
Zaman zaman dostlarım, "Siyaset yazmasan, derler. Daha kalıcı konuları işlesen. Siyasetin hangi gün ne getireceği bilinmez ki... Siyasetin sürprizleri, sizin çizginizi de yaralayabilir. Bugün övdüğünüz insan, yarın bambaşka bir görüntü sergileyebilir. O zaman ne diyeceksiniz?"
Bundan endişe etmiyor değilim. O yüzden de, yargılarımda ölçülü olmaya itina ettim hep... Överken de, yererken de... Sanıyorum bugüne kadar karşıma en çok çıkan yazım "Seni seviyoruz savunan adam!" başlıklı yazı olmuştur. O gün çok sevildi ve zaman zaman da farklı ortamlarda, gene dost muhitlerde esprili eleştirilere konu oldu. Ancak ben hâlâ o yazının o gün gerekli olduğunu düşünüyorum.
Burada asıl temas etmek istediğim konu, "siyaseti tanzim"le ilgilenen başka kurumların karşı karşıya bulunduğu zorluk, hatta imkânsızlık. Bugün yaşanan siyasî karmaşanın, o çevreler için önemli bir uyarı olduğunu düşünüyorum.
28 Şubat''ın hedeflerinden birisi idi siyaseti tanzim. Amaç da, "Siyasal İslâm" diye nitelenen siyasî çizginin zayıflatılması idi. Belki o arada, "Siyasal İslâm"a kültürel zemin hazırladığına inanılan "merkez sağ" oluşumlar da zayıflatılacaktı.
18 Nisan seçimlerine karar verildiği günlerde 28 Şubat eksenli değerlendirme yapan çevreler, gerekli düzenlemeler yapılmadan gidilecek bir seçimin kaosa yol açacağını öne sürüyorlardı.
Anasol-D hükümeti yıkıldığında, yerine yeni hükümeti kurmak üzere seçilen ve 28 Şubat ekseni ile dirsek teması içinde olduğu fısıldanan Yalım Erez, ilân ettiği reformcu misyon ile, ciddî bir seçimleri erteletme rüzgârı estirmiş ve seçim isteyen muhitlerde tedirginlik uyandırmıştı. Kanaat şuydu: 28 Şubat ekseni seçim istemiyordu. Bu görüntü Yalım Erez''in hareketini akamete uğrattı. Bu arada Ecevit, seçimleri yaptıracak kişi olarak ANAP-DYP desteği buldu ve hükümet kurma fırsatı yakaladı.
Şu anda Yalım Erez, küskünler arasında seçimleri erteletmenin koordinatörlüğünü yapıyor. Bu arada ilginçtir, 28 Şubat mağduru Erbakan''a "siyasî yasakları kaldırma" vaadinde bulunuyor.
Acaba Yalım Erez, bu işleri hâlâ 28 Şubat ekseninde bir kişi olarak mı yapıyor?
Ve acaba Erbakan, Yalım Erez''in konumunu nasıl görüyor?
Bir soru da şu: Acaba 28 Şubat ekseni, şu gelişmeler içinde var mı ve nerede duruyor?
Seçimlerin ertelenmesi hâlâ isteniyor mu, bu yüzden de Yalım Erez hareketine yatırım yapılıyor mu, yoksa, "28 Şubat misyonu en çok DSP''nin omuzlarında hayat buldu. Şu anda ise DSP, seçimlerden birinci parti olarak çıkacak gibi görünüyor. Öyleyse seçimler bir an önce yapılmalı ve DSP hükümeti kurmalı, 28 Şubat misyonu devam etmeli" mi deniyor?
Ve bir soru daha: 28 Şubat ekseni, Ecevit''le birebir örtüşmeyi toplum ilişkileri açısından sağlıklı buluyor mu?
28 Şubat ekseni, askerle ilişkili bir eksen. Meselenin hassas oluşu da bu yüzden... Çünkü hamama giren terler, dendiği gibi siyasete giren de böyle labirentlere hazır olmalı... "Meydâne giren kurtulamaz seng-i kazadan" demiş Ziya Paşa... Yalım Erez''in ya da Ecevit''in zigzagları, hatta Demirel''in tartışılan tavırları kendilerini yıpratır, ama asker kişinin yıpranması görev başında kendisi ile sınırlı kalmıyor.
O yüzden askerî müdahaleler sonrasında siyasî ilişki hep sancılı olmuştur. Askerî müdahalelerde sözü edilen CHP+ordu denklemi, muhakkak ki en çok orduyu rahatsız etmiştir. 12 Eylül sonrasında askerî liderlerin Sunalp''e destek vermesi ve seçim sonrasında yaşanan mağlûbiyet, Evren ve arkadaşlarına itibar kazandırmamıştır.
Şu sıralar, 28 Şubat''ın "siyaset tanzimi"ne ilişkin projelerinin en çok irdelenmesi gereken dönemdir diye düşünüyorum. Çünkü siyasî olarak durulacak her yer, belirli riskler taşıyor. TSK''ya böyle bir riski yüklememek, hatta bu millî kurumu böyle bir riskten korumak gerekir.
Bu noktada, TSK komuta heyetinin belirli bir duyarlık sergilediği de gözleniyor. Meselâ yaşanan gerilimli ortamda 28 Şubat''la ilgili hiçbir bağlantı kurulmaması sağlık alâmetidir.
Yalnız Ecevit''in gerilimi kaşıyan üslûbunu yadırgatıcı bulduğumuzu belirtmeliyim. "Sivil darbe" gibi, "Rejimin tehlikeye girmesi" gibi hiç kimseye ciddî gelmeyen provokatif söylemler, çok garip bir olağanüstülük arayışının yansımasıdır. Belki Ecevit, seçimleri "DSP-FP gerilimi" içine oturtmak ve bu işin dominant temsilcisi konumunu üstlenmek suretiyle, bu alanda var olduğu düşünülen siyasî rantı devşirmek çabasındadır. Ama Ecevit''in, bu telâşlı tavır ile, kendi camiasında bile garipsendiğini belirtmemiz gerekiyor. Hasan Cemal''i ayrıca yazacağım, ama burada hemen bir çağrışım söz konusu: Hasan Cemal, "Benim görevim, gerici basını tarayıp, orduyu kışkırtmak için malzeme çıkarmaktı" diyor. Bu kışkırtıcı üslûptan vazgeçmek zor anlaşılan sol camiamız için...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.