Yazarlar Güney sınırlarımızda kimin varlığına tahammül edebiliriz

Güney sınırlarımızda kimin varlığına tahammül edebiliriz

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Erdoğan ile G20 zirvesi için Japonya’nın Osaka kentine gitmiştik. Orada dikkatimi çeken hususlardan biri 2’nci Dünya Savaşı’nda yenilen Japonya’da hala çok büyük bir Amerikan askeri varlığı olduğunu öğrenmemdi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : Güney sınırlarımızda kimin varlığına tahammül edebiliriz
Haber Merkezi 26 Temmuz 2019, Cuma Yeni Şafak
Güney sınırlarımızda kimin varlığına tahammül edebiliriz yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Tam 65 bin Amerika askeri Japonya’da şu anda konuşlanmış durumda. Bütün masrafları Japon halkına yüklenen ek vergilerden karşılanıyor. Yaşlı Japonlar bu vergiye zaten “Amerikan vergisi” diyor.

Sadece Japonya’da mı? Hayır. Dünyanın dört bir yanında Amerika askerleri var. Balkanlardan, uzak doğuya, Asya’ya, Afrika’ya kadar. 150’nin üzerinde ülkede yaklaşık 350 bin Amerikan askeri var.

Ve her geçen gün bir başka bölgeye, ülkeye de yerleşiyorlar.

BÖLGEMİZDE DE KALICI YENİ ASKERİ ÜSLER PEŞİNDE

Bizim bölgemiz ile ilgili uzun vadeli Amerikan stratejik hedefini burada defalarca yazdım. Yine hatırlatayım. 1990’dan itibaren yani 1’nci Körfez Savaşı ile birlikte Amerikan stratejik hedefi bu bölge için, “Büyük devletlerin parçalanması ve şehir devletlerinin kurulması” şeklinde. Amacını da tekrarlayalım. İsrail’in güvenliği ve enerji koridorlarının kontrol altında tutulması.

Hal böyle olunca, 1’nci Körfez Savaşı sırasında Çekiç Güç’ü başımıza musallat eden Amerika 2’nci Körfez Savaşı sırasında da Türkiye sınırlarını kullanarak Irak’a geçirmek için 60 bin Amerikan askerini hazırlamıştı.

1 Mart 2003 tezkeresinin Meclis’ten geçmemesi üzerine bu senaryo akamete uğramıştı.

Dün emekli bir asker olan Abdullah Kılıçarslan, Amerika’nın bölgemiz için stratejik hedeflerine ilişkin çok önemli açıklamalar yaptı gazetemiz Yeni Şafak’a. Kılıçarslan’ın iddiası şu: Amerika’nın Suriye’nin kuzeyine 60 bin askere yetecek kadar silah ve teçhizat yığmasının yegane sebebi o bölgeye yerleştirmek istediği Amerikan askerleri.

Biz Amerika’nın Suriye’deki gönüllü kara kuvveti olan terör örgütü PYD/YPG-PKK için bu kadar yığınak yaptığını düşünüyorduk. Oysa Kılıçarslan bir başka şey söylüyor. Amerika’nın kendi askerleri için bölgeye yığınak yaptığını.

Her iki seçenek de bölgemiz için bir felaket. Amerika ister PYD/YPG-PKK terör örgütü için isterse daha sonra oraya yerleştirmeyi düşündüğü kendi askerleri için binlerce TIR’lık askeri yığınak yapmış olsun bölgemiz için vahim. Türkiye içinse son derece tehlikeli bir durum.

Çünkü, uzun vadeli Amerikan stratejisinde Irak’ın parçalanması gibi, Suriye’nin de parçalanması var. Yetinmeyip İran’ın, Yemen’in, Mısır’ın, Libya’nın parçalanması da hedefler arasında. Peki bu parçalanma hedefinden Türkiye nasibini almayacak mı?

Zurnanın zırt dediği yer de burası!

BÖLGE İÇİN TASARLADIKLARINDAN MAALESEF TÜRKİYE DE NASİBİNİ ALIYOR

Müttefikimiz, stratejik ortağımız NATO’da birlikte olduğumuz Amerika’nın bölgemiz için çizmek istediği haritadan maalesef Türkiye de nasibini alıyor. Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden PKK terör örgütü ve Suriye uzantısı PYD/YPG gibi Amerika’nın doğrudan tehdidi altındayız.

S-400 alım sürecinde yaşadığımız gerginliğin de 15 Temmuz’da FETÖ aparatı üzerinden yapılmak istenen darbe ve iç işgal girişimi de Amerika’nın coğrafyamız için geliştirdiği ve Türkiye’yi de tehdit eden stratejik hedefleri içerisindedir.

VEKALET VERDİKLERİ TERÖR ÖRGÜTLERİNİ TEPELEDİK AMA…

Vekalet savaşları ile etrafımız kan gölüne çevrildi. Biz Fırat Kalkanı’nda DAEŞ terör örgütü ile mücadele ederken, arkasında Amerika ve koalisyon ortaklarının olduğunu gördük. (El Bab düşmesin diye Amerika’nın Rakka operasyonunu ertelediğini unutmadık. H.Ö)

Yine biz Zeytin Dalı Harekatı’nda PYD/YPG-PKK terör örgütü ile Afrin’de mücadele ederken yapılan tahkimat ve kullanılan mühimmatlar üzerinden bir şey gördük yine karşımızda Amerika ve koalisyon güçleri vardı. (Fransızların ünlü çimento fabrikasının terör örgütünün tünellerinde kullanmak üzere bölgeye sevkiyat yaptığını unutmadık. H.Ö)

Sonuçta, dünyanın dört bir yanında Amerikan işgali söz konusu. Bu işgallerin bir kısmını “savaşı kazandım hakkım” diyerek, bir kısmına “çağırıldım” diyerek devam ediyor.

Şimdi de Ortadoğu’ya biçtikleri yeni gelecek -ki bu bölgenin milletleri için bir felaket senaryosudur- için Suriye’nin kuzeyinde PYD/YPG-PKK ile birlikte yerleşik hale gelmek istiyor.

Türkiye’nin çıkarlarıyla bu hedefler örtüşmüyor. Bizim güvenli bölge anlayışımız ile Amerikalılarınki benzeşmiyor. Bizim Suriye’nin geleceğine ilişkin perspektifimiz ile Amerikalılarınki arasında uzaktan yakından bir ilişki yok.

Biz defalarca deklare ettik. Suriye’nin toprak bütünlüğünü istiyoruz. güney sınırımızda terör örgütü istemiyoruz.

Amerika parçalanmış Suriye istiyor. Terör örgütü ile Türkiye’yi buluşturmayı tasarlıyor. (Jeffrey’in son önerisi bu yöndeydi. H.Ö)

Şimdi sorular şu:

Güney sınırımızda biz güvenli bölgeyi kendi başımıza sağlayabilir miyiz?

Güneyimizde Suriye rejiminin varlığı mı daha büyük tehdittir terör örgütlerinin varlığı mı?

Ve son: Türkiye’nin Amerikan stratejisine direnmekten başka çaresi var mıdır?

Takipteyiz.

Tartışmaya devam edeceğiz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.