
Sovyet sistemi çöktükten sonra Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinde aynı samimi insanlar büyük inisiyatifler de almışlardır.
FETÖ terör örgütü her alanı zehirlediği gibi bir dönem Türkiye Azerbaycan ilişkilerini de zehirledi.
Hatta Azerbaycanlı nice 'samimi insan' sırf Türkiye ile 'çıkarsız' ilişki geliştirdiği için hedefe kondu.
Türkiye’den Azerbaycan’a giden bazı öğrenci ve işamadları da aynı şekilde FETÖ’nün hedefindeydi.
Azerbaycan’ın önemli devlet iştiraklerini bile FETÖ’cüler yönetti bir dönem, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi!
Ama hamdolsun Türkiye’de başlayan mücadele nihayetinde Azerbaycan’da da karşılık buldu. FETÖ’nün gücü ve etkisi Azerbaycan’da her geçen gün kırılıyor.
Ölüm tehditlerine aldırmadan... Karakter suikastlarına boyun bükmeden..., Bütün olumsuzluklara rağmen ne Türkiye ne de Azerbaycan sevdasından vaz geçmeyen isimlerı.
İşte, bir zamanlar FETÖ’nün gadrine uğrayan bu isimlerin öncülüğünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen uluslararası bir sempozyuma katıldım.
Türkiye ile Rusya’nın son dönemde her alanda geliştirdiği ikili ilişkiler Ortadoğu’da Suriye krizinin çözümünde önemli bir rol oynuyor. Azerbaycan’da heyecanla ve büyük bir ilgiyle takip edilen Rusya Türkiye yakınlaşmasının Dağlık Karabağ sorununun çözümüne de katkı verebileceği düşünülüyor. Sempozyumda konu dönüp dolaşıp hep buraya geldi. Çok dikkatimi çekti.
***
Rusya’dan sempozyuma katılan Maksim Şevçenko’nun, son dönemde Türkiye Rusya ilişkilerinin tüm bölgeye olumlu etkisine işaret etmesi önemliydi, ancak konu Dağlık Karabağ sorununa geldiğinde ilginç bir cümle kurdu. “Ermeni lobisi de, Yahudi lobisi de Washingon’dadır.” dedi. Devamında bölgesel sorunların ana kaynağı olarak Amerika’yı göstermesi ve 70 yıllık Sovyet rejiminin yaptıklarını ya da şu anda Rusya’nın hegemonik tutumunu es geçmesi 'Tipik Rus refleksi’ olarak değerlendirildi.
***
Sempozyumda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Amerika’nın şantaj ve tehditlerine rağmen 128 ülkenin Kudüs’ün statüsünün korunmasına yönelik karara evet demesi de konuşuldu. Neredeyse tüm katılımcılar Türkiye’nin başarısına, aldığı inisiyatife vurgu yaptı.
Dünya tarihi, Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlar üzerinden şekillenir. Bu jeopolitik gerçeklik nedeniyle bölgeye ilişkin herkesin bir planı, bir tasarrufu vardır.
Bunlardan birini sempozyuma katılanlara aktarma imkanı buldum.
O da, Amerika’nın 1968 yılında hazırladığı ancak benim 1994 yılında vakıf olduğum bir araştırma.
Dikkat ederseniz, devrim romantizminin ayyuka çıktığı 1968 yılından söz ediyoruz ve Amerika o tarihte 'Bir gün Sovyetler çökünce...' diye başlayan bir meseleyi enine boyuna araştırmış.
Yani, 1968 yılında hazırlanan Amerikan raporunun gereği yerine getirildi. Gülen’in sözüm ona Türkçü, milliyetçi söylemi de Türk dünyasına nüfuz etmede kullanıldı. FETÖ okullarının hemen akabinde FETÖ iş adamları coğrafyayı istila etti. Sonuç belli. Türk dünyasının önemli ülkelerinin devlet kademelerinde FETÖ’nün okullarından mezun olmuş isimler görev aldı.
***
İstilacılarla birliklik olanlarla mücadelemiz, en az istilacılarla olduğu kadar şiddetli olmalı ki işgalden, talandan kurtulalım.
Öyle değil mi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.