
Teknoloji mesafeleri kısaltırken, aynı masada oturanları birbirine fersah fersah uzaklaştırıyor. Phubbing’den Mavi Tık Anksiyetesi’ne kadar, akıllı telefon hayatımıza iletişimi öldüren yeni kavramlar soktu. Birbirimizin yüzüne bakmak yerine ekran kaydırdığımız bu çağda, “bağlantıda kalma” illüzyonu insanlarla olan diyaloglarımızı koparıyor. İşte bizi sevdiklerimizden ayıran o görünmez dijital duvarların anatomisi.
İnsanlık tarihinin en “bağlantılı” dönemini yaşıyoruz. Mesafeler kısaldı, saniyeler içinde dünyanın öbür ucuyla göz göze gelebiliyoruz. Ancak garip bir ters orantı işliyor: Ekranlarımız parladıkça, göz kontaklarımız sönüyor. Aynı masada oturan, aynı havayı soluyan insanların birbirine en uzak olduğu bir 'sessizlik çağı'ndayız. Akıllı telefonlar, dünyayı avucumuza sığdırırken; yanımızdaki insanın kalbine giden yolu labirente çeviriyor.
DİJİTAL ‘ISSIZ ADA’MLAR
Artık konuşmuyoruz, 'iletişiyoruz'; dinlemiyoruz, aynı zamanda 'maruz kalıyoruz'. İletişimin bu yeni ve kopuk hali, kendi kavramlarını da beraberinde getirdi. Teknoloji yazarlarına göre, önümüzdeki yıllarda bu kavramlara yenileri eklenerek çoğalacak. Cebinizdeki cihazın sizi sevdiklerinizden nasıl birer “dijital adaya” dönüştürdüğünü anlamak için modern zamanların bu yeni lügatına göz atmaya ne dersiniz? İşte cebimizde taşıdığımız o küçük ekranların hayatımıza kattığı yeni “iletişimsizlik” terimleri:
- En yakın dostunuzla kahve içerken, onun anlattıklarını dinlemek yerine Instagram akışında kaybolma eylemi. Karşınızdaki kişiye “Şu an elimdeki kutu, senin varlığından daha heyecan verici” demenin sessiz ve kaba yolu.
- Cebinizde telefon olmadığı halde veya telefon çalmadığı halde bir bildirim geldiğini sanma düşüncesi. Zihnimizin sürekli dış dünyadan gelecek bir uyarıcıya (ama yanımızdaki insana değil!) odaklanmış olmasının patolojik kanıtı.
- Bir anı yaşamak veya o anı yanındakilerle paylaşmak yerine; o anın en iyi “karesini” yakalayıp sanal dünyadan onay (beğeni) bekleme hali. “Görülüyorum, öyleyse varım” anlayışının iletişimi öldürmesi.
- Mesajın okunduğunu bildiği halde cevap alamayan modern insanın yaşadığı varoluşsal kriz. Yüz yüze konuşurken yaşanmayacak olan “sessizlik süresi”, dijital dünyada bir reddedilme ve iletişimsizlik silahına dönüşüyor.
- Algoritmaların bizi sadece bizim gibi düşünenlerle buluşturması sonucu, farklı görüşlere kapalı hale gelmemiz. Bu durum, gerçek dünyada farklı fikirdeki insanlarla sağlıklı bir diyalog kurma yetimizi köreltiyor.
- Derin, felsefi ve uzun cümlelerin yerini; emojilerin, kısaltmaların ve “tamam, tşk, ok” gibi ruhsuz ifadelerin alması. Duyguların derinliğini kaybedip birer “ikon” haline gelmesi süreci.
***
Eğer bu yazıyı bir arkadaşınızla otururken telefonunuzdan okuyorsanız, şu an bir “Phubbing” vakasının başrolündesiniz demektir. Lütfen cihazı yavaşça masaya bırakın ve karşınızdaki kişinin gözlerine bakın.









