Baklayı ağzından çıkarmış yazı

00:0019/08/2013, Pazartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Gökhan Özcan

Zalimler asrın en acımasız, en insafsız, en vicdansız zulmünü namlularından kusarken ne kadar sessiz, ne kadar aldırmaz, ne kadar yalansınız. İnsanlıktan ne kadar uzak, ne kadar yabansınız. Sözleriniz etkisiz, içsiz, içeriksiz. Ağzınızdan çıkıyorlar ama hava kabul etmeyip geri püskürtüyor onları. Dönüp yüzünüze yapışıyorlar. Kat kat olmuş yüzünüz, kaç yüzünüz var sayılamıyor. Maskeleriniz çıkarmakla bitmiyor. Yakalarınız beyaz ama içiniz en zifiri karanlıklarca işgal edilmiş. Gömlekleriniz kolalı,

Zalimler asrın en acımasız, en insafsız, en vicdansız zulmünü namlularından kusarken ne kadar sessiz, ne kadar aldırmaz, ne kadar yalansınız. İnsanlıktan ne kadar uzak, ne kadar yabansınız. Sözleriniz etkisiz, içsiz, içeriksiz. Ağzınızdan çıkıyorlar ama hava kabul etmeyip geri püskürtüyor onları. Dönüp yüzünüze yapışıyorlar. Kat kat olmuş yüzünüz, kaç yüzünüz var sayılamıyor. Maskeleriniz çıkarmakla bitmiyor. Yakalarınız beyaz ama içiniz en zifiri karanlıklarca işgal edilmiş. Gömlekleriniz kolalı, pantolonlarınız jilet gibi ütülü, esbabınız herkesten fiyakalı... Ama buruşuk sizin insanlığınız, lekelenmiş hemen her yerinden, çürümüş içten içe. Güzel görünmeye harcadığınız bütün o paralar yetmiyor sizi güzel göstermeye. Çirkinsiniz ve akıyor çirkinlik paçalarınızdan. Çektiğiniz bütün o kozmetik numaralar cildinizi yumuşatıyor belki. Ama bilesiniz ki yumuşatmıyor kalplerinizi. Üfürdüğünüz bütün o gamsız teoriler dayanıklı değil kaçkın uçan balonlar kadar. Tepeden tırnağa yanlışken, baştan ayağa hainken, bir uçtan bir uca bencilken bir zihin, nasıl toplanınca bir insan edebilir. Çok paranız var, çok silahınız, çok tankınız topunuz, çok uluslarasasıfasafisonuz, çok maşanız, çok sisiniz, çok petroşeyhiniz, çok tahrip gücü yüksek medyanız, çok akortsuz borazanınız var, doğru... Ne zaman isterseniz gelir zift gibi yağarsınız insanlığın üstüne, ne zaman isterseniz gelir çomağınızı sokarsınız işlemeye başlamış bütün hakça tekerleklere, ne zaman isterseniz boyarsınız yalanın renklerinden tanınmayacak hale gelinceye kadar gerçeği, ne zaman isterseniz aptal yerine koyarsınız ekmeğini elinden aldığınız halkları, ne zaman isterseniz tararsınız kan kusan silahlarınızla filizlenmeye başlamış bütün fidanları... Öyle mi, öyle mi sanıyorsunuz? Başardığınız tek şey karanlığınızı daha da karanlıklaştırmak, kötülüğünüzü daha da kötüleştirmek, çirkinliğinizi daha da çirkinleştirmek... İyiler bazen alınlarının orta yerinde gül kokulu bir yara, bazen kalplerinde şifa getiren bir sancı, bazen boğazlarında tazelik taşıyan bir düğüm, bazen hafızalarında ışıl ışıl ışıldayan bir şuur, bazen sükut, bazen iki damla umman büyüklüğünde gözyaşı, bazen dünya ağırlığında birkaç kelime, çokça sabır, çokça şükürle taşıyorlar her daim insan olmanın, insan kalmanın, insan ölmenin her iki alemi aydınlatan parlak meşalesini. Sanmayın ki onlar ölülerdir ve sanmayın ki sizler dirilersiniz. Onlar ruh sahipleri, sizler ruhlarına sırtını dönmüş cansız cesetlersiniz. Ey dünyanın bütün vicdansızları, ey batının ve doğunun bütün kalpsizleri, ey itidal yalancıları, ey kaç yüzü olduğu bilinemeyenler, ey kaç maske taktığı sayılamayanlar, ey işe yaramaz üst düzey oturum güveleri, ey mikrobik hesap merkezleri, ey demokrasi ateşinde zulüm pişiren kirli gurmeler, ey silah tüccarları, ey çokuluslu habaset şirketleri, ey medyanın her yanı ayrı oynayan fitne bezirgânları, ey çoluk çocuk katledilirken kendilerine "ama"lı elbiseler diktirenler, ey lekeleri bile lekeleyen örtbas mühendisleri, ey kendi zifiri karanlığından bihaber aydınlatma üniteleri, ey bilumum mırın kırın kürsüsü sahipleri, ey bi halta yaramazlar, ey suya sabuna dokunmazlar, ey zulme ortak olanlar, katliamlardan devre mülk alanlar, ey "yazık" bile diyemeyen trend kumkumaları, ey kendinden bile utanamayan dünyaperestler, konfor fareleri, şatafat delileri, klavye köstebekleri, ey hayatında bir kerecik olsun, dünyanın herhangi bir yerinde zulme uğrayan, canı acıtılan, hayalleri kırılan bir başka insan için burun direği sızlamamış bencil hovardalar, ey kendi varlığından bile gafil amaçsız organizmalar...

Bu hallerinizi değiştirmedikçe bilin ki hiçbiriniz adam değilsiniz!

Eğer siz adamsanız...

O halde ben de kendi kendine söylenen bir gazoz kapağıyım!