FETÖ, bir Amerikan projesi olarak Türk dünyasını istila etti

04:0024/12/2017, Pazar
G: 18/09/2019, Çarşamba
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

BaküTürkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki biçimi siyasal yakınlaşmanın çok daha ötesindedir. Onun için,“Tek millet, iki devlet”sözü her iki tarafta da kabul görür. Bunun nedeni, Sovyetler döneminde dahi Türkiye ile Azerbaycan arasında bambaşka movitasyonla mekik dokuyan insanlardır.Sovyet sistemi çöktükten sonra Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinde aynı samimi insanlar büyük inisiyatifler de almışlardır.AZARBEYCAN’DA RAKİP GÖRDÜKLERİNİ TASFİYEYE KALKIŞTILARFETÖ terör örgütü her alanı zehirlediği

Bakü
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki biçimi siyasal yakınlaşmanın çok daha ötesindedir. Onun için,
“Tek millet, iki devlet”
sözü her iki tarafta da kabul görür. Bunun nedeni, Sovyetler döneminde dahi Türkiye ile Azerbaycan arasında bambaşka movitasyonla mekik dokuyan insanlardır.

Sovyet sistemi çöktükten sonra Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinde aynı samimi insanlar büyük inisiyatifler de almışlardır.

AZARBEYCAN’DA RAKİP GÖRDÜKLERİNİ TASFİYEYE KALKIŞTILAR

FETÖ terör örgütü her alanı zehirlediği gibi bir dönem Türkiye Azerbaycan ilişkilerini de zehirledi.

Hatta Azerbaycanlı nice 'samimi insan' sırf Türkiye ile 'çıkarsız' ilişki geliştirdiği için hedefe kondu.

Türkiye’den Azerbaycan’a giden bazı öğrenci ve işamadları da aynı şekilde FETÖ’nün hedefindeydi.

Bırakın itibarsızlaştırma faaliyetlerini '
ölüm tehditleri
'ne varıncaya kadar büyük bir tehlikeyle mücadele etmek zorunda kaldı o insanlar.

Azerbaycan’ın önemli devlet iştiraklerini bile FETÖ’cüler yönetti bir dönem, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi!

Ama hamdolsun Türkiye’de başlayan mücadele nihayetinde Azerbaycan’da da karşılık buldu. FETÖ’nün gücü ve etkisi Azerbaycan’da her geçen gün kırılıyor.

Dün, FETÖ’cülerin telkiniyle
'
tehlikeli
'
ilan edilen ve ülkeye girişi yasaklanan Hüseyin Büyükfırat bugün Türkiye Azerbaycan İş Adamları Derneği Başkanı.
Yine Azerbaycan’ın önemli kadın siyasetçileri ve aktivistlerinden
Tenzile Rüstemhanlı, dün FETÖ’nün kumpasları yüzünden epeyce sıkıntı çekerken bugün Azarbaycan Türkevi Başkanlığı’nı yaparak ilişkilerin geliştirilmesinde önemli projelere imza atıyor.
Ve
Agil Alesger
. FETÖ’nün Azerbaycan’daki kumpaslarına karşı yılmadan yıllarca yayın yapan
Yeni Çağ
internet portalının baş editörü. Onu Türkiye’de FETÖ’yü deşifre eden kitaplarından tanıyoruz.

Ölüm tehditlerine aldırmadan... Karakter suikastlarına boyun bükmeden..., Bütün olumsuzluklara rağmen ne Türkiye ne de Azerbaycan sevdasından vaz geçmeyen isimlerı.

JEOPOLİTİK ÇAĞRILAR VE
PERSPEKTİFLER SEMPOZYUMU

İşte, bir zamanlar FETÖ’nün gadrine uğrayan bu isimlerin öncülüğünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen uluslararası bir sempozyuma katıldım.

'Bölgenin Geleceği: Jeopolitik Çağrılar ve Perspektifler'
başlıklı sempozyumda sadece Türkiye Azerabaycan ilişkileri değil Türk dünyası, Ortadoğu ve Kafkasya sorunları da tartışıldı.

Türkiye ile Rusya’nın son dönemde her alanda geliştirdiği ikili ilişkiler Ortadoğu’da Suriye krizinin çözümünde önemli bir rol oynuyor. Azerbaycan’da heyecanla ve büyük bir ilgiyle takip edilen Rusya Türkiye yakınlaşmasının Dağlık Karabağ sorununun çözümüne de katkı verebileceği düşünülüyor. Sempozyumda konu dönüp dolaşıp hep buraya geldi. Çok dikkatimi çekti.

***

Rusya’dan sempozyuma katılan Maksim Şevçenko’nun, son dönemde Türkiye Rusya ilişkilerinin tüm bölgeye olumlu etkisine işaret etmesi önemliydi, ancak konu Dağlık Karabağ sorununa geldiğinde ilginç bir cümle kurdu. “Ermeni lobisi de, Yahudi lobisi de Washingon’dadır.” dedi. Devamında bölgesel sorunların ana kaynağı olarak Amerika’yı göstermesi ve 70 yıllık Sovyet rejiminin yaptıklarını ya da şu anda Rusya’nın hegemonik tutumunu es geçmesi 'Tipik Rus refleksi’ olarak değerlendirildi.

***

Sempozyumda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Amerika’nın şantaj ve tehditlerine rağmen 128 ülkenin Kudüs’ün statüsünün korunmasına yönelik karara evet demesi de konuşuldu. Neredeyse tüm katılımcılar Türkiye’nin başarısına, aldığı inisiyatife vurgu yaptı.

FETÖ, BİR AMERİKAN PROJESİ
OLARAK TÜRK DÜNYASINI İSTİLA ETTİ

Dünya tarihi, Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlar üzerinden şekillenir. Bu jeopolitik gerçeklik nedeniyle bölgeye ilişkin herkesin bir planı, bir tasarrufu vardır.

Bunlardan birini sempozyuma katılanlara aktarma imkanı buldum.

O da, Amerika’nın 1968 yılında hazırladığı ancak benim 1994 yılında vakıf olduğum bir araştırma.

Stratejik bir hedefe yönelik araştırmanın konusu şu:
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bir gün dağıldığında Türk Cumhuriyetleri ne olacak? Ve bu cumhuriyetlere Amerika nasıl nüfuz edecek?

Dikkat ederseniz, devrim romantizminin ayyuka çıktığı 1968 yılından söz ediyoruz ve Amerika o tarihte 'Bir gün Sovyetler çökünce...' diye başlayan bir meseleyi enine boyuna araştırmış.

O araştırmanın neticesidir ki Türkiye gibi Doğu Bloku’na sınır olan ülkelerde aynı tarihlerde
Komünizm ile Mücadele Dernekleri'nin faaliyetleri arttı. Erzurum’daki derneğe Fetullah Gülen üye oldu. Yeşil Kuşak projesi ile Sovyetler'in nüfus alanının yayılması engellendi.
Türkiye’nin Türk dünyasından hem coğrafi sınırlarla hem de zihin sınırlarıyla ayrışması sağlandı.
Bir Azeri, bir Kazak, bir Türkmen, bir Özbek bir Tatar Türkiye’de 'Komünist' olarak nitelendirilmeye başlandı. Marjinal bir çevre tarafından da çözüm olarak sadece 'Etnik Milliyetçilik' öne çıkarıldı.
90’lı yılların hemen başındaysa Sovyetler dağıldığında Amerika’nın projesi olarak FETÖ okulları Türk Cumhuriyetlerinde mantar gibi çoğaldı.

Yani, 1968 yılında hazırlanan Amerikan raporunun gereği yerine getirildi. Gülen’in sözüm ona Türkçü, milliyetçi söylemi de Türk dünyasına nüfuz etmede kullanıldı. FETÖ okullarının hemen akabinde FETÖ iş adamları coğrafyayı istila etti. Sonuç belli. Türk dünyasının önemli ülkelerinin devlet kademelerinde FETÖ’nün okullarından mezun olmuş isimler görev aldı.

Amerika Sovyetlerin çöküşüyle birlikte FETÖ ile coğrafyaya yerleşmiş oldu.

***

Bakü’deki sempozyum bir kez daha gösterdi ki coğrafyamızın kaderine buraların çocukları buraların yerlileri karar vermeli.
İstilacıların ve onlarla işbirliği yapanların bizlere biçtiği tüm elbiseleri yırtıp atmak, bizlere çizdiği tüm haritaları yırtıp atmak boynumuzun borcudur.

İstilacılarla birliklik olanlarla mücadelemiz, en az istilacılarla olduğu kadar şiddetli olmalı ki işgalden, talandan kurtulalım.

Öyle değil mi?

#Türkiye
#FETÖ
#ABD