BU HAFTA SONU GÖSTERİME GİREN DİĞER FİLMLER (TÜRK SİNEMASI)

Ali Murat Güven
00:0018/01/2009, Pazar
G: 18/01/2009, Pazar
Yeni Şafak
BU HAFTA SONU GÖSTERİME GİREN DİĞER FİLMLER (TÜRK
BU HAFTA SONU GÖSTERİME GİREN DİĞER FİLMLER (TÜRK

Törelerin kurban ve cellata dönüştürdüğü bir baba-kız

HAVAR

Yapım Yılı ve Ülkesi:
2008, Türkiye yapımı

Türü ve Süresi:
Drama / 90 Dakika

Yönetmen:
Mehmet Güleryüz

Oyuncular:
Çiçek Tekdemir, Mervan İlten, Abdullah Tarhan, Ramazan Itır, Ayşe Ersöz, Edip Doğan, Dilan Girti

Yapımcı Şirket:
Güleryüz Film

Dağıtıcı Şirket:
Güleryüz Film

İçerik Uyarıları:
Bu ülkenin artık aşması gereken ilkel feodal gelenekleri ve bununla birlikte oluşan bir şiddet kültürü barındırdığından 13 yaşından küçüklere önerilmemektedir.

Yıldız Puanı:
* * ½

“Havar”, sinema sektörüne 80'lerin sonlarında Yavuz Özkan'ın asistanlığını yaparak giriş yapan, ardından da 1990'lar boyunca bir çok belgesel ve reklâm filmi çeken yönetmen Mehmet Güleryüz'ün ilk uzun metrajlı filmi… “Töre cinayeti” olgusunu tartışmaya açan filmin ad olarak benimsediği “Havar” sözcüğünün, senaryonun baş kahramanının adı olmasının yanı sıra, anlatılan öyküyle de metaforik bir bağı bulunuyor. Yörede kız ismi olarak kullanılan bu Kürtçe sözcük, aynı zamanda “çığlık”, “yardım çağrısı” ve “isyan” gibi anlamları da içinde barındırmakta…

Projenin bir başka ilginç özelliği ise oyuncularının, Türkiye kamuoyunun gündemine çoğunlukla “namus cinayeti” ve “genç kız intiharları” ilişkisiyle gelen Batman kentindeki yerli halktan oluşması… Şimdiye kadar ancak intiharlarıyla dikkati çekebilmiş olan Batmanlı genç kızlar, bu iyi niyetli yapıt sayesinde belki de ilk kez sanatsal bir etkinlikle adlarını duyurmuş olacaklar. Başrol oyunculuğunu, Batmanlı bir genç kız olan Çiçek Tekdemir'in üstlendiği bu yapıtın ışık ekibi de yine yerel insan kaynakları kullanılarak, Diyarbakır'dan temin edilmiş.

Kafasındaki öyküyü beyazperdeye aktarabilmek için yöreye defalarca kente gidip geldiğini vurgulayan Güleryüz, “Açıkçası, başlangıçta oldukça tedirgindim, ancak sonrasında işler umduğum gibi yürüdü” diyor ve ekliyor: “Töre kurallarının gölgesinde yaşayan bu insanların, aynı zamanda böylesine eleştirel bir filmin de oyuncuları olmaları, toplumumuzun tamamına yönelik anlamlı bir mesaj oluşturacak. Filmde bir tek profesyonel sinema oyuncusu bile kullanmadım. Hemen hepsi ilk kez kamera karşısına geçen oyuncularımın bazıları da çekimlerin yapıldığı köyde yaşıyorlardı. Ekibim kısa sürede kaynaştı ve çok rahat çalıştık. Anlamsız töreleri mercek altına alan bir projeye yöre halkının da gönülden destek vermesi, benim için en az ilk sinema filmimi yapmış olmak kadar mutluluk verici bir olaydır.”

Hakkında çıkan dedikodular yüzünden öldürülmesine karar verilen bir genç kızın babasıyla yaşadığı kurban-cellat ilişkisini anlatan “Havar”, düşük bütçesine bağlı bazı ufak tefek teknik sorunlarına karşılık, ülkemizin doğusunda yaşayan insanları soluksuz bırakan büyük bir “bela”ya cesurca eğilmesiyle, yalnızca 2009'un değil, aynı zamanda son yılların da en kişilikli Türk filmlerinden biri. Hukukî, dinî ve ahlâkî bir kesinliğe olmayan eften püften dedikoduları kanıt kabul ederek “can alma” hakkına sahip olduğunu düşünen mümkün olduğunca çok kişiye izletilmesi gereken bu “sosyal sorumluluk projesi”ne kayıtsız kalmayın.


* * *

Arkadaş arkadaşın bazen çöpçatanı, bazen de psikiyatristidir

KADRİ'NİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT

Yapım Yılı ve Ülkesi:
2009, Türkiye yapımı

Türü ve Süresi:
Duygusal-Komedi / 90 Dakika

Yönetmen:
Onur Tan

Oyuncular:
Şafak Sezer, Alp Kırşan, Ahmet Mümtaz Taylan, Esin civangil, Eylem Şenkal, Koray Şahinbaş, Mert Kırlak

Yapımcı Şirket:
Usta Film

Dağıtıcı Şirket:
Medyavizyon Film

İçerik Uyarıları:
İçerdiği kaba komedi unsurları nedeniyle 15 yaşından küçüklere önerilmemektedir.

Yıldız Puanı:
* * ½

Kadri (Şafak Sezer) ve Cem (Alp Kırşan), birbirlerinden asla vazgeçemeyen iki yakın dosttur. Cem, bir süre önce yaşamış olduğu, derin bir hayâl kırıklığıyla sonuçlanan büyük aşkından dolayı bunalıma girerken, onu yeniden hayata döndürme görevi ise Kadri'ye düşecektir. Alışveriş merkezlerinde palyaçoluk yaparak hayatını kazanan ve başı sık sık belaya giren Kadri, kadim dostunu yaşadığı bunalımdan kurtarabilmek amacıyla Antalya'nın en güzel oteline götürür.

Adamımız, kankasının bu zor zamanında ona elinden gelen her türlü desteği vermeye çalışırken, Cem'in bir türlü unutamadığı eski aşkı Betül de yeni edindiği erkek arkadaşı Hakan ile aynı tatil köyüne geliverecektir. Huzurlu bir kaç gün geçirmek üzere geldikleri bu otelde ardarda bir sürü acı-tatlı sürprizler yaşayan Kadri ve Cem, başlangıçta hiç tahmin etmedikleri birbirinden komik olayların içine doğru sürüklenirler. Yüreğinin götürdüğü yerde, karanlıklar içinde kalan Cem, acaba Kadri'nin götürdüğü yerde aradığı mutluluğu bulabilecek midir?

Cem Özer ve Derya Karaköse'nin birlikte kurdukları Usta Yapım'ın ilk sinema filmi olan “Kadri'nin Götürdüğü Yere Git”, içerdiği delidolu mizahı, İtalyan yazar Suzanna Tamarro'nun 1995'lerde yayınlanan “best seller” kitabının dillere destan (ya da dillere pelesenk mi desek?) olmuş ismine yaptığı cin fikirli göndermeyle başlatıyor. Yüksek beklentilere girmeden, öyküde gayet uyumlu bir ikili oluşturduğu gözlenen Şafak Sezer ve Alp Kırşan'ın ardına takılarak, yakıcı Akdeniz güneşinin altında keyifli bir iki saat geçirebilirsiniz. Sezer'in önceki çalışmalarına göre daha az argo içeriyor olması da filmin bir diğer artısı. Salondan çıktıktan sonra “sinemasal hatıra” adına geriye pek fazla bir şey kalmayacağını peşinen bir kenara not ederseniz, eğlenceli bir sabun köpüğü oyunu sizleri bekliyor.


* * *

'Grease' ile 'Karate Kid' karışımı bayat bir uyarlama

AYAKTA KAL

Yapım Yılı ve Ülkesi:
2009, Türkiye yapımı

Türü ve Süresi:
Gençlik Serüveni / 102 Dakika

Yönetmen:
Adnan Güler

Oyuncular:
Mehmet Aslan, Sinem Kobal, Oğuzhan Yıldız, Irmak Ünal, Okan Karacan, Burak Tamdoğan, Emre Tetikel

Yapımcı Şirket:
Aksoy Film-Fida Film

Dağıtıcı Şirket:
UIP

İçerik Uyarıları:
İçerdiği az sayıda argo diyalog nedeniyle 13 yaşından küçüklere önerilmemektedir.

Yıldız Puanı:
* *

Yoksul bir ailenin çocuğu olan Ali (Mehmet Aslan), eğitimini de oturduğu kenar mahalledeki sıradan bir devlet lisesinde sürdürmektedir. Genç adam, bir süre sonra, zengin ailelerin çocuklarının okuduğu yakınlardaki bir kolejin öğrencilerinden Yasemin'e (Sinem Kobal) âşık olur. Çok geçmeden, genç kız da onun bu tutkulu aşkına benzer bir içtenlikle karşılık verir. Ancak, kahramanlarımızın yaşadığı ilişkide olaylar masallardaki gibi yürümez ve her iki okulun öğrencileri arasında, sınıfsal farklılıklardan beslenen yoğun bir çatışma ortamı doğar. İşler giderek daha kötü bir noktaya doğru ilerlerken, tarafların birbirlerine yönelik bu güç gösterileri, devlet okuluna atanan yeni bir matematik hocasının öğrencilere aşıladığı umut sayesinde, yalnızca yürekli olanın kazanabileceği ve öncekilere göre daha mâkûl bir oyuna dönüşecektir.

“Ayakta Kal”, Hollywood'da uzunca bir dönem, özellikle de 70'ler ve 80'ler boyunca moda olan sosyal mesaj soslu gençlik serüvenlerinin epeyce geriden gelen bir yerli uyarlaması… “Grease”den “Karate Kid”e kadar anılan türün bir çok popüler örneğinden esinlenmeler taşıyan böyle bir uyarlama, okullarımızda bu tür sınıfsal çatışmaların yaşanmadığı, herkesin üç aşağı beş yukarı benzer koşullarda eğitim gördüğü o yıllarda yapılsaydı perdede çok da anlamlı durmazdı elbette. Ancak, görünen o ki yapımcıları bu kadar Amerikanvari bir öykünün artık Türkiye'de de nesnel koşullarının oluştuğuna karar verip, onu hiç üşenmeden bir güzel çekmişler. Türkiye'nin -hâlâ- genel eğitim karakteristiğini yansıtmayan aşırı kısa etekli ve haddinden fazla gelişkin liseli kızlar, cüssede onlardan aşağı kalmayan yakışıklı erkekler, irice bir romantizm demeti, üzerine bir tutam şiddet, yanına dekor olarak “idealist öğretmen” öykülerinin dayanılmaz cazibesi ve ucundan kıyısından bir fiske de sosyal mesaj… Böyle bir sinemasal formül hoşunuza giderse, geçmişte düzinelerce batılı benzerini izlediğimizden dolayı oldukça yorgun bir görünümde huzura çıkan bu öykü de hoşunuza gidecek demektir. Benim fikrimi soruyorsanız, yaşta da sinema beğenisi olarak da bu fasılları geçeli çok olduğu için pek hoşuma gitmedi doğrusu....