
"Öcalan istese açlık grevlerini bitirebilir mi?" Yaşanan süreçte çok kritik bir soru. Ve bu soru bana ait değil.
Kime ait olduğunu ise bana sormayın.
Peşin peşin ne demek, Öcalan talimat versin o anda biter demeyin.
Öcalan hâlâ en önemli otorite ama PKK"dan, farklı sinyaller geliyor.
Çünkü bir süredir Kandil"de, Öcalan"ı aştık havası hakim.
Yani Öcalan"ın dahi yapamadıklarını başarıyoruz havasındalar.
Özellikle Suriye süreci, Kandil"dekilerin, "30 yıldır Irak"ta sağladığımız kazanımları, 30 günde Suriye"de elde ettik. Artık arkamızda Suriye, Irak ve İran devletlerinden oluşan güçler var" havasında oldukları söyleniyor.
Duran Kalkan ve Murat Karayılan, yeni dönemde Oslo benzeri bir sürecin olamayacağını, müzakerelerin bu işin bileşenleri olan Kandil, BDP ve İmralı üçlüsü tarafından yürütülebileceğini açıklamışlardı.
Açlık grevleri için ileri sürülen 3 gerekçeden biri Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ama değişen konjonktür nedeniyle, Öcalan"ın tek belirleyici konumunda olmadığı ortaya çıkıyor.
Barzani, "PKK hâlâ Öcalan"a bağlı" diyor ama Öcalan bu kadar emin mi orasını bilmiyorum.
Elbette ki; kitlelerde karşılığı olan isim Öcalan, PKK yönetimindeki ağırlığı da tartışılmaz. Ama Kandil işine geldiği zaman Öcalan"ın mesajlarına dayanıyor, işine gelmediği zaman gözardı edebiliyor. Benzer bir kollama İmralı"da da görülüyor.
Örneğin barışın koşullarını yazıyorum dediği bir sırada gelen, Silvan saldırısı üzerine U dönüşü yapmak zorunda kalmıştı.
O nedenle Öcalan"dan gelecek "Böyle aptalca bir eylem olur mu? Ölüm oruçlarını bırakın" mesajı ne denli etkili olacak.
Örgüt bunu dikkate almazsa, İmralı"nın düşeceği pozisyonu düşünebiliyor musunuz?
Örgüt liderinin en büyük güvencesi, örgütünü yönetebilme gücü. Bir anlamda onun hayat sigortası. Öcalan da bunu test edip başarısız olmak istemez. Çünkü örgütü tarafından dinlenilmeyen bir lider, çözüm için nasıl tek adres olabilecek?
O durumda sadece kitlelerin gösterilerde resimlerini taşıdıkları doğal lider konumuna düşer.
Açlık grevlerinde iklim çok hızlı değişiyor.
Bunda Selahattin Demirtaş"ın Diyarbakır Cezaevi"nde yaptığı, "Sorun Mehmet Öcalan"ın İmralı"ya gitmesi değil, İmralı"nın buraya gelmesi" şeklindeki açıklamasının etkisi oldu.
Demirtaş sanki bu yetmemiş gibi bir de kalktı, "Öcalan"ın heykelini dikeceğiz" dedi. Bu konjonktürde edilecek laf mı?
BDP milletvekilleri açlık grevi yapacaklarına Selahattin Demirtaş söz orucu tutup, sussa daha yararlı olur.
Hükümet kanadından edindiğim izlenim ise, takip ettikleri bir süreç var. "Doğru zamanlama"yı bekledikleri izlenimi edindim.
Ölüm oruçlarının bitmesi için,
1- Mehmet Öcalan ya da Öcalan"ın kardeşlerinden biri İmralı"yı ziyaret edebilir. Bu kapıyı açan hükümet, ziyaretin gerçekleşmesini bekliyordu. Ancak Kandil"in bunu engellediği kanaati hakim.
2- Avukatlarla görüşme. Oslo sürecinde düzenli olarak yapılan avukatlarla görüşme, Silvan saldırısı ve Oslo"nun deşifre edilmesi üzerine kaldırıldı. Koster arızası işin komik yanı.
Öcalan da "Barışın koşullarını yazıyorum" dediği bir sırada kendisini devre dışı bırakan bu tavır karşısında görüşme yapmayacağını bildirmişti. Ancak bu konuda bir, "Devlet kararı" olduğunu da hissediyorum.
Öcalan"ın avukatlarla görüşmesini gerektiren devam eden bir davası yok. Öcalan bir arazi anlaşmazlığında avukatlarını çağırıp vekalet verebilir. Öyle bir durum da yok deniliyor. Biliyoruz ki, asıl gerekçe bunlar değil. Devletimiz isterse, gerekçeyi 5 dakika içinde hazır eder.
Öcalan"ın avukatlarının mesajları Kandil"e, Avrupa"ya ve hatta Kandil"deki kanatlara farklı farklı taşıdıkları kanaati hakim. Ayrıca Öcalan"ın bir yandan örgüte yeni eylem talimatları verirken, diğer taraftan da, kimi yararlı mesajları da verdiği gözleniyordu. Sonuçta yapılan değerlendirmede Öcalan"ın bu süreci kullandığı ve kendisine çalıştığı noktasına gelindi. Süreç görüşmeye kapatıldı. Devlet kararı dememin altında yatan bu.
Öyle ki bu süreçte, birçoğumuzun yaşayıp yaşamadığını bilmediği Kesire Öcalan formülü bile gündeme geldi.
BDP ve PKK, İmralı ile görüşmenin yollarını ararken, "Kesire Öcalan" formülü ortaya çıktı. Öcalan"ın 1978"de evlendiği Kesire Öcalan, resmi kayıtlarda hâlâ Öcalan"ın eşi olarak görünüyor. İçinde bulunduğumuz kritik süreçte bu çok sürpriz bir fikir gibi masaya gelse de, Cemil Bayık ve Duran Kalkan bu formülün hayata geçirilemeyeceği notunu düşerek, BDP"nin bir yol bulmasını istediler. Kesire Öcalan"ın, Kandil"deki şahinlerin talimatı ile öldürülmüş olabileceği iddiaları bir yana, Bayık ve Kalkan"ın tavrı size düşündürücü gelmiyor mu?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.