     


"Ramazan tenbihnâmelerine bazı defa, ilgisi dolayısıyla başka bazı ilaveler de yapıabilmekteydi. Nitekim 1263 Ramazanı,13 Ağustos-11 Eylül 1847 tarihlerine yani İstanbul halkının bugün piknik dediğimiz o dönemki mesire, seyir ve tenezzüh gibi kelimelerle karşıladıkları kır gezintilerinin yapıldığı bir devreye isabet etmişti. Bu nedenle seyir yerleriyle çarşı ve pazarlarda dikkat edilmesi gereken bazı hususlar da Seraskerlik ve Bâb-ı Âlî’nin ittifakıyla Ramazan tenbihnâmesine eklenmişti. Hem bu durum ve hem de yeni ihtiyaçlar dolayısıyla bu tenbihnâmede, daha öncekilerden farklı olarak şu hususlar yer almıştı.



-Kadınlar ince yaşmak kullanmayacak, arabaları yanında genç ve süslü arabacı ve seyisler götürmeyeceklerdir.


-Erkekler kadınların toplandıkları mahal ve dükkanlarda oturarak onlara sözlü ve fiilî sarkıntılık etmekten şiddetle sakınacaklardır. Kadınlar da dükkanlarda oturmayacaklardır.


-Kumar oynamak her zaman kanunen ve şer'an yasak olduğu halde, bazı kahvehane ve diğer yerlerde oynayanlar görülürse, derhal cezalandırılacaklardır. (Bu defa sarhoşluktan  bahsedilmemektedir).


-Seyir (tenezzüh, piknik) yerlerinde kadın-erkek karışık oturulmayacaktır. Kadın ve erkeklere her bir seyir yeri için ayrı ayrı günler tahsis edilmiştir. Bu hususa dikkat edilecek, davranışlar terbiye hudutları içerisinde olacaktır.


-Kadınlar saat 11 (akşam ezanından bir saat önce)’den sonraya dışarıda kalmayıp evlerine döneceklerdir."

#ramazan
#ramazan tembihnameleri
#varaka-i mahsusa
#feyza bayındır