ABD"nin tavrı

00:0011/05/1999, Salı
G: 9/09/2019, Pazartesi
Fehmi Koru

WASHINGTON- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, "Amerika''ya gittim" demiş yanındakilere, "Kimse bana askerlerin siyasi alan üzerindeki etkisini sormadı." Cumhurbaşkanı açısından sevindirici bir durum, ancak daha en baştan gerçeği bilmesinde yarar var: Nezâketsizlik olur diye kendisine sorulmayan o sorunun cevabı Türkiye''den gelen herkesten ısrarla aranıyor...Cumhurbaşkanına Amerika''da o sorunun sorulmamasının açıklaması var. Amerikalılar, Türkiye''ye biçtikleri rol gereği, şu sıralarda, bazı yanlışlıkları

WASHINGTON- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, "Amerika''ya gittim" demiş yanındakilere, "Kimse bana askerlerin siyasi alan üzerindeki etkisini sormadı." Cumhurbaşkanı açısından sevindirici bir durum, ancak daha en baştan gerçeği bilmesinde yarar var: Nezâketsizlik olur diye kendisine sorulmayan o sorunun cevabı Türkiye''den gelen herkesten ısrarla aranıyor...

Cumhurbaşkanına Amerika''da o sorunun sorulmamasının açıklaması var. Amerikalılar, Türkiye''ye biçtikleri rol gereği, şu sıralarda, bazı yanlışlıkları görmezden gelmeye hazırlar. Burada aldığımız izlenim şu: Türkiye kendisine biçilen rolü oynadığı sürece, ''askerin siyasi alandaki etkisi'' ve benzeri incelikler, Amerikan yönetimi tarafından sorun yapılacağa benzemiyor. Ancak, özellikle Pentagon''dan destek alan bu politikanın, yönetimde ciddi eleştirmenleri bulunduğu da bilinmeli.

Önemli olan Amerikan yönetiminin sorgulaması değil, bizce önemli olan, Türkiye''deki gerçeğin ne olduğudur. Cumhurbaşkanı Demirel, askerin sistem üzerindeki ağırlığının, kendisinin de iyi bildiği demokratik ülkelerden fazla olmadığını iddia edebilir mi?

Kaynağın Çankaya Köşkü olduğu fazla zorlanmadan anlaşılan son senaryoya bir bakalım isterseniz: Hafta sonu Çankaya''da yapılan trafik kazalarıyla ilgili bir toplantıda, Süleyman Demirel tarafından yazılmaması kaydıyla meslektaşlarımıza anlatıldığı belli olan bazı bilgiler, usta bir kamuflajla, kamuoyuna intikal etti. Buna göre, Meclis''te yemin töreni olduğu gün Türkiye ciddi bir kaza atlatmış... Eğer Merve Kavakçı kürsüye çıkıp yemin etseymiş, Harp Okulu öğrencileri Kızılay''da yürüyecek, birbiri ardına olağanüstülükler yaşanacakmış... Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, askerlerin, rejimin sıkıntıya düşeceği uyarısında bulundukları da, yine aynı kaynaklar tarafından, kamuoyuna yansıtıldı.

Washington''dan bakıldığında asıl garip kaçan, "Bana kimse askerin sistem üzerindeki ağırlığını sormadı" cümlesiyle, o cümleyi sarf eden Cumhurbaşkanı Demirel''in kaynaklık ettiği haberlerin birbiriyle çelişmesidir. Acaba, Sayın Demirel, "Askerlerin sistem üzerinde bir ağırlığı yok" mu demek istiyor, yoksa, dolaylı olarak, "Bizim sistemimizin farklı olması ve askerlerin sistem içerisinde ağırlık taşıması bugünkü Amerikan yönetimini ilgilendirmiyor" tespitini mi yansıtıyor?

Türkiye''deki gelişmelerin Amerikan yönetimince dikkatle izlendiğine kuşku yok. ABD, bir dünya gücü olarak, global ihtilâflarda Türkiye''nin ne kadar önemli bir rol oynayacağının elbette farkında. Irak''la sık sık girilen krizlerde, Türkiye, Bağdat''ı vuran Amerikan ve İngiliz uçaklarının topraklarından kalkmasına ses çıkartmadı. Kosova''daki NATO saldırısında, Türkiye, F-16 filosuyla başarılı katkılarda bulunuyor. Amerika''nın ekonomik mülâhazalarına da uyuyor Ankara''nın tercihleri; iki ülke arasındaki ticaret hacmi 6 milyar doların üzerine çıktı. Washington''un öncelikler listesinde yer alan yasa değişikliklerine karşı çıkmayacak siyasiler son seçimde başarılı oldular.

Ankara''da hükümet olanların kendi önceliklerini paylaşması dışında bir duyarlılığı şu anda görülmüyor. Amerika''nın. ABD''nin eski Ankara büyükelçisi Marc Grossman''ın, ATC toplantısı vesilesiyle görüştüğü Türk işadamları karşısında vurgu yaptığı demokratik hak ve özgürlükler konusu, şu andaki büyükelçi Mark Parris''in konuşmalarına pek yansımıyor. Bu da, en azından, bir ''yeşil ışık'' olarak yorumlanıyor.

Burada, Alexis de Tocqueville''in, yaklaşık yüz yıl kadar önce, Amerika için yaptığı bir tespiti hatırlatmakta yarar var. Tocqueville, "Despotik yönetimler için inanç gerekmez, ancak inanç demokrasi için vazgeçilmez bir unsurdur" demişti. Türkiye de böyle bir kesişme noktasında bugün; ya temel hak ve özgürlüklere sahip çıkan inançlı bir demokrasiye ulaşacak, ya da bu hedeften çok uzağa düşecek...

Şu kadarını kaydetmek görevim: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in kendilerinden beklediği soruyu bize yönelttiklerine bakılırsa, Amerikalılar soru sormasını da, soruyu kime soracaklarını da bilmiyorlar...