‘Feto’nun günah galerisi’ kitabını kim yazmalı

04:0014/08/2016, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

Hoş görü, diyalog, “karıncayı bile incitmeyen” dahası “bir arı için günlerce gözyaşı döken” diye pazarlanan ve açıkçası hepimizin gözünü boyayan…



Öte yandan herkesin

yatak odasını dikizleyen, cebine sarkan, parasına göz koyan, şirketlerini, derneklerini tehdit eden, yok eden ve elbet “alüfte”yi bilen

bir yapıyla karşı karşıyayız:

FETÖ!


Bu yapının

iman esasları

konusunda sorunları olduğuna yönelik daha önce Star'da birkaç yazı yazdım. Kapatılan Zaman'ın yazarı

Ali Ünal

'ın Feto'nun

“masumiyeti, masuniyet”

meselesi üzerine yazdığı yazılar üzerine cevap niteliğindeydi.



Açıkçası ben ilahiyatçı değilim. Ama okumalarımı alt alta koyup,

FETÖ lideri Feto'ya tıpkı Şia'daki “İmamın masumiyeti” meselesine benzer bir şekilde inandıklarını yazmıştım

. Şia'nın iman esaslarının neredeyse birebir aynısı FETÖ için de geçerli olduğunu söylemiştim.



O kadar tedirgin oldular ki Ali Ünal tam sayfa yazı yazıp cevap vermeye kalkıştı, ama daha da beter ifşaatta bulundu.



Biz onları Müslümanlık dairesi içinde görmek istedik ama yazdıklarından söylediklerinden anlaşılıyor ki

bu FETÖ ve elebaşı Feto, İslam'ın dışında başka bir inanç esasına göre yaşıyor, başka bir şeye iman ediyor!


Gerçek şu ki FETÖ uzun yıllara dayanan bir çalışmanın sonunda

“Vatandaşın imanını çalmaya çalıştı.”


Kısmen başarılı da oldu. Enes Kanter (GÜLEN) örneği bunun apaçık örneği!



İşin aslına bakılacak olursa,

Feto'nun “Küçük dünyam”

dediği de

“iç dünyasındaki mütevazı yaşam”

değilmiş!



Bildiğimiz

gezegen olarak Dünya'yı kast ediyormuş herif!


Pensilvanya şarlatanı,

gezegen olan yani yaşadığımız kocaman

Dünya

'yı

, “Küçük Dünya'sı”

olarak

düşünmüş!


Şimdi burada

Diyanet İşleri Başkanlığı'na büyük görev düşüyor

.



Bu

Feto'nun

ve

“din adamı kisvesi”

altındaki ona yakın

elemanlarının dine dair yazdığı, söylediği ne varsa…
“İslam dini açısından ne ifade ediyor?”

sorusunun peşine düşülmesi gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı bunu yapmalıdır. Gerçi 15 Temmuz'dan sonra Olağanüstü Din Şurası'nı toplayıp 17 maddelik görüşlerini açıkladılar ama yetmez…



“İman esasları açısından durum nedir? Akaitte yeri olmayan sapık düşünceleri nedir?

Uygulamada nasıl hataları vardır?”



“Allah, peygamber, melek, Kur'an, kaza, kader, ahiret

konusunda bu Feto ne yazmıştır, ne söylemiştir ve bunun

İslam'daki yeri nedir?”

diye geniş kapsamlı bir çalışma en kısa sürede yapılmalıdır.



Yapılan çalışma kitaplaştırılmalı ve hızla dağıtılmalıdır.



Kitabın adına gelince…



Adına artık ne denir bilmem..!



Ama önerebileceğimiz birkaç isim var:



“Feto'nun günah galerisi”

mi dersiniz…



Yoksa

“Bir sapkınlık olarak FETÖ”

mü?



Siz karar verin.



Haksız mıyım ey ahali?



İnsan kapasitemizi sömüreceklerdi

Beceremeyeceklerdi de eğer becerebilselerdi 15 Temmuz sonrasında

“üst akıl”ın emrinde sömürge yapılmış bir ülke olacaktı, Türkiye!


Totaliter ve otokrotik bir yönetim kurulacaktı. Ve bu yapı “üst akıl”ın bu coğrafyaya dayattığı yeni bir model olacaktı.



Bizim yer altı ve yer üstü zenginliklerimiz çok yok. Ne petrolümüz, altınımız, ne çok değerli madenlerimiz var. Gerçi “bor” gibi madenlerimiz var ama onun ötesinde en

büyük zenginliğimiz insan kapasitemiz.

Genç ve dinamik nüfusumuz.



FETÖ terör örgütü eliyle bir neslimizi nasıl ele geçirdiklerini gördük.


Şayet başarılı olsalardı

, bizim topyekun insan kapasitemizi sömüreceklerdi.


Batıcı kafasının demokrasiden yana olmadığını görüyoruz. Çıkarcı bir kafa bu. Sadece kendi çıkarları için “demokrasi, insan hakları” filan diyorlar. Oysa hatırlayın yakın geçmişte Mısır'da darbe yapan Sisi'nin ayağına gittiler, batı başkentlerinde önüne kırmızı halı serdiler.



Darbe yapılan ülkelerde hep ikircikli tavır sergilediler. Darbe başarılı olunca başka türlü, başarısız olunca başka türlü davrandılar.



Türkiye'de darbe başarılı olsaydı “zil takıp oynayacaklardı.”



Bu yüzden darbe günü batıdan Türkiye'ye güçlü bir destek gelmedi. Hatta darbecileri destekleyen, onları savunan, onların diliyle konuşan bir batı dünyası gördük.



Çıkarcı, oportünistler… Dahası güçlü, ayakları üzerinde duran bir Türkiye'den ödleri kopuyor!



Onlar bizim gelişmemizi, büyümemizi, güçlenmemizi istemeseler de biz yolumuzdan dönmeyeceğimizi cümle aleme ilan ettik.



Son sözü de 7 Ağustos'ta Yenikapı'da söyledik.


#FETÖ
#Enes Kanter
#Olağanüstü Din Şurası
#Üst akıl