Tunus"ta şimdi Türkiye"nin zamanı geldi mi?

00:0013/03/2011, Pazar
G: 4/09/2019, Çarşamba
Abdullah Muradoğlu

Bin Ali diktatörlüğünün sona ermesiyle ''Siyasi Reform Komisyonu''nun başına getirilen Avukat İyad Bin Aşur''un Türkiye''yi öven sözlerini takip etmişsinizdir. Hatırlatmakta yarar var; Kuzey Afrika İngiliz, İtalyan ve Fransız işgali altındayken Tunus''taki özgürlük hareketinin temsilcileri İstanbul''a hicret etmişler ve mücadelelerini Osmanlı''nın desteğiyle sürdürmüşlerdi. Bugün de Kuzey Afrika''nın demokratikleşmesi sürecinde Türk aydınları Arap gazetelerinde yazmalıdır.Tunus''ta diktatör Zeynelabidin

Bin Ali diktatörlüğünün sona ermesiyle ''Siyasi Reform Komisyonu''nun başına getirilen Avukat İyad Bin Aşur''un Türkiye''yi öven sözlerini takip etmişsinizdir. Hatırlatmakta yarar var; Kuzey Afrika İngiliz, İtalyan ve Fransız işgali altındayken Tunus''taki özgürlük hareketinin temsilcileri İstanbul''a hicret etmişler ve mücadelelerini Osmanlı''nın desteğiyle sürdürmüşlerdi. Bugün de Kuzey Afrika''nın demokratikleşmesi sürecinde Türk aydınları Arap gazetelerinde yazmalıdır.

Tunus''ta diktatör Zeynelabidin Bin Ali''nin gitmesinden sonra “Siyasi Reform Komisyonu” başkanlığına Avukat İyad Bin Aşur getirilmişti. Tunus''un geçici cumhurbaşkanı Fuad Mebazza, İyad Aşur''u “geçiş sürecinin en kritik ismi” diye nitelemişti.

Gazetelerde yer alan yorumlara göre Aşur, Tunus siyasi çevrelerinin güvenini kazanmış tarafsız bir isim olarak biliniyor.

İyad Aşur''un Türkiye''yi öven sözlerini sanırım takip etmişsinizdir.

Seçimlerin sağlıklı yapılabilmesi için Türkiye''den yardım beklediklerini ifade eden Aşur, Tunus''un ünlü din alimlerinden Şeyh Tahar Bin Aşur''un torunuymuş..

Bizim de yakından tanıdığımız seçkin bir alim Şeyh Tahar Bin Aşur.

İyad Aşur''un Profesör Tahar Bin Aşur''un torunu olduğunu gazetelerde okuyunca, elim hemencecik kitap raflarına doğru gitti.

Raftan indirdiğim “İslam Hukuk Felefesi” isimli kitabı raftan indirerek şöyle bir göz attım.

İslam ilimleriyle ilgili usül kitaplarına düşkün olduğum bir dönemde okuduğum eserlerden biriydi.

Eserin müellifi Prof. Tahar(Tahir) Bin Aşur idi.

Prof. Aşur''un bu eseri 1988''de “İklim Yayınları” tarafından Türkçe''ye çevirilmiş.

Çevirenler de okurlarımızın yakından tanıdığı İlahiyatçılarımızdan Vecdi Akyüz ve Mehmet Erdoğan hocalarımız.

Kitaba Hayrettin Karaman hocamız da bir takdim yazmış ve Prof. Aşur hakkında bilgiler de vermiş.

Bu bilgilere Tunus tarihi hakkındaki notlarımdan yararlanarak bir şeyler de ben ekledim.

ENDÜLÜS''TEN HİCRET EDEN BİR AİLE

İyad Aşur''un büyükbabası Prof. Tahir Aşur Hocaefendi aslen Endülüs asıllı bir ulema ailesine mensup.

Ailenin anne tarafından kolu ise Osmanlı döneminde Tunus yönetiminde yer almış meşhur bir ailedir.

Hayrettin Karaman Hoca, Prof. Aşur''u müctehit ve müceddid bir alim olarak tarif ediyor.

Prof. Aşur, 1879''da, yani Tunus''un Fransızlar tarafından işgal edilmesinden iki yıl önce dünyaya gelmiş.

1973''te de vefat eden Prof. Aşur, sadece dini ilimlerde değil, eğitim, dil, edebiyat ve tarih alanlarında da göz doldurmuş bir alim.

“Tunus''un Ezher”i olarak kabul edilen “Zeytune”de yetişmiş Şeyh Aşur..

19. yüzyılda Zeytune Medreselerinin etkisi Ezher''i bile aşmış durumdaydı.

Kuzey Afrika''nın Batı bölgelerinden yüzlerce alim ve aydın da Zeytune''de yetişmişti.

GENÇ TUNUSLULAR''IN HOCASIYDI

Tekrar hatırlatmakta yarar var, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Kuzey Afrika''nın tamamı İngiliz, Fransız ve italyan sömürgecilerin işgali altındaydı.

Fransız sömürgeciler Fas, Tunus ve Cezayir''i''sistematik biçimde Fransızlaştırmaya çalışıyorlardı.

Tunus''taki Zeytune Üniversitesi Kuzey Afrika''da sömürgeciliğe karşı İslami uyanışın merkezi haline gelmişti.

Tahar Bin Aşur “Genç Tunuslular” hareketine liderler kazandırmış olan “Sadıkiye Koleji”nde öğretmenlik de yapmış.

Genç Tunuslular''ın Ali Başhamba ve Muhammed Başhamba başta olmak üzere pek çok lideri 1912''de İstanbul''a hicret etmişler ve mücadelelerini Osmanlı''nın desteğiyle sürdürmeye devam etmişlerdi.

Sadece aydınlar değil, Tunus''lu kimi alimler de İstanbul''a hicret ederek ilmi faaliyetlerinin yanı sıra “Osmanlı Hilafeti”ni ve “İttihad-ı İslam”ı savunan faaliyetler içerisine girmişlerdi.

Prof. Tahir Bin Aşur ise Tunus''ta kalarak ilmi faaliyetlerini sürdürmeye devam etmişti.

BİN BADİS''İ O YETİŞTİRDİ

Prof. Aşur Zeytune Üniversitesi''nde yöneticilik, bilahare “Maliki Kadılığı” ve “Başmüftü Naipliği” görevlerinde bulundu.

1932''de “Maliki Şeyhülislamlığı”na getirilen Prof. Aşur daha sonra Zeytune Üniversitesi''nin rektörlüğü de üstlendi.

Prof. Aşur''un “İbn-i Haldun Okulu” ve “Sadıkiye Mezunları Derneği”nde verdiği konferanslar Kuzey Batı Afrika''da sömürgeciliğe karşı mücadele veren pek çok aydın ve eylemci gençler arasında geniş bir yankı uyandırmıştı.

1950''lerde İstanbul''u da ziyaret etmişti Prof. Aşur.

Hayrettin Karaman Hoca, Şeyh Aşur hakkında bakın ne diyor:

“Yazılı birçok değerli eser yanında en önemli canlı eseri, Müslüman Cezayir''in manevi lideri Abdulhamid Bin Badis''tir. İbn Aşur, Bin Badis gibi nicelerine, İslam''ı yeniden beşer hayatına iade için gerekli olan tefekkür, ictihad ve ıslahat ruhunu aşılamış, kendisi de hayatı boyunca bu uğurda mücadele vermiştir.”

Prof. Tahir Bin Aşur 1973''te vefat etmişti.

KUZEY AFRİKA VE TÜRKİYE DOSTLUĞU

Aşur ailesi hakkında bu biyografik bilgileri vermemin nedeni Kuzey Afrika ile ortak tarihimizi hatırlatmaktır.

Türkiye ve Kuzey Afrika arasındaki ilişkilerin sadece devletler düzeyinde değil, halklar ve aydınlar düzeyinde de gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Birbirimize çok şey katacağımızı umuyorum.

Bakın artık Tarık Ramazan ve Fehmi Huveydi gibi Kuzey Afrikalı aydınlar da gazetelerimizde yazmaya başlıyorlar.

Kuzey Afrika''nın demokratikleşmesi sürecinde Arap gazetelerinde de Türk aydınları yazmalıdır.

Bizim onları tanıdığımız kadar Araplar da bizim aydınlarımızı ve ilim adamlarımızı tanımalılar

TRT''nin Arapça yayın yapan kanalı bu tanıtma işlevini ne kadar yerine getirebiliyor, bilemiyorum.

Türkiye ve Arap dünyası arasındaki kültürel alışverişin iletişim ve yayın araçları yoluyla artırılması gerekiyor.

Prof. Tahir Aşur''un eserlerini Türk okurları nasıl takip edebiliyorsa, bizim alimlerimizin eserleri de Arap okurları tarafından aynı şekilde takip edilebilmeli. Gazetelerde “Tunus''ta şimdi Türkiye zamanı” başlıklı haberleri okuyunca ilk elden zihnime düşen yansımalar bunlar oldu.

Aşur''lar Tunus''un ulema ailesinden geliyor

Tunus''lu “Aşur ailesi”nin ünü sadece Prof. Tahir Aşur''dan gelmiyor. Prof. Aşur''un 1868''de vefat eden büyükbabası Muhammed Tahir Aşur da Tunus''un Zeytune''den yetişmiş meşhur alimlerinden biriydi.

“İslam Hukuk felsefesi” eserinin müellifi Tunus ulemasından olan büyükbabasının ismini taşıyordu.

Prof. Aşur''un oğlu, yani “Tunus Siyasi Reform Komisyonu” başkanı İyad Aşur''un babası Prof(Şeyh)Muhammed Fadıl Bin Aşur da keza Kuzey Afrika''nın tanınmış alimlerinden biridir.

Şeyh Tahir Bin Aşur''un torunu Prof. Muhammed El Aziz Bin Aşur da yüksek lisans ve doktorasını Sorbonne''de yapan Tunus''un seçkin tarihçileri arasındadır.

Bu yönüyle onu Prof. İlber Ortaylı''ya benzetiyorum

Onu Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozi ve eşinin Tunus''u ziyaretinde mihmandar olarak izlemiştik.

İyad Aşur''un kardeşi olan Prof. Muhammed Aziz Aşur birkaç yıl önce Tunus Kültür Bakanlığı da yaptı.

Bakanlığı döneminde Türkiye''yi de ziyaret etti.

İyad Aşur''un kızkardeşi Sana Bin Aşur da Tunus kadın hareketinin liderlerindendir.

Ailenin bugün yaşayan ünlü isimleri daha çok Tunus''un yüzü Batı''ya dönük aydın kesimi arasında yer alıyorlar.

Bunu da not etmekte yarar var.

Bin Badis: Müslüman Cezayir''in manevi lideri

Prof. Tahir Bin Aşur''un yetiştirmelerinden Şeyh Abdülhamit Bin Badis Kuzey Afrika müslümanlarının simge isimlerinden biridir.

Hayrettin Karaman Hoca''nın dediği gibi Cezayir''in de manevi lideridir.

1908''de Tunus''ta “Zeytune”de üniversite eğitimine başlayan Bin Badis 1912''de diplomasını almıştı.

Cezayir Kuzey Afrika''nın ilk işgal edilen ülkesidir sevgili okurlar.

Cezayir''i işgal eden Fransız sömürgeciler eğitimi de Fransızlaştırdılar.

Arapça eğitim veren okullar kapatıldı, alimler ve aydınlar baskı altına alındı.

1830''daki işgalden sonra Emir Abdulkadir Cezairi liderliğinde büyük bir başkaldırı hareketi başlatıldı.

Uzun yıllar süren başkaldırı hareketini güçlükle durdurabildi Fransızlar.

Bir süre Fransa''da gözetim altında tutulan Emir Abdülkadir''in Osmanlı Suriyesi''nde yerleşmesine izin verildi.

Emir Abdülkadir ailesiyle birlikte yüzlerce Cezayirli aile de Suriye''de yerleşti.

Fransızlar 1930''de Cezayir''in işgalinin yüzüncü yıldönümünü kutlarken Cezayirli alimler de boş durmuyorlardı.

1931''de Abdülhamit Bin Badis, Tayyib Ukbi ve Beşir İbrahimi''nin başını çektiği “Cezayir Müslüman Alimler Cemiyeti” kuruldu.

Şeyh Tayyib Ukbi ve Şeyh Beşir İbrahim de Osmanlı topraklarına hicret etmişlerdi ve 1920''lerin başlarında ülkelerine dönmüşlerdi.

Prof. Tahir Aşur''un talebesi olan Abdülhamit Bin Badis liderliğindeki “Ulema Cemiyeti”nin yayın organı “el-Şebab”ta yayınlanan yazılar arasında meşhur Osmanlı aydını ve mücadele adamı Lübnan''lı Emir Şekip Arslan''ın yazıları da yer alıyordu.

Beşir İbrahim, Emir Şekip Arslan''la irtibatlıydı ve Osmanlı tasfiye edildikten sonra pes etmeyerek sömürgeciliğe karşı “Mağrip Birliği” ile “İttihad-ı İslam” mücadelesinde birlikte hareket ediyorlardı.

Kuzey Afrika''nın 1920''lerde ve 1930''lardaki direniş hareketlerinin içerisinde yer alan üniversiteli gençlerin çoğu Şekip Arslan''ın Avrupa''da sürgündeyken etkilediği eylemcilerdir.

Yeri geldiğinde bunlardan da bahsedeceğiz.

Şeyh Abdülhamid Badis ve arkadaşları Cezayir''i Fransızlaştırmak isteyen Fransız sömürgecilere karşı Müslüman Cezayir''i müdafaa etmek için kurmuşlardı Ulema Cemiyeti''ni.

Arapçayı resmi dil olmaktan çıkararak yerine Fransızcayı ikame eden Fransızlar, Cezayir''in İslami tarihini de yok etmek istemişlerdi.

Cezayir Müslüman Alimler Cemiyeti''nin kuruluş gerekçelerinden biri de bu gidişata son vermek idi.

Cezayir''in en ücra köşelerine kadar yüzlerce okul ve kurs açmışlardı.

Arap dilini ve İslam kültürünü yok etmek isteyen Fransızların her türlü engellemesine karşın bir eğitim seferberliği başlatmışlardı.

Cezayir halkını cahil bırakmak isteyen Fransızlar kendi açtıkları okullarda sıradan Arap çocuklarının okumasını zorlaştırmışlardı.

Fransızlara yakın duran elit ailelerin çocukları okuyabiliyordu bu okullarda.

Bin Badis ve arkadaşlarının açtığı çığır yüz yıllık işgal sonucunda kendi kültürlerinden ve dillerinden koparılmış Cezayirlilere milli kimliklerini iade etmişti.

Cezayir Devrimi''nin başarıya ulaşmasında Bin Badis ve arkadaşlarının verdiği eğitim mücadelesinin büyük katkısı vardı.

Bin Badis vefat ettiğinde yerine yardımcısı Beşir İbrahimi geçti.

Ulema Cemiyeti''nin liderlerinden Fadıl el Vartalani de ömrünü sürgünlerde geçirdi.

Emir Şekip Arslan''ın yanı sıra Osmanlı Hilafetini savunan ve daha sonra Ezher Büyük şeyhliğine getirilen Tunus asıllı Muhammed Hıdır Hüseyin''le irtibatlı olan Şeyh Fadl Vartalani 1959''da Ankara''da bir hastanede vefat etmişti.

Hatırlatalım Muhammed Hıdır Hüseyin de Zeytune''de yetişmiş alimlerden biriydi ve o da Fransız işgali altındaki Tunus''tan Osmanlı''ya hicret etmişti.

Ulema Cemiyeti''nin pek çok üyesi ya sürgünde, ya hapiste, ya da gözetim altında yaşamlarını yitirdi.

Hepsini de saygıyla ve muhabbetle anıyoruz.