Yazarlar CHP seçmeninin öbeklendiği gettolarda hayat bir başka

CHP seçmeninin öbeklendiği gettolarda hayat bir başka...

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : CHP seçmeninin öbeklendiği gettolarda hayat bir başka...
Haber Merkezi 24 Temmuz 2018, Salı Yeni Şafak
CHP seçmeninin öbeklendiği gettolarda hayat bir başka... yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

CHP’nin seçmeni “içten yanmalı motor” mudur?

Ya da CHP seçmeni, 70 yıldır iktidar yüzü görmediği halde hala neden partisinin peşinden gitmektedir?

Soruları soran CHP yöneticisi Bülent Tezcan. Cevabını da veren o. “CHP seçmeni, cefakar, fedakar” diyen de...

Tezcan’a göre, CHP içindeki enerji boşaltımı, iç iktidar için ve partinin parçalanmaması için iyi ama dış iktidar için yeterli değil.

O halde bizim sorumuz da şu olsun:

CHP seçmeni mevcut politikalarla merkezi iktidarı elde edemeyeceğini bildiği halde neden hala oy vermeye devam ediyor?

Benim cevabıma geçmeden önce bir izlenimimi aktarayım.

CHP SEÇMENİ: ÖTEKİNİ GÖRMEK İSTEMEYEN KAFA

Geçtiğimiz hafta, CHP’nin oy deposu olarak bilinen bölgelerdeydim. Balıkesir, Edremit/Ayvalık hattından tutun da İzmir, Dikili/Çeşme hattına kadar görme, izleme imkanı buldum.

Daha önceki yıllarda da bu tür seyahatler yapmıştım ve izlenimlerimi paylaşmıştım. Bu kez öncekilerden farklı ne gördün diye soracak olursanız, cevabım “yok” olacak.

Ama yine de paylaşayım izlenimlerimin bir kısmını.

CHP seçmeni, kendinden başka hiç kimseye tahammül edemiyor. Sadece dindar muhafazakarlara karşı değil kendisi dışındaki hiç kimseye tahammülü yok.

Örneğin markette “Sözcü var mı” diyen bir vatandaş, “Kalmadı” cevabını aldığında “İyi de Aydınlık var niye Sözcü yok” diye eleştiriyor.

Yine örneğin, bir büyük markette alışveriş yapan eşim ve kızlarımın başına gelenler. Yaşını başını almış bir kadın, kasada sıra bekleyen eşimi ittirip, gözlerini dikip, “Seni görmüyorum. Sen benim için yoksun” diye bağırıyor. Belli ki başörtülülere hala tahammül edemiyor. Başörtülüleri, hala yok sayıyor. Onların varlığını inkar ediyor. Kendince gettolaştırdığı, duvarlar ördüğü, kendisi gibi düşünmeyen, giyinmeyenlerin gelip gitmesini istemediği bir bölgeyi koruma dürtüsüyle, karşısındakini yok saymaya çalışıyor.

CHP seçmeninin Muharrem İnce’nin tabiriyle “şizofren takımı” bu yaşlı kadının davranışında ete kemiğe bürünüyor.

Ve maalesef bahsettiğim bölgelerde bu insanlardan istemediğiniz kadar var.

CHP’Lİ BELEDİYELER VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ

Bir de yerel yöneticiler var. İsimlerini burada anmayacağım. Sadece ideolojik manevralarla seçmenlerine şirin görünen, ancak hizmet dendiğinde ortalıkta görünmeyen yerel siyasetçiler bunlar.

Tamamı CHP’nin belediye başkanları. Göz yummak, iltimas geçmek vakayı adiyeden olmuş. Yine temizlik hizmetlerinden tutun da diğer belediye hizmetlerine kadar hiçbiri yerine getirilmiyor. Çöp bidonlarının etrafı çöp yığını. Temizlik görevlilerini izliyorum. Geliyorlar, çöp kutularını boşaltıyorlar, etraftaki çöpü toplamadan ortalıktan sıvışıyorlar. Yol kenarları pet şişe dolu.

Bir de genel bir sorun var ki bu çok vebaldir.

Haliç’i biliyorsunuz, “temizlenemez, doldurulsun” diyorlardı bir zamanlar. Bugün bırakın balık tutmayı geçenlerde yunuslar geziniyordu içinde.

Bu örnek burada dursun.

Türkiye’nin en güzel kıyıları Ege’de. Türkiye’nin en güzel körfezlerinden biri İzmir, diğeri Aliağa Körfezleri. Bu iki körfezi kirlettik ve kaybettik. Bunlara Çandarlı ve Edremit Körfezlerinin eklenmesi an meselesi. Zira biliyor musunuz, sabah erken kalkan vidanjör şoförü bir gece önceden doldurduğu foseptik atığını bu körfezlere boşaltıp sıvışıyor. Tatil sitelerininin yetersiz arıtmaları yüzünden deniz kirliliği her geçen gün artıyor. İnanın bunu da sadece bir kaç duyarlı vatandaş mesele ediyor. Diğerlerinin umurunda bile değil. Kokan sitelerde oturmaya devam ediyorlar. Tıpkı temizlikten beri sözüm ona balık restoranlarında çay bardağında rakı içtikleri gibi.

Dedim ya sözün başında, “İçten yanmalı motor” diyor seçmenlerine Bülent Tezcan. Muhalefeti kendi içinde yapıp, iktidar olma hayali bile kuramıyorlar. Bir de düğünde, dernekte her fırsatta söylemeye çalıştıkları 10’uncu Yıl Marşı’nı hep yanlış okuyorlar!

Ancak varlıklarını hep sürdürüyorlar. Sürdürsünler de.

Tek, onlar gibi düşünmeyenlere tahammül etmeyi öğrensinler yetecek. Ama nafile.

BATI’NIN FAŞİST KAFA YAPISI, CHP’YE BULAŞMIŞSA

İstanbul’un en muhafazakar merkez semtlerinden birinde yaşıyorum. Ve inanın geçen hafta Ege kıyılarında karşılaştığım “ötekileştirme”nin ve ayrıştırmanın yüzde birinin yaşadığım semtte kendisi gibi düşünmeyenlere yapıldığına şahit olmadım 20 yıldır.

Bırakın ötekileştirmeyi.... Bu köşede hem de Ramazan ayında yazdım. Hırka-ı Şerif Camii civarındaki kafe ve çay ocaklarında, sigara içen, kahve içen, yemek yiyen insanların birine bir Allah’ın kulu “ne oluyor” demedi, demez de...

Lakin Ege kıyılarında yürürken epeyce tedirgin oldum. O gözler, o sözler, o tutum ve davranışlar.

Oysa ötekine tahammülsüzlük Batı’nın faşist kafa yapısına ait. Bize ait olmayan, bizde yaşama şansı bulmayan bir düşünce biçimi. CHP’deki ötekine tahammülsüzlüğün nedeni o sorunlu Batı kafasından başkası değildi. Lakin bir CHP’li Batı’ya gitse o da öteki muamelesi görüyor. Bunu da mı düşünmüyorlar?

Yazık oluyor memleketin insanlarına yazık.

CHP’nin çözmesi gereken lider sorununu bir de bu vecheden bakılmasında yarar görüyorum.

Sahi, Kemal Kılıçdaroğlu neredeyse 10 yıldır CHP’lileri bıçak gibi biledi. Peki kime ve neye karşı?

Türkiye düşmanlarına karşı mı? İçimizdeki hain ve satılmışlara karşı mı? Yoksa, ortak değerlerimize karşı mı?

Anlatmaya gerek yok. Görüyorsunuz. Cevabını biliyorsunuz.

Yanılıyor muyum?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.