
Türkiye''de "zedeler" bir türlü eksik olmuyor. Toplum olarak zedelenmekten bir türlü kurtulamıyoruz. Bankazedeler, siyasizedeler, borsazedeler, dövizzedeler … vs. vs… Liste uzayıp gidiyor.
Son günlerin gündemdeki zedeleri ise Japon Yen''i ile kredi kullanan "yenzeler"…
Birkaç yıl öncesinde cazip olarak tüketiciye sunulan ve kredi kullandırılan Japon Yeni cinsi krediler vatandaşın yeni kâbusu.
Hafta içinde ünlü ekonomi kanalında yayınlanan röportajda gördüm ki; türkücü Kâhtalı Mıçı da yenzede olmuş. Sanatçımız, 2008 yılında kullandığı konut kredisini bankacıların yönlendirmesinin neticesinde Japon Yeni cinsinden almış. Kendilerine geçmiş olsun diyor, konu ile alakalı birkaç türkü bekliyoruz…
Mıçı''yı televizyonda izlerken birden aklıma 2007 yılının ortalarında arabalarını aldığım turizmci çift geldi. Ev aldıklarını ve bunun için çok sevdikleri araçlarını satmak zorunda kaldıklarını anlatmışlardı. Hayırlı olsun faslından sonra, benim de finansçı olduğumu duyunca, hiç bilmemelerine rağmen, bankanın yönlendirmesi ile Japon Yeni cinsinden konut kredisi kullandıklarını söylemişlerdi. Gelirlerinin Yenle olmadığını anladığım anda onlara; bu işten sıcağı sıcağına vazgeçmelerini söylemiştim. İnşallah konuştuklarımızı o dönem yapmışlardır…
2007-2008 yıllarında bankalar Yen cinsi kredileri müşterilere genelde uzun dönemli konut kredileri şeklinde pazarladılar.
Bu kredileri kullanan tüketiciler farkında olmadan yıllardır finans piyasalarında oynanan bir oyunun parçaları oluverdiler.
"Carry trade" denen bu oyunda o dönem mekanizma şöyle işliyordu: Faizi yok denecek kadar düşük Japon parası Yenle maliyetsiz (faizsiz) borçlanıp, paranızı faizi yüksek başka bir piyasaya/paraya yatırıyordunuz.
Sistem oldukça basit işlediğinden Japon ev kadınları bile bu sayede para kazanıyorlardı. Hatta bir ara bu ev hanımları Türkiye''deki yüksek faiz nedeniyle bizim buralarda bile yatırım yapmışlardı. Tek risk, oluşabilecek kur riskinden ibaretti.
Bankalar ve mali kurumlar bu oyunu oynarken doğabilecek kur riskine karşın finansal korunma dediğimiz yöntemleri kullanıyorlar. Ama bu kredileri kullanan bireysel müşterilerin finansal korunma araçlarını kullanmaları nerede ise imkânsız.
Japonya''nın herhangi bir faiz değişikliği yapmamasına rağmen, global krizin 2009''un ortalarında kabuk değiştirmesiyle beraber Japon Yeni diğer paralar karşısında hızla değer kazanmaya başladı. Gelinen noktadaki cari durumda ise; Japon Yeni 2007 yılının başından bugüne gerek dolara gerekse euroya karşı yüzde 45 değer kazanmış. Dolayısıyla yenzedelerin borcu da o günden bugüne kadar adı geçen paralar cinsinden yüzde 45''ler seviyesinde artış göstermiş.
Kâhtalı Mıçı''nın da aralarında olduğu yaklaşık 250 bin kişi Japon Yeni ile kredi kullanarak farkında olmadan bir nevi carry trade işlemi yapmış oldular. Sonuç: Hüsran…
Peki, Kâhtalı Mıçı ve diğer yenzedelerin suçu nedir? Hiçbir fikri olmadıkları bir para birimi ile borçlanmalarında bankadaki çalışanların yönlendirmeleri ne boyuttadır? Kredi kullananlar, karşılarındaki "uzman" bankacıya güvenmekle hata mı etmişlerdir? Japon Yeni bu kadar değer kazanmasaydı ya da bu işten kârlı çıksalardı ne olacaktı? Bu sorular ve cevapları da uzatılabilir…
Uzatamayacağımız tek şey parasal işlemler ciddi işlerdir. Bir anlık oldubittiye getirmemek gerekir. Sonra maazallah zedelenip duruyoruz…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.