
Senin sorunun ne biliyor musun, her şey hızla değişirken sen yeterince değişemiyorsun! Ben o değişime ayak uydurmayı başardım bir şekilde, sense hâlâ ayak diriyorsun. Bu bizi uyumsuz hale getiriyor birbirimizle. Hızlarımız farklı bizim... Seni beklemeye kalksam, ben de her şeye geç kalacağım. Beni anlamalısın... Hızını arttırmalısın artık. Şu çılgınca akan hayata katılmalısın. Senin yavaşlatan şeylerden daha fazla geç olmadan kurtulmalısın. Yoksa son kaçınılmaz, mecburen yollarımız ayrılacak. Senin gibi olamam. Kendimi zamanın dışında bırakamam. Bir şeyi kafama takarak günlerce onunla uğraşamam. Bir sürü meşguliyetim var benim. Bana heyecan veren bir sürü iş... Bütün bunlar önümden akıp giderken, kıyısında durup her şeyi öylece seyredemem. İşin aslını aramaktan yaşamaya vaktin olmuyor senin dostum! Bırak gitsin ucunu, takma kafana bu kadar her şeyi. Anlamaya çalışma ille de, yaşa gitsin. Canlan biraz, hadiselere kapıl, olan bitene kaptır kendini. Bir seyahate çık, yeni bir telefon al, ne bileyim, gardırobunu yenile mesela, yeni insanlar tanı... Sıkma bu kadar, bırak kendini, nefes al, nefes al biraz. Şu dünyanın bütün yükünü omuzlarında taşıyormuş havalarını da artık bırak! Hem hayata dair sorumluluklarımız da yok mu bizim? Biz dünyaya ayaklarımızı sağlam bir şekilde basacağız ki, başkalarına da faydamız olsun. Böyle yapmakla kime ne faydan oluyor? Her şey yanlış, herkes hatalı, peki doğrusu ne, doğru olan kim? Güçlü olacağız, rekabet edebilir hale geleceğiz ve o zaman konuşacağız! Sözümüzü asıl o zaman söyleyeceğiz. Bizi ancak o zaman dinlerler dostum... Onların anladığı dilden konuşmayı da bilmemiz lazım. Zamanın ruhunu anlamalıyız. Yeni bir dünya var artık, yeni insanlar, yeni anlayışlar, yeni yeni trendler... Böyle bir köşede kendi kendine konuşarak nereye varmayı umuyorsun? Olmaz bu böyle! Dışarıda bambaşka bir hayat yaşanıyor, onu tanımazsan, içine girmezsen, dolaşımda olmazsan, kim dinler seni? Ne ifade eder onlar için söylediklerin? Açık söyleyeyim, benim için bile pek bir şey ifade etmiyor artık bütün bu eski meseleler... Gücün her şey olduğu bir dünyada faydasız gevelemeler hepsi... Neydi o kelime, ütopya, evet ütopya! Dünya değişti, kabul et artık! O günler bir daha geri gelmeyecek, ister kabul et ister etme ütopyaların da son kullanma tarihi geçti. Gerçekler ütopyalardan çok daha uzun ömürlü... Teknoloji almış başını gitmiş. Çocuklar bilgisayarların kucağına doğuyor adeta. İki tuşa basarak dünyaya açılabiliyorsun bugün özgürce. Dünyanın öbür ucundan sipariş veriyorsun, iki gün sonra elinde oluyor. Böyle bir dünyaya söyleyecek neyin var? Toparlan biraz, güncelle kendini. Bunları dostça söylüyorum, inan. Senin iyiliğin için... Aksi halde kendi başına kalacaksın burada böyle... Ben de taşıyamam bu muhabbeti uzun süre... İhtiyaçlarım var, senin gibi değilim. İnsanların arasına karıştım artık, burada seninle oturup örümcek bağlayamam. Seninle oyalandığım bu yarım saat içinde ne çok değişti dünyada kim bilir... Kaçırdım hepsini... 30 dakika deyip geçme, artık yıllar içinde değil, dakikalar içinde değişiyor dünya, her şey bambaşka kılıklara giriyor. Seviyorum açıkçası bu hızı ben, heyecanlandırıyor beni. Her gün yeni bir şeyler oluyor, takılıp gidiyorsun olayların peşine. Her gün yeni bir dünya, her gün yepyeni imkanlar... Sürekli bir yenilenme halinde herkes, her sabah yeniden başlayan çılgınca bir koşu bu... Hareket olmazsa tortulaşıp kalıyor insan, düşüne düşüne depresifleşiyor iyice... Senin gibi işte! Kalk dostum kalk, tıraşını ol, saçını tara, dışarı çık. Gülümse biraz, pozitif ol, pozitif enerji ver etrafına. Asırlardır böyle arpacı kumrusu gibi bir köşede kara kara düşünüp durdur da ne faydası oldu? Geçmişte bir yerde takılı kalmış gibisin, yerinden kalk ve adım at... Kıpırda biraz, silkin, at şu ölü toprağını üstünden. İnsanların arasına karış, buraya gel, bizim zamanımıza, bizim çağımıza... Somurtup durma, itiraz etme her şeye, bir dene... Michel Platini mi demişti hani, yine dene, yine yenil, ne olacak ki! Böyle bir çağdayız, ne yapalım, sonraki maça bakacağız artık! Bırak artık, gevşe şöyle... Derin derin nefes al... Korkma, rahatla azıcık, kendini bırak, su seni zaten kaldıracak. Öyle uzun uzun cümleler kurmaya kalkma, geçti onlar... İki dakikadan fazla sessiz, on dakikadan fazla da hareketsiz kalma... Kireçlenmiş neyin varsa çözülsün şöyle bir... Konuş, sessizliğe meydan verme! Ne mi söyleyeceksin? Önemi yok bunun, kimse kimseyi dinlemiyor zaten! Keyfine bak, yaşa, sadece yaşa, bırak kendini hayatın çılgın akışına!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.