
Üç kişinin katili, üç yıldır aranan Galatasaray Lisesi ve ODTÜ mezunu biyoloji doktoralı “seri katil” geçtiğimiz Pazar günü yakalandı.
Yakalanması ve yakalanmadan önce hakkında yapılan haberler bir defa daha “kötünün ve kötülüğün” servis edilme sorunu üzerine düşünmeme vesile oldu.
Üstelik katilin yakalanmasını da aşan bir selfi krizimiz oldu.
Polis memurları, 3 kişinin katiline takdirlerini beyan ediyor ve bu anı ölümsüzleştirmek için selfi teklif ediyordu.
Polisin tutuklulara kötü muamele yapması üzerinden alışkın olduğumuzdan katil ile çekilen selfi her birimize “akıl sağlığımızı koru Allah'ım” duası ettirdi.
Hazır bir şöhret ile yan yana gelmişken bu fırsatı kaçırmak istemeyen polis memurunun katil ile yakalamış olduğu anı ölümsüzleştirme girişimini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor?
Bazılarının sosyal medya üzerinden iddia ettiği gibi bu tip olaylar sadece bize mi mahsustur?
Olayın polisli versiyonunun öncelik hakkı şimdilik Türkiye'nin hanesinde kayıtlı duruyor olabilir, lakin haberlerin dili katilleri ve sapıkları bütün dünyada kısa sürede şöhret sahibi yapıyor.
İçinde bulunduğumuz toplum şöhret toplumu. Şöhret toplumunun nasıl ortaya çıktığına dair “Şöhret” kitabının yazarı Chris Rojek çarpıcı tespitlerde bulunuyor. Rojek'e göre şöhretlerin toplumun zihnini meşgul eden kişiler olarak ortaya çıkmaları birbiriyle ilişkili üç tarihsel sürecin sonucu: Toplumun demokratikleşmesi, örgütlü dinin gerileyişi, gündelik yaşamın metalaşması.
Rojek'in, “Modern toplum geliştikçe, kralların tanrısal haklarına duyulan popüler inancın ortadan kalkmasından ve Tanrı'nın ölümünden doğan boşluğu şöhretler doldurmuşlardır” tespiti üzerinde durmamız gerekiyor.
Bu tespit esasında şöhretlerin günümüzde neden adeta “ölümsüz”leştirildiğini anlamamızı kolaylaştırıyor.
Şöhretlerin “ölümsüzlüğü” sadece popüler kültür endüstrisine meta olarak katkı sunmaları ile değil, öldü denilen tarihte ölmediklerine dair her yıl düzenli olarak yapılan haberlerde de ortaya çıkıyor. Rojek bu durumu “Tanrı'ya inancın zayıflamasının şöhretleri ölümsüzleştirdiği” üzerinden açıklıyor.
Şöhret kültürünün giderek yayılmasını nasıl değerlendireceğiz?
Dinin birleştirici gücü seküler toplumda yerini şöhretlerin etrafındaki hayran örgütlenmelerine bırakıyor.
Eskiler adın çıkacağına canan çıksın derdi. Lakin şöhret toplumunun ilkesi “şöhretin kötüsü olmaz” cümlesinden can buluyor.
Türkiye olarak kötü şöhret açığını kapatmaya ne kadar teşne olduğumuzu en çarpıcı şekilde ortaya koyan örneklerin başında, bir kaç yıl önce bir yönetmenin bizde iyi senaryo yazılmamasını, toplumda henüz seri katilin çıkmamış olmasına bağlaması geliyor.
Seri katil beklentisi öyle bir had safhaya varmış olmalı ki üç kişinin katilini seri katil kategorisine şeksiz şüphesiz yerleştiriverdi medya. Polisiye romanları ile tanınan Ahmet Ümit seri katil denen kişinin seri katil değil psikopat olduğunu söylese de pek muhatabını bulamadı.
Çünkü kamuoyuna ve kamuoyunu oluşturmakta en etkin kuvvet olan medyaya acele tarafından seri katil gerekiyordu.
Üç yıldır aranan katil bulununca onu yakalayan polisler tipik bir şöhret toplumu sakini olarak, polis olduklarını unutup şöhretli kişi ile aynı karenin içinde bulunmaya can attı.
Seri katillere duyulan aşkın en tipik örneğine ABD'de rastlamak mümkün. Şöhret kitabının yazarı ABD'deki seri katillerin her birine hapisteyken hayran mektupları yağdığından bahsediyor: “11 Haziran 2001'de idam edilen Mc Veigh, dört kişiden evlenme teklifi almıştı. Kötü şöhretliler bile yerden yere vurulup toplum dışına itilmek yerine, toplumun dikkate değer tabakaları tarafından halk şeytanları olarak baş tacı edildi.”
Her gayri ahlaki olaydan sonra sosyal medyada verilen bir tepki var: “Ne ara bu hale geldik!”
Bu soruyu soranlar durumun mesulü olarak siyasi partileri görme eğiliminde.
Bir kere daha tekrarlayacağım: Ayrışma noktamız ideolojik değil ahlaki.
Şöhret toplumunda yeni yetişen nesillere ahlaki değerleri anlatmak konusunda çok başarısız olduğumuzu kabul etmek zorundayız.
Ne yapacağımızı konuşmadan önce, nasıl bir ortamın içinde bulunduğumuzu idrak etmemiz gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.