Yazarlar Erkek hayvanları burma ve kısırlaştırma meselesi

Erkek hayvanları burma ve kısırlaştırma meselesi

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Hayvan hakları, çevrecilik, yeşilcilik, kadın hakları gibi kimsenin itiraz edemeyeceği, her vicdanın haklı bulacağı hususlar, ideolojik amaçlara da en çok alet edilen hususlardır. Önce bunu bir kenara not edelim. İkinci bir not daha düşelim: Seksenli yılların başında, doktoramı hazırladığım günlerde Hukuk Fakültesi Hocası İsmet Sungurbey’le bir münasebetle sohbet etmiştik. O günlerde hayvan hakları konusunda çalıştığını ve bu konuda İslam fıkhındaki bilgilerin hem çok önceden beri var olmaları hem de detayları konusunda hayrete düştüğünü, oysa şimdiye kadar bundan haberinin olmadığını söylemişti. Yani kimse bu konuda dindarlara akıl vermeye kalkmamalıdır. Ama hayvan haklarına riayet konusunda ne kadara duyarlı müslümanlarız diye sorabilirler. Çünkü daha önemli konularda duyarlı olmayan bir müslümanın bu konuda duyarlı olması beklenemez.

Meselemiz koç, teke tosun gibi eti yenen erkek hayvanların burulması, kedi köpek gibi hayvanların kısırlaştırılması meselesidir. Bunu hayvan hakları diye ifade etmekte de bir sakınca yok. Ama böyle meseleler bizim hukukumuzda daha çok ‘hukukullah’ alanına girer. Yani bir hayvana yapılan haksızlık öncelikle Allah’ın hukukuna tecavüzdür, bu nokta önemlidir.

Burma meselesi sahabe döneminden beri bilinen ve tartışılan bir meseledir. Lehte ya da aleyhte dayandırıldığı deliller şunlardır:

Allah’ın yaradışına/sistemine, fıtrata müdahale Kur’an-ı Kerim’de şeytan işi olarak nitelenmiştir, dolayısıyla haramdır. Ancak bu müdahalenin sınırları çok belli değildir ve anlaşılması bilim eşleğinde sürekli yeni içtihatlara muhtaçtır.

İkinci delil İbn Abbas’ın şu rivayetidir: ‘Resulüllah (sa) canlı bir hayvanı hedef yapmayı ve hayvanları burmayı şiddetle yasakladı’ (Bezzar, sahih).

Bir diğeri şudur: Hz. Ali diyor ki, ‘Resulüllah’a bir katır hediye etmiştim, aldı ve bindi. Ey Allah’ın resulü, biz de eşeği ata çekip böyle güçlü hayvanlar üretsek nasıl olur, dedim. O, ‘bunu gerçeği bilmeyenler yapar’ buyurdu (Ebu Davud, Nesai, Ahmed, Sahih).

Bir başkası da şudur: ‘Resulüllah (sa) bir defasında boynuzlu ve buruk iki koç kurban etti’ (Ahmed, sahih).

Hanefi, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde genel hüküm, farklı görüşler de bulunmakla beraber şöyledir:

Burma insanların maslahatınadır, çünkü burulan hayvanın eti güzel olur, o halde caiz olmalıdır. Resulüllah’ın burulmuş koç kurban etmesi de burmanın caiz olduğunu gösterir.

Şafiiler bu konuda eti yenenle yenmeyeni ayırırlar, eti yenenlerde küçükken olması şartıyla burma caizdir, diğerlerinde caiz değildir derler.

Şimdi soru şu: Mezheplerdeki bu fetvalar son söz müdür yoksa mesele başka açılardan da yeniden düşünülebilir mi?

Bu soruyu Tirmizî Şarihi Hindistanlı Alim Ahvezi de sormuş ve bütün delilleri inceleyerek bu konuda ‘İrşadu’l-hâim…’ adlı bir de risale yazmış. Risalenin özeti şudur:

Resulüllah’ın bir katıra binmiş olması, eşeği ata çekmenin caiz olduğunu göstermez. Uygun olmayan bir yolla edinilmiş olsa bile nihayet o hayvan vardı ve ondan yararlanmak gerekirdi. Onun burulmuş bir koç kurban etmiş olması da böyledir. Burmak caiz olmaz ama burulmuş olan hayvanı kurban etmek caiz olur. Nitekim kan gibi haram bir yemle hayvan beslemek caiz değildir ama böyle beslenen bir hayvanın etini yemek belli şartlarla caiz olabilir. Kaldı ki, Resulüllah (sa) katır üretmedeki ve burma işindeki olumsuzluğa zaten işaret etmiştir. Resulüllah’ın bir canlıyı hedef yapmayı ve burmayı şiddetle yasaklamış olması, pek çok sahabinin burmayı fıtrata müdahale sayması bu işin caiz olmadığını, haram olduğunu gösterir.

Meselenin maslahata dayandırılması, bu işte fıtratı bozmayı hesaba katmama anlamına gelir. O takdirde insanın burulması da caiz olabilir. Oysa bunu söyleyen yoktur’.

Bendeniz de küçüklüğümde tekelerin burulmasına şahit olmuştum. Hayvanı yatırıp sıkıca bağlarlar ve çekirdeklerinin arasını tırnaklarıyla yarar çekirdeği, ilmek atar gibi ters çevirip bırakırlardı. Hayvana müthiş bir işkence yapılırdı, feryadı yürekleri dağlardı ve bir hafta on gün sünnet olmuş çocuklar gibi ancak ayaklarını açarak yavaş yavaş yürüyebilirdi. Belki şimdi daha teknik yollar uygulanmakta, anesteziden yararlanılmaktadır. Ama böyle de olsa hayvanların da üreme fonksiyonlarını kullanma hakları olmalıdır. Bu sebeple Ahvezi’nin dediği isabetlidir, erkeklerin burulması, dişilerin kısırlaştırılması caiz olmamalıdır. Bunun en önemli delili fıtrata müdahale yasağıdır. Bunun olduğu yerde artık maslahata bakılmaz. Kedilerin ve köpeklerin kısırlaştırılması da aynı sebeplerle caiz olmamalıdır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.