İstanbul hava muhalefetine rağmen bu hafta etkinlikler ile çoşmuş durumdaydı. Masamın üzeri davetler, kitaplar ile dolmuş vaziyetteyken, bugün gündemi değil onları yazmak istedim.
"Canımı Pul Gibi Kullanıyorum"
Bilgi Üniversitesi Yayınları''ndan tıpkı basım tekniği kullanılarak hazırlanmış "Nazım Hikmet''in Açlık Grevi Dosyası" içeriğindeki el yazısı notlar, hatıra defteri, gazeteler, mahkeme kayıtları ile bize çok değerli bir arşivi hediye ediyor. Dosyayı elinize aldığınızda sanki tarihin içinden mektup almışsınız hissine kapılıyorsunuz.
Nazım Hikmet Dosyası, 1938 yılında 28 yıl 5 aya mahkûm olan Nazım Hikmet''in, bu mahkûmiyet kararından 13 yıl sonra af için yaptığı başvuruların sonuç vermemesi üzerine başlattığı açlık grevine ilişkin notları içeriyor. Yazar bu greve "millete verdiğim açık istidaya canımı pul yerine kullanıyorum" diyerek 8 Nisan''da başlıyor. Fasılalar ve tıbbi müdahelelere rağmen vazgeçmediği açlık grevinin bitirilmesine ilişkin uluslararası örgütler dâhil herkes seferber oluyor. Demokrat Parti''nin iktidara gelmesi özgürlük umudunu bir nebze artırıyor. Bu umut karşılıksız da kalmıyor. 13 Temmuz''da bu konuya ilişkin cezaların indirilmesinin ardından şair özgürlüğüne kavuşuyor. 22 Kasım''da Dünya Barış ödülü alıyor. Ancak pasaport alamadığı için yurt dışına çıkamıyor ve ödülünü Pablo Neruda alıyor. 1951 yılında, 49 yaşındayken askere çağrılmasını yaşamına bir tehdit olarak gören şair, gizlice yurtdışına kaçıyor. 15 Ağustos''ta Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkarılıyor. Soğuk savaşın en yoğun günlerinin yaşanmaya başladığını söylüyor tarihler...
Bu yayın Türkiye''de gazetecilerin tutuklanmasına ilişkin olumsuz raporların dünya basınında yayınlandığı bugünlerde, Cumhuriyetin fikir suçlularına bakışını, tarihten gelen bir sesle hatırlatıcı bir özellik taşıyor. Bir rejimin artık değişmesi gereken zihniyetini ortaya koyuyor.
Pablo Neruda''nın "Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle,
Kuyu gibi kapkara zindanlardan" diye tarif ettiği o günlerin değerli bir anısı olarak Nazım Hikmet dosyasını kütüphanelerimizde yerini almalı.
The Cemaat
Nazlı Ilıcak''ın "Her Taşın Altında "The Cemaat" mi var?" sorusuna cevap aradığı kitabını yeni okumaya başladım. Yazar, Şemdinli''den başlayarak ihtilal senaryolarının arka planına ilişkin tüm olayları iyi bir gazetecilik çalışması ile yorumlamış. Ilıcak''ın yazılarındaki akıcı, karmaşık olayları sadeleştiren üslubu kitaba da hakim. Okuduğum kadarı ile The Cemaat''i aklamak üzere yazılmış manipülatif ve taraflı bir kitap izlenimi uyandırmadı bende. Canlı tanıklık yaptığımız bu dönemin her kafadan bir ses çıkan tarihini bir bütün olarak görüp anlamak açısından kitabın önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum. Bitince de fikirlerimi ayrıca paylaşacağım.
Fethullah Gülen''in "Yaşatma İdeali" ve Zulkarneyn
Bu hafta masamdaki kitapların bir başkası ise Fethullah Gülen''in "Yaşatma İdeali" isimli kitabı. Kitaba daha fırsat bulup elimi süremedim. Ancak tanıtım toplantısında özelikle Ali Bulaç''ın, Gülen''in bu kitapta vurguladığı noktalardan birisine ilişkin alıntısı oldukça dikkatimi çekti: "Zülkarneyn gibi milletimizin misyon üstlenmesi gerekiyor. Zira Zulkarneyn muvazene unsuruydu."
Zulkarneyn, Kur''an-ı Kerim''in efsanevi kahramanlarından birisi. Kur''an anlatımına göre bir peygamber, ya da bir kral değildir: "(Ey Muhammed), sana Zülkarneyn''den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım. Biz yer yüzünde onun için sağlam bir mekan ve orada istediği gibi hareket edeceği yönetim hürriyeti hazırladık ve kendisine (muhtaç olduğu) her şeyden bir sebep verdik (ulaşmak istediği herşeye ulaşmanın yolunu, aracını verdik). O da (kendisini batı ülkelerine ulaştıracak) bir yol tuttu... Böyle (yüksek bir mevkie ve hükümranlığa sahip) idi. Onun yanında (daha) nice (hükümranlık) bilgisi (tecrübesi ve vasıtası) bulunduğu biz biliyorduk. Sonra yine bir yol tuttu. Nihâyet iki sed arasına ulaşınca, onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu. Dediler ki: Ey Zülkarneyn, Ye''cuc ve Me''cuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi? Dedi ki: Rabb''imin beni içinde bulundurduğu (mal ve mülk, sizin vereceğinizden) daha hayırlıdır. Siz bana insan gücüyle yardım edin de, sizinle onlar arasına sağlam bir engel yapayım." el-Kehf, 18/83-98).
Kısmen alıntıladığım bu ayetin tamamında anlatılanlar ve Zulkarneyn''in güneşin doğduğu ve battığı yerde yaptıkları ilginç, idraki zor ve hayal gücünü zorlayıcıdır. Ancak cemaat değerleri içinde önemli bir yer tutan "fedakârlık ve beklentisizliğin" değerine ilişkin de önemli işaretler taşır.
Kimilerine göre Zulkarneyn bir zaman yolcusudur. Zira doğuda ve batıda, özelikle de yeryüzünde fesat çıkaran Yecuc ve Mecuc gibi halklar üzerinde hakimiyet kurarken adeta çok ileri bir teknolojiyi kullanır. Çoğu kaynaklar Zulkarneyn kimdir sorusuna, "kim olduğu bilgisi Allah katında saklı olan bir kişidir "cevabını verir.
Zulkarneyn Kuran''da sıralanan özelikleri ile üstün yetenekli, olağanüstü güç ve imkânlara sahip, dünyanın batısını da doğusunu da bilen ve oralara hükmedebilen, bilgili, zalimleri cezalandıran, iyi ahlaklı toplumları koruyan bir kişi olarak tarif edilir.
Bu camiada Zulkarneyn''den bahsedilmesi elbette yeni değildir. Ancak "Yaşatma İdeali" kitabında milliyetçilikten uzak, ahlak ve vicdanları dirilten, ulus sınırlarını aşan, hak ve hizmet içeren bir misyondan Zulkarneyn örneği ile söz etmesini önemli bulduğumu söylemek isterim.
Yerim bitti masamdaki kitaplar bitmedi. Devamı kim bilir, ne zamana...
Başlıklar :

