Anadolu’nun altında yatan ejderha

04:004/09/2016, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Hasan Öztürk

Bilen bilir de bilmeyenler için anlatmış olayım.
“Türkiye'nin başı ne zaman sıkışsa”
yakın çevremdeki arkadaşlarıma
, “Anadolu'nun altındaki ejderhayı yine uyandıracaklar
” derim.


Zira kimse inanmasa da ben inanırım ki Anadolu'nun altında Toroslar gibi bir uçtan bir uca uzanmış ve yüzyıllık uykuya dalmış bir ejderha vardı. Bu ejderha kah

“koca karı imânı”

ile kah “

Anadolu İrfanı

” ile bize

kendini gösterir

.



Ve bu ejderha, ne zaman başımız sıkışsa, ne zaman toprağın üstünde

“sabır taşı çatlamış olsa”,

kımıl kımıl kımıldayarak taşları yerli yerine oturtur.



“Çıkış yolu kalmadı. Bir yere geldik ve buradan ötesi yok”

dediğimiz anlarda

ejderha



Ya başını kaldırır…



Ya kuyruğunu oynatır…



Ya sağından soluna döner…



*


Bugünlerde o ejderha

Ardahanlı çoban Köksal'ın diliyle

konuşur,

Şehit Mustafa Cambaz'ın duruşuyla

konuşur.

“Ben arkamı dönüp gideceğim, bir kadını arkadan vurabilecek kadar alçaldın mı”

diyen

hanımefendinin vakarı

yla konuşur…



Ejderha sağından soluna döndüğünde….



İşte o anlarda yer sarsıntısı, gök gürültüsü eşliğinde taşlar yerli yerine yeniden oturur.



Bugünlerde

Anadolu'nun altında derin uykudaki ejderhanın yine kımıldadığını düşünüyorum.


Tam da 15 Temmuz gecesi teslim alınmak istenirken memleket…



Tam da dünyada yalnızlığa mahkum edilmeye çalışılırken ülke…



Tam da çakal sürüleri, sırtlanlar çullanmışken vatana…



Anadolu'nun ruhu ejderha kımıldayıverdi..!


Öyle bir kımıldadı ki,

Şehitler Köprüsü'nde kıyama



Cerablus'ta zafere durdu..!


Her “çıkış yolu kalmadı” dendiğinde kımıldayan ve taşları yerli yerine oturtan Anadolu'nun ejderhası yeniden uyandı.



Şimdi o, Suriye'ye uzattığı başıyla… Asya ile Avrupa'yı 3'ncü kez birbirine bağlayan ayaklarıyla karşımızda.



Bir de

“Topunuz gelsin”

meydan okuyuşuyla…




Cezaevi 'konfor evi'ne dönüşmesin

Silivri'de neler oluyor?



Silivri Cezaevi Ergenekon sürecinin sembol mekanlarındandı. Şimdiyse Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) eli kanlı teröristlerinin tıkıldığı mekan olarak biliniyor.



Tıkıldılar diyorum ama siz bunu “konfor içindeler” diye de okuyabilirsiniz!



Biz “tıkılıp kalsınlar oraya ve mümkün olduğunca mahpusluğun ne olduğunu görsünler, yaşasınlar” istiyoruz.


Oysa cezaevi değil sanki “bir otel, bir motel gibi kullanıyorlar” diye iddialar geliyor.



Geçtiğimiz günlerde sevgili kardeşim

Turgay Güler

sosyal medyada bu konuda birkaç cümle kurmuştu. Adalet Bakanlığı da sağ olsun bu konuda gerekli hassasiyetin gösterildiğini açıklamıştı.



Lakin bana gelen duyumlara göre ve hatta çalışanlardan edinilen bilgilere

göre FETÖ mensupları Silivri'de gayet iyi şartlarda bulunuyor.


Bir sürü tevatür var. Size onları aktarmayacağım. Sadece bir çağrı yapmak istiyorum.



İşkence, kötü muamele dönemi bitmiştir.



Lakin kripto elemanları ya da nüfuzlarıyla

“cezaevi”ni “konfor evi”ne

dönüştüren/dönüştürmeye çalışan FETÖ'cülere müsaade edilmesin…



Takipçisi olacağız.




Maksat yol güvenliği mi para mı

Bölünmüş yollarımız sayesinde artık çok daha konforlu seyahat etme imkanına sahip olduk. 18 bin km'yi geçen bölünmüş yollar kaza risklerini azalttı, konforumuzu yükseltti.

Anadolu'nun yollarında artık rayda gider gibi gidiyoruz hamdolsun.


Lakin bir sorunumuz var. Kafasına göre

“hız sınırı tabelası”

koyan belediyeler.



Şaka yapmıyorum çok ciddi bir sorun. Zira bölünmüş yollarda hız sınırı

110

km'ye çıkartıldı. Meskun mahallerde de

70

km sınırı söz konusu. Ama Anadolu'nun birçok kasabasının sınırlarından bölünmüş yol geçiyor ve o kasabaların girişlerine belediye kararıyla

50 km hız sınırı levhası konuyor

. Düşünün

110 km hızla giderken bir anda 50 km hıza düşmek zorundasınız. Yoksa radara yakalanıyorsunuz.

Açıkçası o yolda 50 km ile gitmek kaza riskini daha da artırmakta. Zira çoğu 50 km hız sınırı levhasının konulduğu yolda bırakın meskun mahal, yaya geçidi veya kavşağın bulunmasını in cin top oynuyor. Ama mücavir alan mı diyorlar ne diyorlarsa belediye meclisleri aldıkları kararlarla ilçe, belde, kasabalarının sınırları içindeki bölünmüş yollara bu tabelaları asıyorlar.



Neden?



Çünkü gelir kapısı bilmişler!


O abuk hız sınırına uymayan araçlara kesilen cezalardan belediyeler pay alıyor!



Böyle saçmalık olur mu?



İçişleri Bakanlığı bir çalışma başlattı. Haberini almıştık. Bir an önce bu hız sınırı limitleri ve hız sınırı meselesinin çözülmesi gerekiyor.



Sahi

mesele güvenli seyahat edilmesi mi yoksa bir yasal boşluktan faydalanıp “hız sınırını” gelir kapısına dönüştürmek mi?

#15 Temmuz
#FETÖ
#Turgay Güler