
“Pakistan''ın sahip olduğu nükleer silahlar dünyanın en yobaz aşırılık yanlılarının dahil olduğu bir meseledir. Bu nedenle bununla ilgilenmek en tabii hakkımızdır.” Bu sözler CIA''in bölgedeki enerji operasyonları eski şefi Rolf Mowat-Larssen''e ait. Pakistan''daki nükleer silahların el-Kaide, Taliban (ya da aktüel duruma göre konulmuş isimle çıkacak) gibi radikal örgütlerden birinin eline geçmesi için diyor Mowat, “nükleer tesislerde görevli birinin bu gruplara sempati beslemesi yeterli.” Üstelik görünüşe bakılacak olursa rakamlar da ürkütücü!.. Nükleer tesislerin güvenliğinden sorumlu 8 ila 12 bin kişi var. “Aşırı dinciliğin” bu kadar yoğun olduğu bir ülkede, bu kadar çok insandan birinin radikal gruplarla temas etmesi kaçınılmaz. Ne dehşet verici bir manzara değil mi?
Geçtiğimiz Pazar günü Sunday Times gazetesinde çıkan bir habere göre işte Pakistan''ı bu beladan kurtarmak için Amerika çoktan harekete geçmiş bile. Özel eğitimli gizli CIA timleri nükleer tesisleri korumak için görevlendirilmiş. Bir terör grubunun eline geçme ihtimalinin olması halinde de bu silahları kaçırmak da gizli görevlerinin arasındaymış.
Aslında bu haberin, bizim açımızdan şaşırtıcı bir yanı yok. Pakistan iç politikasındaki kargaşa ve terörle mücadele adına Amerika''nın açıkça askeri müdahalede bulunması olarak sahnelenen oyunun perde arkasında nükleer silahların olduğunu tüm dünya biliyor. Amerika''nın artık göstere göstere Pakistan''ın tüm dengeleriyle oynaması, iç politikasını istikrarsızlaştırması, terörist gruplarla mücadele adına halkın tüm hassasiyetlerini ayaklar altına alması… Tüm bunlar yetmiyormuş gibi artık doğrudan müdahale ederek her gün onlarca kişinin Amerikan uçaklarınca öldürülmesi… Dışardan Amerikan insansız uçaklarının bombalarıyla, içeriden Amerikan kuklası hükümetle mücadele ettiğini sanan grupların eylemleriyle ülkenin kan gölüne çevrilmesi…
Afganistan''daki fiili işgal, Hindistan''la kurulan stratejik ittifakla bölgede Pakistan aleyhine bozulan denge ve her türlü meşruiyetten yoksun bir hükümet… Pakistan''ın görüntüsü bu.
Bunun yanısıra elinde tuttuğu 80 ila 100 kadar atom bombası ile ciddiye alınması gereken askeri bir güç.
Birkaç yıldır tırmandırılan olayların arkasında Pakistan nükleer gücünün akıbeti yatıyor. Ülkedeki her türden dengeyi altüst eden gelişmelerle verilmek istenen mesaj şu: Ya nükleer silahları teslim edersiniz yahut bölünürsünüz.
Amerika, nükleer müdahaleyi meşrulaştırmak için terör ve “aşırı dinciler” faktörünü sonuna kadar kullanacak görünüyor. Kaldı ki bu konuda Rusya''nın da tam desteğini almış durumda. Rusya, asıl nükleer tehdidin İran değil silahların her an aşırı İslamcıların eline geçme riski olan Pakistan olduğunu defalarca açıkladı. Böylece Rusya İran''la ilişkileri konusunda doğacak baskıları atlatmak amacıyla başka bir adrese yöneliyor.
Obama''nın Afpak stratejisinin savaş üzerine kurulmuş olması tesadüf değil. Pakistan gibi, kendi iç dengelerini bozma pahasına Amerika''nın tüm taleplerine cevap veren bir ülkeye ilan edilmemiş bir savaşın başlatılması nükleer silah faktörü olmadan açıklanamaz. Yolsuzluktan batmış hükümetlere karşın ordu dirense de Pakistan ya nükleer silah ya parçalanma, hatta Hindistan''a yem olma tehdidi ile karşı karşıya.
Bu konuda Pakistan ordusu ciddi biçimde direniyor. Bu direncin kırılıp kırılamayacağı şimdilik meçhul. Ancak nükleer silahlardan vazgeçse bile Pakistan''ın varlığını sürdüreceğinin bir garantisi de yok.
İran gibi Pakistan''ın da nükleer silahlar nedeniyle cezalandırılmak istenmesi, Irak''ın olmayan nükleer kapasitesi nedeniyle işgal edilmesi ve her ülkenin de Müslüman olması nasıl açıklanabilir?
Bir zamanlar nükleer silah korkusuyla dünyayı soğuk savaş atmosferinde yöneten sistem, İslam ve terör korkusunu gerçek kılmak için nükleer tehditle İslamcı terör korkusunu birleştiriyor. Soğuk savaş döneminin en büyük korkusu nükleer savaş çıkmasıydı. Soğuk savaşın bitmesiyle NATO''nun yeni düşman konseptini radikal dini akımlar aldı. Eski korkuyla yeni düşmanı birleştiren Amerika kendi halkını ve dünyayı ikna edecek çift katmanlı bir korku üretmeyi deniyor. Sonuç; Irak''ta olduğu gibi askeri varlığın pekiştirilmesi. Afpak bölgesi dünya hakimiyet mücadelesi bakımından son derece riskli bir alan. Amerika; Çin''in, Rusya ve Hindistan gibi nükleer güçlerin ve de enerji hatlarının kesiştiği bölgede askeri varlığını sürekli kılacak gerekçeler üretmek istiyor. Afganistan''da el-Kaide mücadelesi inandırıcı olmak bir yana komik bir hal almaya başladı. Pakistan''ın nükleer silahları ile dinci terör korkusu Batı''nın zihnindeki tehdit algısına karşılık gelebilir. Ancak 19. yüzyıldan kalma “büyük oyun”un kaybedilmesi durumunda kayıp da büyük olabilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.