
TRT’nin sevilen dizisi Yunus Emre’nin gönüllere ferahlık veren bölümlerinden birinde Tapduk Emre müritlerine sohbet ederken imanı bozan şeylerden bahseder. Kamu yönetimine yön gösteren kritik tavsiyelerin yer aldığı hususları açıklamaya çalışacağız.
Namazı orucu bozan şeyleri biliriz. Hele sen şu imanı bozan şeylerden bahset. Bahset ki bizim abdestimiz de tutsun. De hele müftü efendi, orucu nelerin bozduğunu ezber çokta zor değil. Sen asıl imanı bozan haller neler onları anlat.
Tapduk Emre, imanı bozan şeyleri tek tek anlatır. Meğer anlattıkları modern kamu yönetiminin yıllardır tekrarlayıp durduğu şeylermiş. Zaten gök kubbenin altında söylenmedik şey kalmamış diye güzel bir söz vardır. Şimdi de imanı bozan şeyleri gönül ehli olan Tapduk’tan dinleyelim:
1- Kul hakkı yemek. Her şeyin kazası olur da kul hakkı yemenin kazası olmaz.
2- Emeği hiçe saymak. Hiç kimsenin emeğinin karşılığı zayi edilmeden verilmeli. İşçinin hakkı teri kurumadan teslim edilmeli ki sizden razı ola.
3- İşi ehline vermemek, adam kayırmak.
4- İşine ve tartısına hile karıştırmak.
5- Hırsa kapılmak.
6- Zayıf bulunca zulmetmek, büyük görünce dalkavukluk etmek.
7- Topluluk içine fitne sokmak.
8- Bölüştürmek yerine bölücülük yapmak. Aman ha bölüşürsek tok, bölünürsek yok oluruz.
9- Dostunu dahi kıskanmak.
10- Yalan söylemek.
11- Buğz beslemek.
Bu sözlere kim ne diyebilir ki. Her söz altın değerinde kıymetli. Aslında anlatılanlar kamusal ve toplumsal hastalıkların tezahürü gibi. Hastalık o kadar tanıdık geliyor ki. Demek ki zaman geçse de hastalıklar sadece isim ve kılık değiştiriyormuş. Yani özünde aynıymış.
Daha önceki yazılarımızla birleştirdiğimizde bizim sayfalar dolusu anlattığımız şeyleri Tapduk Emre birkaç cümlede özetlemiş. Gönül ehli olanların özelliği böyle oluyor.
Meğer işi ehline vermemek ve adam kayırmak imanı bozuyormuş. Hele hele işine ve tartısına hile karıştırmanın da imanı bozan şeyler olduğunu kamu yöneticileri duyunca ümit ederiz ki bundan sonra daha dikkatli davranırlar.
Yine zayıf bulunca zulmetmenin, büyük görünce de dalkavukluk etmenin imanı bozan şeyler arasında sayılması çok ilginç. Kamuda yöneticilerinin ne kadar çok başvurduğu yöntem değil mi? Örnek vererek sayfayı kirletmenin gereği yoktur herhalde. Zira her gün gözümüzün önünde binlercesi tekrar ediliyor.
Tapduk Emre de ne anlar bu işlerden diyenler olursa onlara da diyecek bir şeyimiz yok elbette. Ne de olsa üniversite tahsili olan bir kişi değil. Bunca ilim irfan sahibi kamu yöneticileri bu kişinin sözlerini örnek alacak değil ya diye düşünenler çıkabilir.
Böyle düşünenlere Tapduk Emre’nin anlattığı imanı bozan şeylerin çok fazla anlamı olmayacaktır. Biz yine de onu dinleyelim. Ne olur ne olmaz belki imanı bozan şeylerden tövbe edenler çıkabilir.
Tövbe kökünü istiğfar yaprağı ile karıştırıp gönül havanına koyduktan sonra tevhid tokmağı ile döveceksin, insaf eleği ile eledikten sonra gözyaşı ile hamur edip aşk ateşinde pişireceksin, muhabbet balından da birazcık sabah akşam kanat kaşığıyla azar azar yiyeceksin.
İşte Tapduk Emre’nin tövbe formülü. Ancak, sabah akşam bu tövbeyi yapıp sonra da yine bildiğini okumak herhalde günümüzün başka bir hastalığı olsa gerektir.
Yukarıda Tapduk Emre’nin imanı bozan şeyler arasında saydığı emeğin hiçe sayılması ve emeğinin karşılığının zayi edilmesinin sayılması oldukça önemlidir.
İşçinin emeğinin karşılığının teri kurumadan teslim edilmesi bizim inancımızın gereğidir. İşçi hakkını alabilmek için sendikaya dahi gerek yokken gelinen noktada sendikasız ortamlarda asgari ücrete mahkûm edilmekte hatta bunun bile ödenmesinde sorun çıkabilmektedir.
Bu çerçevede Salih Demir isimli bir takipçimiz; “Biz KAMU da Enerji de Direğin tepesinde, Savunma da uçak, gemi tamiri yapan, Orman da yangın da, DSİ de selde deprem de Teknik becerileri yüksek, iş kazalarında ölen 600 Bin KAMU işçileriyiz. Sözleşmemiz başladı. Bizi de yazınızda gündeminize alır mısınız?” diye mesaj göndermiş.
Elbette gündemimize alırız. Bazı kamu işçisi takipçilerimiz aksini söylese de biz kamu işçisinin düşmanı değiliz ve olmadık da. Biz elimizden geldiğince hak ve haklının yanında olmaya çalıştık. Okuyucumuzun bahsettiği gibi kamu işçilerinden birçoğu çok tehlikeli işlerde görev yapmaktadır. Adeta kelle koltukta iş yapmakta ve alın terleri şıpır şıpır dökülmektedir. Bazen güneş altında, bazen soğukta en sıkıntılı işleri yapan kamu işçileri bulunmaktadır. Elbette bunların hak ettiği ücreti almaları bizleri sevindirir. Ümit ve temenni ederiz ki toplu sözleşmeden de geçmiş dönem toplu sözleşmesinde olduğu gibi sevinçle ayrılırlar.
Ancak bu toplu sözleşmenin Ülkenin içinde bulunduğu enflasyonist süreçten dolayı çok çetin geçeceğini söyleyebiliriz. Ne olursa olsun işçi konfederasyonlarının kamu işçisinin hak ettiği kazanımların alındığı toplu sözleşmeyi imzalamasını temenni ediyoruz. Nihayetinde enflasyonu en fazla hisseden kesim sabit gelirli çalışanlar olmuştur.
Kamu çalışanları enflasyonu iliklerine kadar hissetmektedir. Enflasyonu etkileyen kalemlerden en belirleyici olanlar çalışanların günlük hayatını doğrudan etkilemektedir. Yani enflasyon nihayetinde hem dünyada hem de ülkemizde enflasyon sepetindeki mal ve hizmet fiyatlarındaki artışlara göre belirlenmekte olup, kira, eğitim ve yiyeceklerdeki artış ise çalışanların doğrudan etkilendiği kalemlerdir. Bu kalemlerdeki artış ise oldukça yüksek seyretmektedir. Bu nedenle çalışanların maruz kaldığı enflasyonla açıklanan enflasyon farklı olabilmektedir. Ümit ederiz ki toplu sözleşme sürecinde bu durum dikkate alınır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.