
88 yıl sonra Türk askerinin Ortadoğu topraklarında olmasının ayrı bir anlamı olduğu açık.
Türkiye, Ortadoğu için sıradan bir ülke değil. Ortalama dört asır bölgeyi yöneten, bölgenin mukadderatını elinde bulunduran, bölgeyi himaye eden, bölgeyi dış dünyanın tehdit ve saldırılarına karşı koruyan bir ülkedir Türkiye.
Dört asır boyunca bir bölgenin ve burada yaşayanların mukadderatını paylaşmak es geçilebilecek bir husus değil. Bu zaman zarfında oluşacak ortak değerler, anlayışlar, kaynaşmalar bir medeniyet potasında erimeyi ve ortak dünyanın birer parçası olmayı gerektiriyor.
Türkiye, Lübnan ve Ortadoğu''dan 1917 yılında henüz Birinci Dünya Savaşı devam ederken çekildi. Biliyorsunuz İngiliz ordusuyla yapılan muharebe kaybedilince bölgedeki Osmanlı ordusu çekilmiş ve buralar sömürgeci İngilizlerle Fransızlara bırakılmıştı.
Savaş sonunda imzalanan antlaşmalarla da bu durum tevsik edilerek Türkiye''nin bölge ile yolları iyice ayrılmıştır. San Remo''da bölge manda yönetimleri altına verilmiş ve 20.yüzyılda Ortadoğu''nun patronu İngiltere ile Fransa olmuştu.
1917 yılında çekildiği topraklara Türk askeri 2006''da Birleşmiş Milletler Barış Gücü şemsiyesi altında geri dönmektedir. Bunun anlamlı bir sembolik değerinin olduğunu unutmamak gerekiyor.
Buradan hareketle bu olayı emperyal bir adım olarak görenlerin olduğunu biliyoruz. Nitekim Türkiye''nin Lübnan''a asker göndermesine karşı çıkanların bir kısmı, bunun Türkiye''de ve özellikle de Türk ordusunda yeni bir Osmanlı ruhunun canlanmasına yol açacağı gerekçesini ileri sürmüşlerdir. Benzer bir karşı çıkış Türkiye Bosna''ya asker gönderirken de dile getirilmişti. Bu durum Türkiye''nin Osmanlı hinterlandında bulunan ülkelerle olan muhtelif ilişkileri ve politikaları konusunda sık sık dile getirilmekte ve eleştiri konusu yapılmaktadır.
Bir an için bunu bir tarafa bırakalım.
Öncelikle Fransız ordusunun Lübnan''da işinin ne olduğunu anlamlandırmak lazım. Biliyorsunuz Fransa 1860''lardan beri bölge ile ilgilenmektedir. 1864''te Lübnan''da meydana gelen olaylarda aktif rol alan Fransa, buradaki Marunileri bahane ederek bölgenin geleceğinde etkili olmaya çalışmıştır. Bölge Osmanlı''dan koparılıp manda yönetimleri altına girince burası Fransa''nın mandası olmuştu. İkinci Dünya Savaşı''nın sonuna doğru da bağımsızlığına kavuşmuştu. Topu topu yarım asırlık bir fiili yönetimi söz konusudur.
Bu ilgisini kullanan Fransa, derhal buradaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü''ne asker vermiş ve askerlerini bölgeye gönderen ilk ülkelerden biri olmuştur. Buradaki soru neden kimsenin Fransa''nın tavrını sorgulayarak Fransız sömürgecilik ruhunun yeniden canlanmasına hizmet edecek bir adım olarak görülmemesidir.
Lübnan ve bu bölgenin diğer ülkeleri, aynen Balkanlarda olduğu gibi Osmanlı hinterlandı üzerindedirler ve bu topraklar Türkiye''nin mukadderatıyla yakından ilgilidirler. Burada olup biten her türlü gelişme Türkiye''yi yakından ilgilendirmektedir, bundan dolayı Türkiye''nin buna bigane kalması düşünülemez. Osmanlılık ruhu, eleştirilmesi ve uzak durulması bir ruh değil tam tersine korunması ve politikaların geliştirilmesinde dikkate alınması gereken temel faktörlerden birisidir. Osmanlılık ruhu, Türkiye''nin özü ve kendisidir. Bundan kaçınmak düşünülemez…
Lübnan''a asker gönderilmesi, neticede siyasal bir karardır. İktidar partisinin 340 oyu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi''nde tezkerenin kabul edilmiş olması, sadece asker gönderilmesine onay verilmiş olmasının ötesinde iktidar partisi açısından da önemlidir. 1 Mart tezkeresinde sürprizle karşılaşmış olan hükümetin bu sefer istediği yönde bir sonuç alması, hükümetin gücü, parti grubunun bütünlüğü, başkanın otoritesi ve partinin hükümet politikalarına verdiği açık destek açısından önemlidir. Anlaşılmıştır ki Ak Parti, her ne kadar içerisinde farklı grupların ve eğilimde vekillerin olduğu ileri sürülse de birlik ve bütünlüğünü koruyan, temel politikalar etrafında bütünleşebilen ve hükümete destek konusunda bir zafiyet göstermeyen bir partidir. Kurumsallaşma noktasında bazı sorunlar olsa da Ak Parti''nin birlik ve bütünlük içerisinde bulunması, önümüzde gündeme gelecek temel sorunların aşılması ve krizlerin yönetilmesinde önemli olacaktır.
Lübnan''a asker gönderilmesi Türk dış politikası ve özellikle de Ortadoğu politikasında önemli bir dönüm noktasına işaret ettiği gibi hükümetin otoritesi ve gücünün yanında iktidar partisinin bütünlüğü ve birliğini ortaya koyması bakımından da önemlidir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.