Yazarlar Rüzgar yangını, yalan rüzgarı nifakı harlıyor

Rüzgâr yangını, yalan rüzgârı nifakı harlıyor

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Yanıyoruz. Kavruluyoruz. Yangını söndürmek için ölüyoruz. Hep birlikte bir afetten kurtulmak için çırpınıyoruz. Siz bakmayın sosyal medya mecralarındaki yalan ve tezviratlar üzerinden oluşturulan atmosfere, devlet millet el ele mücadele ediyoruz. Sonunda kazanan biz olacağız.

Yangının günlerdir devam etmesinin en önemli nedenlerinden birisi rüzgar. Şiddetli rüzgar! Ne ki rüzgar sadece yangın bölgelerinde esmiyor. Yalan rüzgarı da sosyal medya mecralarında esiyor. Enerjimizin bir kısmını da maalesef yalan rüzgarı sömürüyor.

CHP’LİLERDEN İKİ YALAN BİR İTİRAF

Yangınla mücadelemiz sürerken trolleşmiş hesapların yalan rüzgarından örnekler değil ama 3 CHP’linin yaptığı paylaşım ve açıklamayı hatırlatmak istiyorum.

Bunlardan ikisi gerçek birer yalan, birisi ise gerçeğin ta kendisinin ikrarı.

ELLERİYLE ATEŞE TOPRAK ATANLAR AYAĞININ DİBİNDEKİ KÜREKLERİ NEDEN KULLANMAZ

İlk örneğimiz, en son kurultayda delegeden çizik yemesine rağmen Sayın Kılıçdaroğlu tarafından genel başkan baş danışmanı olarak atanan CHP’li Tuncay Özkan’dan.

Özkan, sosyal medya hesabından bir video paylaştı. Videoda, yangın bölgesinden birkaç insanımız elleriyle alevlere toprak atarken, videoyu çeken şahıs, “Alevlerin arasında kaldık. Bize uçak, helikopter yardımı lazım. Hiçbir yardım gelmiyor, alevlere ellerimizle müdahale ediyoruz” anlamına gelen ifadeler kullanıyor.

Ne ilginçtir ki kendi çektikleri videonun başlangıcında elleriyle toprak atan insanların hemen yanı başlarında kürekler var! Elleriyle ateşe toprak atan insanlar ayaklarının dibindeki kürekleri neden kullanmaz acaba?

CHP’Lİ AHMET KAYA, THK UÇAKLARI İLE İLGİLİ NEDEN YANLIŞ BİLGİ VERİR?

İkinci örneğimiz, CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya, CHP’nin Ankara milletvekillerini de yanına alıp Etimesgut’taki Türk Hava Kurumu (THK) tesislerine gitmiş. Tesislerin hemen önünden yayın yapıyor. Arkasında “Kullanılamaz denilen” THK’nın uçakları var. Ve sayın vekil, “Herkes bu yangına bir damla su dökebilme gayreti içindeyken bu uçaklar neden burada âtıl vaziyette duruyor? Bu uçaklar neden kullanılmıyor” diye konuşuyor.

Sayın vekilin, uçakların kullanılamaz halde olduğunu bildiği halde, “Neden kullanılmıyor” diye serzenişi siyasi muhalefetten daha çok, “içi yanan” vatandaşlarımızın duygularını daha da kaşımaya dönük olduğu muhakkak. Bu bir muhalefet etme biçimi değil, düpedüz yalan rüzgarını harlama fiilidir.

KILIÇDAROĞLU’NDAN THK UÇAKLARI İKRARI

Son örneğimiz, Sayın Kılıçdaroğlu’na ait. Önceki gün akşam saatlerinde yanına bazı büyükşehir belediye başkanlarını da alıp, THK’yı ziyaret etti. İncelemelerinin ardından basın toplantısı yaptı. Bir gazeteci arkadaşımız, Kılıçdaroğlu’na, “Hangarda çalışabilir durumda hiçbir uçak yok mu“ diye sordu. Kılıçdaroğlu, “Hayır, şu anda yok” dedi..!

Bu açıklama, günlerdir CHP’nin başını çektiği bir yalan rüzgarının sönmesi için yeter de artar. Biliyorsunuz, günlerdir, “Ormanlarımız yanıyor. THK’nın uçakları hangarlarda bekletiliyor. Yangına müdahale etmesine izin verilmiyor” diyerek büyük bir yalan rüzgarı estirmişlerdi.

3 örneğimiz de CHP’dendi. İkisi yalan rüzgarı birisi ise yalan rüzgarının itirafı!

Ama maalesef bu yalan rüzgarları toplumun bir kesiminde ziyadesiyle karşılık buldu.

Bize düşen, medyanın her türü üzerinden geliştirilen manipülasyon ve yalanlara karşılık, gerçekleri söylemek.

Türkiye, mülteci deposu oldu, radikal kararlara ihtiyaç var

Türkiye’nin Afgan mülteciler sorunu Amerika’nın aldığı yeni kararla yeni bir boyut kazandı. Biliyorsunuz, Amerika, kendisiyle çalışan Afganlıların Amerika’ya gelmeden önce üçüncü ülkelerde belli bir süre beklemesi gerektiği kararını aldı. Türkiye haricindeki ülkelerle yapılan görüşme sonrası duyurulan karara, Dışişleri ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tepki gösterdi.

Dışişleri Sözcüsü Tanju Bilgiç, “Türkiye olarak, ABD’nin sorumsuz ve ülkemize danışmadan aldığı kararı kabul etmiyoruz. ABD eğer bu kişileri ülkesine almak istiyor ise doğrudan uçaklarla ülkesine nakletmesi mümkündür” dedi. İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise, “Türkiye kimsenin bekleme odası değildir. Düzensiz göçü özendirecek böyle bir çağrı asla kabul edilemez” açıklaması yaptı.

Bu köşeyi takip eden dostlarımız hatırlayacaktır, 2019’dan bu yana Afgan göçünün planlayıcısının Amerika’nın Kabil Büyükelçisi John Bass olduğunu defalarca söyledik. Amerika, Afganlıların Türkiye’yi transit olarak kullanmasını değil bizzat menzil olarak seçmesini istiyor.

Amerika, Afganlıları Türkiye’ye yönlendirirken Avrupa Birliği (AB) de yeni bir “anlaşma” için nabız yokluyor. Geri Kabul Anlaşması’nın Afganlıları da kapsayacak şekilde revize edilmesini istiyor. Asla öyle bir anlaşma yapılmamalı. Hatta Geri Kabul Anlaşması behemehal iptal edilmeli.

Türkiye’nin doğu kapıları açıksa, batı kapıları da açılmalı. Düzensiz göçmen sorunu ile Batı dünyası en ağır şekilde yüzleşmeli. Göçmenlerin bırakın Avrupa’ya gidişini, Atlantik’i geçişini bile özendirmek için çalışılmalı.

Bizi vicdanımızın altında bırakanlar, göç sorunuyla yüzleşmeli!

Ne dersiniz?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.