Zihnî meşrulaştırma ve yeni sağ ideolojisi

04:007/03/2026, Cumartesi
G: 7/03/2026, Cumartesi
Ayşe Böhürler

ABD Dış İşleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşması bize liberal fikirlerin, ulus devletlerin, insan hakları temelli bir dünya görüşü geliştirme hayal ve isteğinin artık önemsizleştiğini söylüyor. En azından Amerika artık bu fikirleri itibarlı bulmuyor. Trump’ın İran üzerine başlattığı savaşa dair açıklamalarını dinlerken kullandığı alaycı, aşağılayıcı dil, Alman Başbakanı Merz’in “kuralsız bir dünyaya adım attık” cümlesi, Rubio’nun sözleri, ABD-Avro medeniyetinin soslara

ABD Dış İşleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşması bize liberal fikirlerin, ulus devletlerin, insan hakları temelli bir dünya görüşü geliştirme hayal ve isteğinin artık önemsizleştiğini söylüyor. En azından Amerika artık bu fikirleri itibarlı bulmuyor.

Trump’ın İran üzerine başlattığı savaşa dair açıklamalarını dinlerken kullandığı alaycı, aşağılayıcı dil, Alman Başbakanı Merz’in “kuralsız bir dünyaya adım attık” cümlesi, Rubio’nun sözleri, ABD-Avro medeniyetinin soslara ihtiyaç duymadan asıl yemeğe direkt daldığı, efendi-köle ilişkisine dönme isteğini yansıtan yeni dünyayı çok iyi tanımlıyor. Dünya bu kabalığa ve aşağılamaya razı olacak mı konusu ayrı bir başlık elbette. Ama belli ki rıza oluşturmak için hiçbir etik, hukukî kural tanınmayacak.

Trump hakkında daha önce de yazmıştım. Dünya görüşünü “nativist” (yerlici) ve “birther” (doğumcu) olarak tanımlıyor. Yani, “doğma büyüme Amerikalıların hak ve çıkarlarını koruma peşinde olduğunu” söylüyor. Alt sağ akımlardan ilham alan fikir dünyasının merkezinde “Beyaz Hristiyan” üstünlüğünü ve kimliği savunmak yer alıyor.

Görünen o ki, “Beyaz Hristiyan” üstünlüğü, içeride göçmen karşıtlığı, dışarıda da istemediği ülkeyi hizaya getirmek için liderini hapsedecek ya da yok edecek bir neo-kolonyal zihniyeti meşrulaştırıyor. Belli ki “sömürgecilik” MAGA için tarihten ilhamla yeniden şekilleniyor.

Bu fikrin özündeki felsefeyi sömürgecilik tarihi üzerine çalışan Prof. Azmi Özcan şöyle özetliyor: “Geçmişte sömürge haline getirdikleri ülkelerde milyonlarca insanın çeşitli sebeplerle ölmeleri onları insanî anlamda rahatsız etmemiş, çünkü arka planda zihnî meşrulaştırma araçlarını geliştirmişler. Bunlardan birkaç tanesini hatırlayalım. Örneğin, Sanayi Devrimi’yle birlikte teknolojik, askerî ve diğer alanlarda sağladıkları üstünlükleri dinlerine hamlederek, ‘çünkü bizim dinimiz daha üstün’, ırklarına hamlederek, ‘çünkü bizim ırkımız daha üstün’, kültürlerine hamlederek, ‘çünkü biz yüksek kültürlüyüz. O yüzden bu olup bitene hakkımız var, çünkü doğada ancak güçlü olanların yaşayabileceği bir sistem geçerli’ demişlerdir. Biyolojik Darwinizmin tarihe ve topluma uygulanışı böyle bir şeydir. Biyolojik âlemde ancak güçlü olanın yaşaması, beklenen ve anlaşılabilir bir şeyse, insanî düzlemde de güçlü insanların ve güçlü toplumların başkalarının üzerinde bir hayat sürmeleri doğaldır ve haklarıdır. Bakın, bu bütün makyaja rağmen, bütün insan hakları söylemlerine rağmen, bütün demokrasi söylemlerine rağmen günümüzde de bütün acımasızlığıyla geçerliliğini koruyan bir zihniyettir.”

Bu zihniyet bugün yeni sürüm versiyonu ile önümüzde duruyor. Öncelikle koruyucu kalkan, drone savarlar asıl zihinlerimize kurulmalı.


İSRAİL SAĞI-AMERİKAN SAĞI İTTFAK İÇİNDE Mİ?

Son dönemde yaşananlar İsrail sağı ile Amerikan sağı olan MAGA arasındaki ilişkileri de yeninden gündeme getiriyor. İran saldırısını zihinlerde meşrulaştırırken, Trump, “Amerika’dan nefret ettiler, İsrail’den nefret ettiler” sözünü art arda kullansa da iki sağ arasındaki mesafe nicedir açılmış durumda.

İsrail sağının son on yılda ABD’deki Hristiyan milliyetçiler-evanjelik sağ ile kurduğu siyasal ittifak 2020’lerin ortasından itibaren tersine dönmüştü. Bu dönüşe örnek olarak da Tucker Carlson’un eski 27 Ekim 2025’te beyaz üstünlükçü aktivist Nick Fuentes’i podcast programında ağırlayarak daha önce Nazi sempatizanı Darryl Cooper ve antisemitik söylemler kullanan Ortodoks rahibe Mother Agapia Stephanopoulos gibi isimlerle de söyleşiler yapması Amerikan sağında Yahudi karşıtı ve “pagan Hristiyan” fikirlerin yükselişine işaret ediyor şeklinde yorumlanmıştı.

MAGA hareketinin evanjelik tabanı zamanla klasik Hristiyan Siyonizminden uzaklaşmasını Yale Üniversitesinden din tarihçisi Prof. Eliyahu Stern şöyle açıklıyordu: “Amerikan Hristiyanlığında Yahudi-Hristiyan etiği yerini Yunan ve pagan gelenekleri vurgusuna bırakıyor; bu da Yahudiliği zayıf, Hristiyan gücünü ise yüceltilmiş gösteren yeni bir ideolojik yapı yaratıyor.”

Bu ideolojik dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri, muhafazakâr düşünce kuruluşu Heritage Foundation’ın başkanının “bir Hristiyan ve Amerikalı olarak önceliğim Mesih’e, sonra Amerika’ya bağlılıktır” sözleri, Genç Cumhuriyetçiler örgütü içindeki sohbet gruplarında ırkçı ve antisemitik mesajların dolaşması, İsrail sağı ile Amerikan sağının mesafesini açmıştı. Diğer taraftan Heritage Foundation’ın 2025 Raporu ABD’nin İsrail’e verdiği askeri yardımların 2047’ye kadar kademeli olarak sona erdirilmesini öneriyordu. Bu öneri, Washington’daki yeni sağ çevrelerin İsrail’i artık “stratejik yük” olarak gördüklerine işaret ediyordu. Ta ki ortak düşman İslam devreye girene kadar.

Bu tablo, İsrail sağı ile Amerikan sağının artık otomatik bir ittifak içinde olmadığını, daha çok konjonktürel bir yakınlaşma yaşadığını gösteriyor. İdeolojik düzeyde açılan mesafe, tarafların birbirini stratejik değil araçsal bir ortak olarak görmesine yol açıyor. Ancak Ortadoğu’daki krizler ve özellikle İran ya da İslam dünyasıyla yaşanan gerilimler bu mesafeyi geçici olarak kapatabiliyor. İki sağ arasındaki ilişki kalıcı bir ideolojik birlikten çok, ortak tehdit algıları etrafında kurulan kırılgan bir çıkar ittifakı görünümü taşıyor. Yüzyıllardır dünyaya vazettiği değerler sistemini hiçe sayan bu ittifakın, geçici de olsa dünyaya bıraktığı hasar çok büyük oluyor. Tüm dünya bunu fark etmek ve buna göre pozisyon almak zorunda.

#ABD
#Siyonizm
#Ayşe Böhürler