Yazarlar Türk-Rus ilişkilerini anlamak istemeyenlere minik hatırlatmalar

Türk-Rus ilişkilerini anlamak istemeyenlere minik hatırlatmalar

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Bir haftadır Soçi zirvesi Türkiye gündeminde tartışılıyor. Siyaseten tartışanların, “Neden baş başa görüşüldü” eleştirisi dışında elle tutulur bir perspektifleri yok.

Ya da kategorik olarak Rusya düşmanlığı dışında söyledikleri bir şey…

Ancak konuyu uluslararası ilişkiler ve bölge politikaları açısından tartışanlar Soçi zirvesinin, önümüzdeki günlerde sahada karşılığının görülebileceğini söylüyorlar. Hatta bazıları sahada karşılıklar görüldü bile diyor.

Doğrudur! Özellikle, Suriye sahasında Rusya ile Türkiye’nin, Putin ile Erdoğan görüşmesinden sonra yeni bir inisiyatif geliştirdiği görülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Soçi’den dönüş yolunda, Rusya ile Suriye arasındaki ilişki biçimine yönelik ipuçlarıyla dolu açıklamalarını da hatırlayınca, yakın gelecekte İdlip özelinde yeni bir aşamaya geçileceğini söylemek kehanet olmaz.

29 Eylül 2021’de, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki zirve içeride kimleri rahatsız etti gördük. Dışarıdaki rahatsızlık ise zaten malum.

AMERİKAN TARAFINA “İYİ NİYETLİYSENİZ İŞTE SİZE İKİ SEÇENEK” DENDİ

Şimdi Erdoğan’ın, Soçi’de elini güçlendirip Roma’ya; G-20 zirvesine daha özgüvenle gideceğini görebiliyoruz.

Biden’in, New York’taki Birleşmiş Milletler toplantısına katılan ve Türkevi’nin açılışını yapan Erdoğan ile temas kurmaması Türk -Amerikan ilişkilerini germişti.

Erdoğan’ın uçağının Esenboğa’dan Soçi’ye hareket edeceği son ana kadar Amerika’ya yakın ekiplerin Türkiye’de ne tür manevralar yaptığını da gördük.

28 Eylül Salı günü akşam saatlerinde haber merkezlerine düşen “Biden ile Erdoğan 30/31 Ekim’de Roma’da G-20 zirvesinde görüşecek” son dakika bilgisi bile Soçi’nin etkisini kırmaya dönük bir hamleydi.

Ama Soçi’ye gidildi. Görüşmede Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerginlik Putin tarafından istismar edilmedi. Türkiye ile Rusya, “devlet başkanları” düzeyinde birçok konuyu konuşup yol haritasını çıkarttı ki…

Dönüş yolunda Erdoğan, Amerika’ya iki hususta ev ödevi verdi..!

Amerika ile Türkiye ilişkilerinin iyileşmesi ya da normalleşmesi için, biz elimizden geleni yaptık.

En son, Kabil Havaalanı’nın işletmesi meselesinde bile aslında Amerika ile ilişkileri normalleştirmek için attığımız adımlardandı.

Biden seçimi kazanır kazanmaz, Washington Büyükelçimizi değiştirdik. Suriye’de ortak çalışabileceğimizi bile deklare ettik. Dahası NATO ortaklığına vurgu yaptık.

Ama bütün iyi niyetimize rağmen Biden hükümeti, Türkiye’ye karşı “olumsuz” tavrını sürdürdü.

Hatırlayın Amerika Dışişleri Bakanı, henüz göreve gelir gelmez Türkiye için “sözde müttefik” ifadesini bile kullandı.

Bu arada Biden’in seçim dönenimde, “Türkiye’de Erdoğan’ın muhalefeti desteleyerek yıkacakları”na dönük ifadelerini saymıyoruz bile…

Her neyse..!

Kurt kuzuyu yemeye karar vermiş diyebiliriz. Yani Amerikan hükümeti Erdoğan’ın devirmeyi kafasına koymuş. Tabii gücü yeterse.

Bu yüzden de Türkiye’nin ve Sayın Erdoğan’ın her türlü “iyi niyet gösterisini” Amerikalılar şu ana kadar ya görmezden geldi ya boşa çıkardı.

Ama Soçi sonrası Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan öyle bir hamle geldi ki şimdi Amerikan tarafının mutlaka bu hamleye karşı bir şey yapması gerekiyor.

Erdoğan, uçakta konuyu F-35’lere getirip, “Biz o uçaklar için 1 milyar 400 milyon dolar para ödedik. Öyle kolay para kazanmıyoruz. Ya uçaklarımızı verin ya da paramızı” dedi.

İkinci olarak, iki kez McGurk ismini andı. Ve “Suriye’de adeta terör örgütlerini yönetmektedir” dedi. “Terör örgütleriyle kol koladır” dedi.

Anlayabildiğimiz kadarıyla, Roma’daki Biden-Erdoğan görüşmesi öncesi Amerikan tarafına iki konuda ev ödevi verilmiş oldu.

Şayet bunca iyi niyetli çıkışa karşın Amerikan tarafı da bir iyi niyet gösterisi yapacaksa işte size iki fırsat dendi

F-35’ler konusunda olumlu bir adım atın ya da Suriye’de gönderdiğiniz adamınız McGurk’ü bölgeden çekin.

Bir ay boyunca yakından takip edeceğiz.

Bakalım Amerikalılar bu iki konuda ne yapacak?

“DOST ATEŞİ ALTINDA” TUTULAN ÜLKE TÜRKİYE

Rusya ile Türkiye’nin, ekonomiden, savunma sanayiine geliştirdiği ticari ilişkiler iki ülkenin birbiriyle rekabetini elbette sonlandırmayacak. Hele ki Kırım gibi, Suriye gibi kriz alanlarıyla ilgili hem farklı hem ortak tutumlar sergilenerek devam edecek.

Ancak, şunu biliyoruz ki 1 Ekim’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclis’ine bile “gazi”lik ünvanın verilmesine vesile olan saldırılar NATO uçakları tarafından yapıldı.

Yani, Türkiye bir NATO üyesi olarak özellikle son 10 yıldır NATO ülkeleri tarafından “dost ateşi”ne tutulmuştur.

7 Şubat MİT krizinden, 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine kadar aparat olarak kullanılan bütün saldırıların arkasında NATO ve Amerika vardır.

Hal böyle olunca, Türkiye ile Rusya’nın neden bu kadar yakınlaştığını tartışırken, bu gerçeği ıskalamak ya da unutturmak kimlerin işine gelir bunu da buraya bir soru olarak bırakıyorum!

“Hür dünya”, “Demokratik dünya”, “Çağdaş uygarlık” diyerek batı ve Amerika’nın kurduğu düzen kutsanırken bu düzenin Türkiye’ye ve coğrafyamıza nasıl bir bedel ödettiği unutturuluyor.

Sadece bu kadarını söyleyip, susalım.

Haksız mıyım?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.