Yazarlar CHPli sanatçılara helal olsun

CHP’li sanatçılara helâl olsun

Ersin Çelik
Ersin Çelik Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

İstanbul’da CHP’nin mitingi vardı. İETT’nin özel ve ek seferler düzenlediği, yine İBB’ye bağlı şehir hatları vapurlarının insanları taşıdığı mitingin çağrısını ise sanatçılar yaptı. Hepsi tek tek video yayınladılar ve anlaşıyor ki CHP tarafından kendilerine iletilen metni okudular.
Cumhuriyet gazetesi tam listeyi şöyle yayınlamış: Zülfü Livaneli, Ataol Behramoğlu, Rutkay Aziz, Ahmet Ümit, Burhan Şeşen, Nur Sürer, Belkıs Akkale, Zuhal Olcay, Özlem Biter, Füsun Demirel, Hürdağ Aydın, Mehmet Gümüş, Mazlum Çimen, Onur Akın, Cahit Berkay, Tülay Günal, Niyazi Koyuncu ve Suavi. Adı geçen sanatçıların “Maltepe’de miting alanında buluşalım” ifadeleriyle biten çağrı videoları, CHP’nin sosyal medya hesaplarından tek tek paylaşıldı.

Bu sanatçıların, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetlerine katılan sanatçılara “yalakadan sanatçı olmaz” diyerek hedef gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu değilmiş gibi kamera önüne geçmeleri bir yana. Siyasi kimliklerini hiçbir zaman gizlememelerini konuşmak gerekiyor. CHP’li görünmemek için efor sarf etmiyorlar mesela. Şarkılarını-türkülerini söylüyor, turnelerini yapıyor, oyunlarını sahneleyip, dizilerini-filmlerini çekiyorlar, söz konusu CHP olunca duruşlarını ortaya koyuyorlar.

Kimse de örneğin Niyazi Koyuncu için “CHP’li türkücü” demiyor. Denilmez de. Rutkay Aziz, hiçbir haberde “usta tiyatrocu ve CHP’li Rutkay Aziz” ifadesiyle anılmaz. Ama farzı misal Demet Akalın, Erdoğan ile görüşse yer yerinden oynuyor. Ya da Alişan, CHP’ye yakın medyada “yandaş sanatçı” olarak anılırken, Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığına destek vermeyen, tweet atmayan sanatçıların tam listeleri çıkarılır.

Gezi’de hükümete karşı sokaklara inen, sokakları terörize eden vandalları arkasına takan onlarca sanatçı bir süre sonra hem TRT’de boy göstermeye hem de hükümete yakın medyayla iş yapmaya devam ettiler. Birkaç cılız tweeti saymazsak kimse de bir şey demedi. Belki de olması gereken buydu. Olması gerektiği gibiye örnekler var zaten. Kılıçdaroğlu’nun şarkı yapan Onur Akın’ın türküleri müzik yayını yapan tüm radyolarda çalınır. Selda Bağcan ortak sesimizdir, türkü pınarımızdır. Her platformda duyar, dinleriz. Ama ‘CHP destekçisi, miting çağrıcısı Selda Bağcan’ demeyiz.

Diğer yandan ‘Dombra’yı Erdoğan’a uyarlayan ve okuyan Uğur Işılak birçok radyonun kapısından bile giremez. Sazı, sözü, sahnesi ne kadar başarılı olursa olsun Uğur Işılak mimlenmiş, yaftalanmıştır.


CHP mitingi için çağrı yapan sanatçılara soracak olursak, “Sanatçılar da siyasi görüşünü, tavrını ortaya koyarlar. Koymalılar” yanıtını verirler. AK Parti iktidara gelene kadar bu hep böyleydi aslında. Ne zaman ki bazı sanatçılar büyük bir cesaretle Erdoğan’ın yanında yer aldı, işte o zaman kültür-sanat endüstrisini yönetenler ayağa kalkıp “Olmaz, sanatçı muhaliftir” safsatasına sarıldı. Bu söylemi de 20 yıldır muhalefetin yanında saf tutarak ete kemiğe büründürdüler. Aslında bu yönlerini çok takdir ediyorum. Sanatlarını da siyasetlerini canla başla icra ediyorlar. Darısı AK Parti’yi ve Erdoğan’ı destekleyen sanatçılara ve onların dinleyicilerine.

YouTube yayınları başınıza iş açmasın!

  • Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalına röportaj veren Cahit Özkan AK Parti Grup Başkanvekili görevinden istifa etti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in “Beyanları parti görüşünü yansıtmıyor” açıklaması ile fiilen görevinden alınmıştı aslında. Cahit Özkan’ın yaşadıkları, YouTube yayınlarına katılan tüm siyasetçilere ders olmalı. Türkiye’de televizyonculuk hızla dönüşüyor ve içerik tüketimi büyük ölçüde YouTube’a kaydı. Ülkemizde çoğunluğu gençler olmak üzere 56 milyondan fazla Youtube abonesi var. Hedef kitle gençler. İçerikler çok hızlı tüketiliyor. Siyasetçiler de bu alanda yer almak istiyorlar. Kabul edelim ki, YouTube yayınları televizyon kanalı disiplininde değil. Zaten öyle olursa bir farkı kalmaz. Daha rahat. Daha esnek. Daha spor. Mesela bir siyasetçi YouTube yayınında kravat takmayınca daha samimi duruyor. Çünkü gençler resmiyetten hoşlanmıyor. Bu esneklik, konuklara aklına geleni söyleme hakkını verir mi peki? Asla! Cahit Özkan’ı televizyonda birkaç kez izlemiştim. Armağan Çağlayan’a verdiği röportajı da izledim; bir televizyon kanalında asla söylemeyeceği sözleri, söylemleri ardı arkasına sıralamış. “Ne de olsa YouTube’da yayınlanacak ve kimse ciddiye almaz” der gibiydi. Öyle değil işte. Televizyon kanallarından 2-3 kat daha fazla izlenen mecradasınız ve hem burada var olmak hem de ciddiye almamak büyük hata. Yayına tişörtle çıkmak, espriler yapmak, gülmek, izleyicilerle etkileşime girmek başka şey. Siyasi bir konuda açıklama yapmak başka. Yayın her yerde yayındır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.