Lozan taşı kımıldatılınca ses nereden geldi

04:002/10/2016, Pazar
G: 16/09/2019, Pazartesi
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

Bir önceki yazıda, “
Sanmayın ki sorun 'usta'nın varlığı… Sorun Türkiye'nin milletiyle ve vatanıyla varlığında!


Anlamadınız mı?



Anlamadıysanız, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın dün 'Lozan taşı'nı niye kımıldattığını düşünün yeter”

diye yazmıştım. (30 Eylül 2016 Yeni Şafak)



Erdoğan, Lozan taşını kımıldattığında neler olabileceğini az buçuk tahmin edebiliyorduk. Zira

Kemalistlerin ve Neo- İttihatçıların “kutsalı” Lozan'dı!


İki gündür Türkiye'nin özellikle bir kesimi

“Lozan aslında şöyleydi böyleydi”

diye başlayan savunmada. Savunma yapmalarını anlayabiliriz. Zira

Lozan'ın altında imzası bulunanların devamı niteliğindeler.

Aslını sorarsanız

“Zamanın şartları bu anlaşmayı imzalamamızı zorunlu kıldı, eksiği olabilir ama özgürlüğümüze kavuştuk”

diye bir cümle kurmak yeterince açıklayıcı olabilirdi… Tartışma da bir yerde durabilirdi. Onun yerine “

tehdit

” dolu cümleler kuruluyor!



Lozan'ın altında imzası bulunanların ortak yönü

“İttihatçı”

olmalarıdır. Ve Türkiye Cumhuriyeti'ni babalarının tapulu malı olarak görenler de onlardır. Onların dışındakilere bakışları ise ya ehlileştirilmesi gereken

“cahiller”

, ya da

emperyalistlerin maşası”

, gayri milli unsurlar.



Onlar devlet elitinin değişmesine şiddetle karşıdırlar. Tebaanın ancak devşirilebilen çocuklarının devlet elitine dahil edilmesine razı olurlar. Türk modernleşmesinin lokomotifi olarak yalnızca kendilerini kabul ederler.


Dindarlık algıları da modernlik algıları da sorunludur. (Zira son dönemde dindarların tamamını FETÖ'cü yaftasıyla yaftalayacak kafa da, tüm cemaat ve tarikatları tasfiye etmeyi düşünen de bu kafadır.)



İttihatçı kafa bugün kısmen CHP'de, ağırlıklı olarak da Aydınlık çevresinde yaşıyor. Kimsenin memleket sevgisini sorgulayacak değiliz ama

“Lozan taşı”nı kımıldatınca

çıkan homurtu bize bir şey söylüyor!



Bir kadro hareketi olarak Aydınlıkçılar marjinal grup gibi görünse de devlet içinde özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nda (TİM) aktif. Bunu bilmeyen yok.



Hoş, çok da yadırganacak bir şey değil bu. Zira İttihatçılar tarih boyu kendi kadroları dışındakileri hep tasfiye ettiği için bugüne kadar kadrolarını devlet içinde tutmayı başardı. Zaten sadece kendilerini yerli görürler… (Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk dönemindeki kadro savaşlarını hatırlayın yeter.)



İttihatçılara “vatan haini” deyip toptan işin içinden sıyrılamayız. Yine “Vatanperver” deyip hepsini olumlamamız da söz konusu değil. “Öteki”ne tahammül edebilenlerinin samimiyetine de inanırız.



İhtirasları yüzünden yaşadığımız sıkıntıları anlatmanın sırası ise hiç değil.



Fakat şunu söylememiz gerekir:



Fetullahçı Terör Örgütü'nün (

FETÖ

) 15 Temmuz darbe girişiminden sonra

“Devlet bürokrasisinde kim hakim olacak”

mücadelesi yaşanıyor.



FETÖ elemanlarının bir bölümü çıkarılan Kanun Hükmündeki Kararnameler (KHK) ile tasfiye edildi. Tasfiye süreci devam ediyor. “

Bu süreçte oluşan boşluk kim ya da kimler tarafından doldurulacak”

meselesinde çok ciddi bir mücadele yaşanıyor.



İşte tam bu dönemde Neo-

İttihatçılar “O kadroları bize verin” diyerek kafa gösteriyor.


Kendilerince haklı da olabilirler. 15 Temmuz'dan sonra oluşan “direniş hattı”nda onları da gördük.



Lakin ne zaman

“darbe geleneğinin yaşadığı kurumlar”

a yönelik

sivil siyaset adım attı, o gün gerginlik başladı.


Hatırlayın, Olağan Üstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan KHK'lar ile TSK'nın yapısı değiştiğinde, askeri okullar kapatıldığında birden o çevrelerden eleştiriler yükseldi.



Son günlerde GATA üzerinden servis edilen haberler de cabası…



Toparlayalım…



Lozan Anlaşması ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti bedenini kurtardı lakin ruhunu yitirdi

bunu hepimiz biliyoruz. O ruh 100 yıl sonra yeniden tarih sahnesine çıkmak için büyük çaba sarf ediyor.



Lozan'da bize giydirilen elbisenin içinde kalmamız için her türlü çabayı gösterenlerse ne hikmetse “milli olan biziz, diğerleri gayri millidir” propagandasına yine sarıldı.



Sahi, emperyalizmin bize dayattığı neydi?


#Lozan Anlaşması
#Emperyalizm
#GATA