
Bazı okurlarım Kudüs''teki “Haremüşşerif” bölgesine girmek isteyen “Tapınak Enstitüsü” çevresinde yer alan Yahudi fanatikler ile Haçlı seferleri sırasında kurulan “Tapınak Şövalyeleri” arasında bir bağlantı olup olmadığını soruyorlar.
Dünkü yazımda bazı bilgiler vermiştim ama madem talep geldi bugünkü yazımı şövalye tarikatlarına ayırmamı da hoşgörün sevgili okurlar.
Sıcağı sıcağına verilen bilgiler akılda kalıcı oluyor çünkü..
Hemen söyleyeyim Haçlı seferleri döneminde faaliyet gösteren “Tapınak (Templier) Şövalyeleri” bir askeri hıristiyan tarikati.
Kudüs 1099''da Haçlıların eline geçtikten sonra şimdiki Filistin ve Lübnan bölgesinde üç ayrı askeri ve dini tarikat kuruldu.
Bunlardan ilki “Templier” olarak bildiğimiz “Tapınak Şövalyeleri”dir.
İkinci tarikat “Hastaneciler (Hospitalier)” yahut “Hayırseverler” olarak bilinen “Saint Jean Şövalyeleri”dir.
Üçüncü tarikat ise daha çok Almanlardan müteşekkil “Töton Şövalyeleri”dir.
Hıristiyan hacıları korumak ve onlara yardım için kurulmuş olan Hayırseverler ve Tapınakçılar, daha sonra askeri nitelik kazanarak birer şövalye tarikatlarına dönüştüler.
Kudüs''teki Tapınakçıların merkezi Mescid-i Aksa''ydı.
İlk başta bağışlarla faaliyet gösteren şövalyeler daha sonra Kudüs kralları ve diğer Haçlı kontluklarının himayesi altında toprakları ve kaleleri olan birer küçük devletlere dönüştüler.
Mesela Hıristiyan bir bağışçının Tapınakçılara yaptığı bir bağış belgesinde “Kudüs''te kurulmuş şanlı Süleyman Tapınağı şövalyeliğine” ibaresi kullanılmıştır.
Papalığın kanatları altına giren bu tarikatlar elde ettikleri imtiyazlar ve muafiyetler sonucunda Avrupa''daki kralları bile gölgede bırakacak kadar büyüdüler.
Sadece Suriye ve Filistin''de değil başta İspanya, Fransa, İtalya ve İngiltere olmak üzere Avrupa''nın çeşitli ülkelerinde kaleleri, manastırları ve üsleri olan bu tarikatlar kendi aralarında kıyasıya hükümranlık mücadelesi veriyorlardı.
Haçlı seferleri tarihini incelediğinizde her taşın altından bu şövalyeler çıkar.
Hiçbir kralın emrine girmeyen ve kağıt üstünde Vatikan''a bağlı olan şövalyeler sadece tarikatın üstatlarına karşı sorumluydular.
Tapınakçıların da Saint Jean Şövalyeleri''nin başında da birer “büyük üstad” bulunuyordu ve yukarıdan aşağıya katı bir hiyerarşi sözkonusuydu.
Selahaddin Eyyubi Kudüs''ü fethettiğinde şövalyeler büyük bir darbe aldı.
Selahaddin iki gün boyunca Mescid-i Aksa''yı gül suyuyla yıkattıktan sonra muhteşem bir kalabalıkla birlikte Cuma namazını eda etmişti.
Tapınakçılar da Saint Jean Şövalyeleri de Kudüs''ün fethinden sonra Kıbrıs''ı üs haline getirdiler.
Tapınakçılar 1300 yılı başlarına kadar Avrupa''nın Doğu Akdeniz ile olan ticaretini neredeyse tekellerinde tuttular.
Tefecilik, bankerlik ve rehin konusunda başvurulan tek güç Tapınakçılardı.
Ceneviz ve Venedik şehir devletleri bile Tapınakçılar''la anlaşmadan Doğu Akdeniz''de iş yapamaz durumdaydılar.
Tapınakçılar bu kadar güçlüydüler.
“Saint Jean Şövalyeleri” politik duruma ayak uydurmakta Tapınakçılar''dan daha akıllı çıktılar.
1200''li yılların sonuna doğru, artık Haçlı seferlerinin amacına ulaşamayacağını anladılar ve Doğu Akdeniz''den uzaklaştılar.
Papa''nın sözünü dinlediler ve Avrupa krallarıyla uyum içinde oldular.
Kıbrıs''tan çıkarak, Batı Akdeniz''de Bizans''a tabi olan Rodos Adası''nı işgal ettiler.
Tuhaftır, Rodos''un işgali Latin Hıristiyan dünyasında Haçlıların bir zaferi olarak karşılanmış sevgili okurlar..
Merkezlerini 1309''da Rodos''a taşıyan Saint Jean''cılar (Rodos Şövalyeleri) “Türklere Karşı” bir Hıristiyan askeri güç olarak konuşlandılar.
Rodos Şövalyeleri Akdeniz''de bir çıban başıydı Osmanlılar için..
Selahaddin Eyyubi gibi Osmanlılar da şövalyeleri Akdeniz''den söküp atmak niyetindeydiler.
Rodos 1522''de Osmanlılar tarafından fethedilince şövalyeler bu kez Malta''ya yerleştiler ve biz artık onları “Malta Şövalyeleri” olarak tanıyoruz.
Osmanlılar 1565''de Malta''yı kuşattılar ve bu kuşatma sırasında Turgut Reis şehit düştü.
Malta Şövalyeleri daha sonra Malta üzerindeki egemenliklerini 1800''lerin başlarında İngilizlere devrettiler.
Şövalyelerin merkezi de Roma''ya nakledildi.
Saint Jean Şövalyeleri bir Avrupa karmasıdır.
Avrupa''nın en soylu ailelerine mensup Katolik Hıristiyanların yönettiği monarşik bir tarikat olarak varlığını sürdürüyor.
Tarikatin başında seçimle gelen “büyük üstad (Grand Maitre)” bulunuyor.
Bazı Katolik devletler tarafından devlet olarak tanınan “Malta Aziz Saint Jean Şövalyeleri Egemen Tarikatı”nın merkezi Roma''dadır.
Saint Jean''cıların Roma''daki sarayı Vatikan gibi bağımsız bir devletin toprağı sayılıyor.
Bugün Malta Şövalyeleri''nin “Ordre souverain militaire hospitalier de Saint-Jean de Jérusalem, de Rhodes et de Malte” adıyla bir yardım teşkilatı görünümü altında, daha çok da Afrika''da faaliyet gösterdiğini hatırlatarak hikayeyi burada noktalayalım.
Doğu Akdeniz''de Haçlı devletleri çöktükten sonra “Töton Şövalyeleri” merkezlerini önce Venedik''e, arkasından da Baltık Denizi kıyılarındaki Doğu Prusya''ya naklettiler.
Tötonlar Prusya ve Litvanya''nın pagan halklarını hıristiyanlaştırma işine giriştiler.
Tapınak Şövalyeleri ise Fransa Kralı “Güzel Philippei” tahta geçinceye güçlerini muhafaza ettiler.
Philippei devlet içinde devlet olan, devasa bir bütçenin yanı sıra geniş topraklara sahip bulunan tarikatın yoldan çıktığına inanıyordu.
“Komplo yuvası” olarak gördüğü tarikatı yok etmek isteyen Philippei, dönemin Papasını da zorla ikna ederek bir operasyon başlattı.
Papa V. Clemens, 1312''de tarikatın bozulması sözkonusu olmayan kalıcı bir kararla ortadan kaldırıldığını açıkladı.
Tapınakçıların mal varlıklarına el konuldu ve tarikatın üstadı Molay''lı Jacques 1314''de Paris''te yakılarak öldürüldü.
Aslında Tarikata yönelik yargılamalar daha 1300 yılı başlarında başlamıştı..
Bu yargılamaların hikayesi uzundur ama kısaca ifade edersek, Tapınakçılar gizli ayinleri ve sapkın cinsel ilişkileri bulunan yoldan çıkmış bir mezhep olarak suçlandılar.
Elbette bu ''resmi'' suçlamalardır ve gerçeklerle ilgisi tartışılır..
Çünkü Tapınakçıların Hıristiyanlıktan çıktıkları ve gizliden gizliye müslüman adetlerine uydukları da ileri sürülmüştü.
Bu tarikatın gizli olarak faaliyetine devam ettiği ve Masonluğun da tarikatın bir uzantısı olduğu rivayet edilir.
Ancak konuya vakıf olan araştırmacılar bunu kabul etmemekle birlikte tarikatın örgütsel yapısının ve ritüellerinin masonluğa ilham verdiğini belirtirler.
Çeşitli okumalarım sonucunda ben de bu kanıya vardım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.