
Kuşcu 53 yıl önce, ordu içerisinde "Demokrat Parti" hükümetini devirmeyi amaçlayan bir cuntayı ihbar etmişti. Kuşçu''nun ihbarı üzerine Milli Savunma Bakanlığı''nın başlattığı tahkikat neticesinde biri emekli üç albay, bir yarbay, iki binbaşı ve iki yüzbaşı tutuklanmıştı.
Kuşçu''yla birlikte tutuklananların sayısı dokuz idi.
Bu yüzden dava, "9 Subay Olayı" diye biliniyor.
Kuşçu''nun ihbarı 1957''deki genel seçimlerden bir ay kadar sonra gerçekleşmişti.
O seçimlerde Demokrat Parti üçüncü kez yine tek başına iktidara gelmişti.
DP''nin seçimle engellenemeyeceğini anlayanlar için bir tek çare kalıyordu, darbe.
Zaten birkaç yıldır ordu içerisinde cuntalaşma faaliyetleri yoğunlaşmıştı.
Ordu''nun İstanbul ve Ankara kanatlarındaki cuntalar birleşmek yollarını arıyorlardı.
Kuşçu da İstanbul kanadındaki cuntalardan biriyle irtibatlıydı ve ne olduysa olmuş arkadaşlarını ihbar etmişti.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar''ın ikazlarına rağmen Başbakan Adnan Menderes bütün iyi niyetliliğiyle ordunun kendisine yönelik bir darbe girişiminde bulunmayacağı zehabına kapılmıştır.
Böylece Askeri Mahkeme de cuntanın üzerini kolaylıkla örtmüştü.
Bunun neticesi, 27 Mayıs''tır.
Dönemin CHP''ye yakın basın organları da darbe iddialarının Hükümet tarafından uydurulduğunu, askeri mahkemenin kararıyla adaletin yerini bulduğunu yazmışlardır.
Samet Kuşçu, İstanbul Ordu Temsil Bürosu''nun komutanıydı.
Gazeteci ve DP Milletvekili Mithat Perin''i arayarak İstanbul''daki cunta faaliyetlerini açıklamıştı.
"Tıpkı Mısır''da olduğu gibi bazı subaylar Nasır tipi ihtilal hazırlığı içindeler. Başlarında Yarbay Faruk Güventürk var. Beni Başbakan Menderes''le acilen görüştür" demişti Perin''e.
Perin de konuyu İçişleri Bakanı Namık Gedik''e bildirmişti.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes''e de intikal ettirilmişti konu.
Başbakan, Savunma Bakanı Şem''i Ergin ve İçişleri Bakanı Namık Gedik''ten Samet Kuşçu''yu sorgulamaları için İstanbul''a göndermişti.
Samet Kuşçu, bir süre önce Ankara''da Milli Savunma Bakanlığı''nın temsil bürosunun şefliğini yapmış ve Bakan Şem''i Ergin''in itimadını kazanmıştı.
Ergin ve Kuşçu arasındaki ilişkinin mahiyeti daha sonra ortaya çıkacaktı.
İddialara göre cuntacılar Ergin''e liderlik teklif etmişlerdi. Ergin teklifi kabul etmemiş ama ordu içerisindeki cunta faaliyetlerini Hükümete bildirmemiş olmakla suçlanmıştı DP''li arkadaşları tarafından.
Her neyse, konuya dönelim.
Kuşçu''nun anlattığına göre, darbeciler Çankaya Köşkü''nü basarak Cumhurbaşkanı''nı etkisiz hale getireceklerdi.
Bir diğer grup Başbakan''ı rehin alacak, sıkıyönetim ilan edildiğini bildirecek ve direnmesi halinde Başbakanı öldüreceklerdi.
Radyo evi ve elektrik fabrikaları ele geçirilecek, bir münasip yol bulunarak Bakanlar Kurulu cumhurbaşkanının ağzıyla İstanbul''da toplantıya çağırılacaktı.
Bakanlar Yeşilköy havaalanına iner inmez tutuklanacaklardı.
Operasyonlar İstanbul, Ankara, Eskişehir ve İzmir''de de gerçekleştirilecekti.
Ortada Kuşçu''nun anlattıkları dışında bir delil yoktu.
Kuşçu''ya bir ses alma cihazı verilerek cuntacılarla yapacağı konuşmaları kaydetmesi istendi.
Muhtemelen Kuşçu''nun tavırlarından kuşkulanan arkadaşları ya temkinli davrandılar ya da böyle bir soruşturmanın başlatıldığını öğrendiler.
Kuşçu''nun ses kayıt cihazından dişe dokunur bir şey çıkmadı.
Zaten ses kayıt cihazını inceleyen uzmanlar da boğuk boğuk çıkan seslere netlik kazandırmayı kendilerine dert edinmediler.
Cuntacılar paniğe kapılmışlardı ama Kuşçu da panikteydi ve bir ara öldürüleceğinden korkarak İstanbul Vilayet binasının arka penceresinden atlayarak kaçmış ve Amerikan Konsolosluğu''na sığınmıştı.
Amerikalılar İstanbul Emniyeti''ni arayarak Samet Kuşçu adında birinin kendilerine gelerek acaip şeyler anlattığını bildirdiler.
Kuşçu Emniyete teslim edilmişti.
Bildiklerini İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube Müdürü Ergun Gökdeniz''e de anlatmıştı Kuşçu.
Yıllar sonra Gökdeniz, Kuşçu''nun anlattıklarının doğru çıktığını, verdiği bütün isimlerin 27 Mayıs''ta yer aldıklarını anlatmıştı gazeteci Cüneyt Arcayürek''e.
Kuşçu''nun ihbarıyla tutuklanan Albay Faruk Güventürk de, "İhbarda belirtilen her şey doğruydu. Okunan planlar tamamen hakikate uygun ve bizim planlarımızdı" diyecekti aynı şekilde.
Cunta faaliyetleri içerisinde yer alan subaylardan Adnan Çelikoğlu anılarında, Kuşçu''nun yakalandığını öğrenir öğrenmez arkadaşlarına bildirerek uyarmıştı.
Bakın ne diyor Çelikoğlu:
"Bir ara Davutpaşa kışlasında görev yapan Dündar Seyhan''a telefon ettim. Ona ''Benim dediğimi dinle ve konuşma. Makarios yakalandı, kediler fareleri kovalıyor" dedim. ''Sen kimsin'' dedi. ''Kim olduğumu boşver'' deyip telefonu kapattım. Arkadaşları uyarmıştım. Neler söyleyeceklerini kararlaştırmak için önlerinde birkaç saat vardı."
Şu sözler de Çelikoğlu''na ait:
"İçişleri Bakanı Gedik, ''Bu çocuk deli'' diyordu. Bu teşhis çok iyiydi. Paçayı kurtarabilirdik. Bu düşünce ile Şale Köşkü''ne Cumhurbaşkanı Celal Bayar''ın yanına gittik. Çıkarken ikisin de yüzü asıktı. Bayar, araştırmanın derinleştirilmesini istemiş. Bu bizim iyimserliğimizin sonuydu."
Bayar''ın bastırmasıyla biri emekli 9 subay 25 Aralık gecesi gözaltına alınarak tutuklanmışlardı.
Tutuklananlardan emekli Albay Cemal Yıldırım, 1957 seçimlerinde CHP''den milletvekili adayı olmuştu.
Yıldırım''ın 9 Subay Davası''ndaki avukatı da CHP İstanbul teşkilatından gazeteci Orhan Birgit idi.
Dokuz Subay, 1958''in Mayıs ayında 1. Ordu Mahkemesi''ne çıktılar.
Mahkeme başkanı, 1969''da darbe yapmayı planladığı gerekçesiyle Genelkurmay Başkanlığı görevinden azledilen General Cemal Tural idi.
Tural da 27 Mayıs''ın içinde yer almıştı.
Mahkeme bir ara kararla Kuşçu dışındaki sanıkları serbest bıraktı.
Duruşma 1958''in Kasım ayında neticelendi.
Kuşçu iftira atmaktan ötürü hapse mahkum edildi, ordudan da çıkarıldı, diğer sanıklar ise beraat ettirildiler.
9 Subay Vakası''na adı karışanlar 27 Mayıs''ın göbeğindeydiler, sadece darbe tarihi ileriye ertelenmiş oldu.
Yani, hiçbir şey değişmedi.
"27 Mayıs" darbesiyle tutuklanan Demokrat Partililer arasında yer alan Prof. Rıfkı Salim Burçak, devrik Cumhurbaşkanı Celal Bayar''la 1961''de Kayseri Cezaevi revirinde "9 Subay Olayı"nı görüştüğünü nakleder.
Bu olayda yalnız bırakıldığını söyleyen Bayar, Başbakan Menderes''in bile işi lazım geldiği kadar bir önemle takip etmediğini anlattıktan sonra kızgın bir ifadeyle bakın ne demiş:
"Ben bu işi başbakanına da, kıç bakanına da anlatamadım. Bunun bir çıban olduğunu ve üzerinde durulması gerektiğini hiç kimseye anlatamadım. Başbakan, ordunun iç yüzünün bu suretle aleme teşhir edilmesinde mahzurlar görüyordu."
Bayar, Menderes''ten farklı olarak ne düşündüğünü şöyle anlatıyordu Prof. Burçak''a: "Türk ordusunu dışarıya karşı kötü bir durumda göstermeyelim, göstermeyelim ama, bu ordunun içinde çürükleri varsa onları ayıklamak, temizlemek de bizim vazifemiz değil miydi? Siyaseti bütün orduya teşmil etmek doğru olmadığı gibi, ordu içinde siyasetle uğraşanların üzerine, orduyu güya tenzih etmek düşüncesiyle yürümemek de olur muydu? Samet Kuşçu, Şem''i Ergin''in en yakın adamıydı. Kendisi de onlarla beraberdi diyemem ama, olaydan sonra haklarında takibat yapmaktan kaçındı. General Rüştü Erdelhun işin ciddiyetini takdir ediyor, fakat ''Bu iş geçti, bir defa daha bir hareket olursa o zaman kesin tedbir alırız'', diyordu."
Prof. Burçak,.Kayseri Cezaevi''nde 27 Mayıs''ın tutukladığı Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun ile de görüşmüştü.
Erdelhun da şöyle demişti Burçak''a:
"Ben Genel Kurmay Başkanlığına getirildiğim tarihte 9 Subay hadisesinin yargılaması bitmek üzereydi. Tetkik ettim, bir çok delilin değişmiş olduğunu gördüm. Sonunda da Samet, müfteri diye cezalandırıldı."
Aradan yıllar geçtikten sonra Bayar yaptığı bir açıklamada "gerçekten dokuz subay olayı iyi değerlendirilmiş olsaydı, 27 Mayıs olmazdı" diyecekti.
Ama olmuştu.
Başbakanın iyi niyetliliği ve kimi bakanların aymazlığı yüzünden cuntalar oluşum halindeyken önü alınamamış, 9 Subay''ın arkasındaki asıl odak, yani azmettiriciler de yargı önüne çıkarılamamışlardır.
Durum budur.
Demokrat Partililer 9 Subay Olayı''nın ayrıntılarını 10 Ocak 1958 günü, Cumhurbaşkanı Celal Bayar''ın başkanlığında gerçekleşen Bakanlar Kurulu Toplantısında öğrenmişlerdi.
Bakanlar Kurulu gündeminde başka konular vardı. Kuşçu Olayı o kadar da önemsenmemişti.
Ama Bayar söz alarak, "Bu meselelere geçmeden önce İstanbul''da cereyan eden soruşturma hakkında bilgi verilirse, meseleyi henüz işitmemiş olan arkadaşlarımız da öğrenmiş olurlar" dedi.
Meşhur DP''li milletvekillerinden Prof. Rıfkı Salim Burçak anılarında bu toplantı hakkında şunları söyler:
"Başbakanın ortada hükümet darbesi teşebbüsü gibi bir olay dururken, bu konuya hiç temas etmeyerek onu son günlerin önemli meseleleri arasında saymamasını ne suretle yorumlamak gerektiğini hiç kestiremedim ve hayrete düştüm. Her meseleden önce ve önemle bundan bahsetmek lüzum gelmez miydi? Başbakan, konuyu bu kadar kalabalık bir toplantıda açmanın münasip olmayacağı düşüncesiyle son dakikada tereddüte düşerek karar mı değiştirmiş, yoksa olayı sessizce yatıştırmanın daha uygun olacağı görüşüne mi varmıştı?"
O toplantıda Bayar, konunun önemine temas etmişti.
İçişleri Bakanı Namık Gedik de, Kuşçu Olayı''ndan önce hükümete ulaştırılan bir mektupla darbe ihbarı yapan bir mektuptan bahsetmişti.
Bu mektup 29 Eylül 1957 tarihliydi ve ordu içerisindeki cunta yapılanmaları anlatılıyordu.
Gedik, Kuşçu Olayı''nın detaylarını da anlatmış, Başbakan Menderes de 9 Subayın mahkemeye intikal ettirildiğini açıklamıştı.
Konu hakkında yayın yasağı bulunduğundan tahkikattan çoğu kimsenin haberi bile olmamıştı bundan.
Başbakana göre olay kademe kademe aydınlanacaktı.
Refik Koraltan ise hadisede kaynağa inilmediğini, ele geçenlerin sadece icracı mevkiinde bulunan kimseler olduğuna dikkat çekmişti.
Toplantıda, darbe hazırlığı yapan cuntalardan Hükümet içinde bazı şahsiyetlerin haberdar olduğuna ilişkin tartışmalar da yaşanmıştı.
Samet Kuşçu ile Savunma Bakanı Şem''i Ergin''in samimi ilişkisi gündeme getirilmişti toplantıda.
İşin tuhafı bu toplantıda Şem''i Ergin yoktu.
Zaten 19 Ocak''da sağlık(!) durumunu gerekçe göstererek Savunma Bakanlığı''ndan ayrılacaktı Ergin.
Başbakan Menderes, yemek arasında arkadaşlarına, "İçimizde, hatta pek yakınımızda bulunan bazı arkadaşlarımız bu teşebbüsü diktatörlüğe gitmek için bir mazeret, bir bahane olarak bizim icat ettiğimizi söylemişler. Bunlar…, hayasız insanlardır" demişti.
Bu isimlerin kimler olduğunu açıklamadı Menderes ama büyük bir üzüntü duyduğu belliydi. 17 Ocak''ta Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan bir bildiriyle 9 Subay Olayı kamuoyuna duyuruldu.
Açıklamada bir takım şayialarla hadisenin Türk silahlı kuvvetlerine mal edilmek istenildiğine dikkat çekilerek, bunun gerçeklerle bağdaşmadığı belirtiliyordu.
Böyle bir girişim, silahlı kuvvetlerin en küçük biriminde daha asla olumlu yankı bulamayacağı vurgulanıyordu.
Başbakan Menderes de 1959''da Genel Kurul''da yaptığı bir konuşmada "9 Subay olayı"na şöyle bir değinerek şöyle diyecekti:
"Adımın Adnan olduğuna inandığım kadar Cemal Yıldırım''ın da suçluluğuna öyle inanıyorum; fakat Askeri Mahkeme Türk ordusunda böyle bir hadisenin mevcut olduğunun duyulmasını zararlı görerek işi bu suretle kapattı."
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.