
“Komşusunun yetim çocuğuna istismara 10 yıl”, “Çocuğa cinsel istismar suçundan mahkemeye çıkartılan zanlı savcının kuvvetli şüphe var tespitine rağmen mahkemece salıverildi”, “4.5 yaşındaki öz evladına yıllardır cinsel istismarda bulunan zanlı tutuklandı” falan falan flan!
***
Geçen hafta bugün bu köşede “Katile, ırz düşmanına, zalime idam istiyoruz” başlıklı bir yazı yazmıştım. Açıkçası, yazıda genelleme yapmıştım.
Yazı çok ses getirdi. Yazının çok ses getirmesinin ana nedeni ise son dönemde “çocuk istismarı”na ilişkin haberlerin çoğalması oldu.
Geçenki yazıda genelleme yapmıştım. Bu kez “çocuk istismarı”na indirgemek istiyorum meseleyi. Aslında istismar, tecavüz, cinsel saldırı hepsini ayrı ayrı kategorilere ayırıyor “yasalar” ama ben “çocuk istismarı” diyeyim siz anlamanız gerekeni anlayın, lüften.
Türkiye’nin her yerinden… Doğu’dan, Batı’dan, Güney’den, Kuzey’den her yerden “çocuk istismarı”na ilişkin haberler ulaşıyor bizlere… Her gün yeni bir travma ile karşı karşıyayız.
Küçük bedenleri istismar eden “hayvanlar” bazen bir komşu, bazen bir akraba, bazen bir öğretmen, bazen bir baba, bazen bir dede oluyor. Yanlış okumadınız bir baba öz evladına cinsel istismarda bulunuyor!
Neden?
Psikolojisi, sosyolojisi, teolojisi bilmem nesi elbette sorgulanıyor, tartışılıyor.
Peki ya “caydırıcılık” noktasındaki eksikler bunda etkili değil mi? “Örfü” bahane ederek konuyu örtbas etme eğilimi bu istismarların yaygınlaşmasında etkili değil mi?
Dahası, “çocuk konuşamaz, korkar ve bu iş kapanır” ön kabulündeki sapıklar bir de yakalandıkları takdirde alacakları cezaların azlığının farkında değil mi?
Aslında cinsel istismarın ceza kanununda yeri apayrı. Yaş gruplarına göre cezaların oranı artıyor.
Fakat açıkçası hukuki düzenlemeler yetersiz ve eksik. Bu sapık hayvanların yargılanma biçimleri problemli. Ve cezalar caydırıcı değil.
Çocuklara yönelik cinsel istismara yönelik yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Minik bedenlere yönelik girişilen bu eylemin cezasının “idam” olması konusunda toplumda genel bir kanaat var. Bu kanaatin acilen dikkate alınması gerekiyor.
Siyasiler, şu parti bu parti ayırımı yapmaksızın önce ceza kanununda ilgili maddenin değiştirilmesi ve çok ağır cezaların verilmesi konusunda adım atması…
Ardından da anayasayı değiştirmek suretiyle “istisnai idam cezası” başlıklı bir bölüm açılması…
“Cinsel istismar, cinayet” gibi insan onuru ve yaşam hakkına yönelik suçları kapsayan “idam cezası”nın önünün açılması gerekiyor.
Yoksa, biz “Cinsel istismardan nasıl korunulur?” Ya da “İstismara uğrayan çocukların, kadınların psikolojisi nasıl onarılır?” sorularının cevapları peşinde koşarken, sapıklar, karanlık ve sessiz ortamlarda sesini çıkaramayan çocuklara, kadınlara cinsel istismarda bulunmaya devam edecek.
Ceza caydırıcıysa bir anlam ifade eder.
Bunun istisnası yoktur. Trafik cezasından, kabahatler kanunundaki cezalara kadar en hafif cezanın bile bir caydırıcılığı olmalıdır.
Bazı suçlar var ki caydırıcılığı “kısas” ile ancak mümkün!
Cinayetin cezası, tecavüzün cezası, çocuk istismarının cezası nasıl caydırıcı olabilir?
Küçük bir örnek:
2005 yılında özellikle İstanbul’da kapkaç suçlarında büyük artık olmuştu. Devlet çareyi kapkaç suçunu cana kast eden gasp kavramı altına alarak 10 yıl alt sınır koydu. Bu yasal düzenlemeden hemen sonra İstanbul’da bir günde 3 kapkaç suçu işleyen zanlı “gasp”tan yargılandı ve 33 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Sonrası malum. Kapkaç suçu neredeyse bitti!
Allah aşkına, cinsel istismar suçundan yargılananlara “mahkemedeki iyi hali” filan bahane edilerek ceza indirimi yapmak; ya da tecavüz ettiği çocukla evlenene ceza indirimi uygulamak cinsel istismarın önüne asla geçmez, geçemez!
Radikal bir karar gerek! Ağır caydırıcılık gerek. İdam gerek!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.