
'nun DAEŞ teröristlerinin Atatürk Havalimanı'nda giriştiği katliam sonrası toplumsal yarılmaya işaret ettiği tiwiti de yeterince yakıcıydı…
***
Ne zaman Anadolu'nun yollarına düşsem… Ne zaman bir türkü gönlüme dokunsa… Ne zaman bir söğüt dalından bir serçe kalksa…
Yani ki içime bir ferahlık gelse, hüzünle birlikte…
diye haykırırım.
'ün
başlıklı yazısının son paragrafında şöyle bir cümle vardı:
Vatan, memleket, yurt, anayurt, sıla üzerinden konuşmamız gerekiyor artık Türkiye'ye yönelik saldırıları.
Daha çok vatan vurgusu yaparak…
Daha çok sıla vurgusu, yurt vurgusu yaparak konuşmalıyız artık…
Memleketimize yönelik saldırıları tartışırken.
Zira
.
Zira müstemleke kafalıların “
) için yanıp tutuştuğu günlerdeyiz.
Zira
saldırı altındayız.
***
Türkiye sevgisi imandandır… El hak öyledir!
Çünkü Türkiye dediğimiz coğrafyanın sınırı Edirne'den başlayıp, Ardahan'da sona ermez biz biliriz!
Türkiye'nin bir de gönül coğrafyası vardır. Adriyatik'ten, Çin Setti'ne uzanan.
Türkiye sevgisi imandandır.. El hak öyledir!
Zira Türkiye dendi mi “yetim başı okşayan, mazlumun yanında olan, zalime boyun eğmeyen” gelir akla.
Vatanımıza yönelik son dönemde içeriden gelen saldırıların en şiddetlilerinden biri Paralel Yapı'nın 17/25 Aralık darbe teşebbüsüydü.
Ve o dönemde başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, benim de bulunduğum bir ortamda şu cümleyi kurmuştu:
Demek ki, hem içeriden hem dışarıdan gelen saldırılara karşı
göstermek zorundayız.
Yoksa ne memleket kalacak ortada ne Türkiye…
Ne gönül coğrafyamız kalacak, ne toprak.
Çünkü coğrafyamız için öngörülen, küçük küçük, parça parça, ufak ufak devletçikler…
Ve elbet yıllar yılı sürecek çatışma ve savaşlar!
Hatta hatırlayın son dönemde, hem içeriden hem dışarıdan bir takım sesler yükseliyor,
diye…
Türkiye en son
. Canlarımız yandı, insanlarımız hayatını kaybetti, misafirlerimiz de…
Tam da
ile ilişkilerin normalleşmeye,
ile krizin atlatılmaya başlandığı günlerde!
Saldırının uluslararası bir saldırı olduğunda kuşku yok. Tetikçilerin kimliği önemli elbette ama asıl bu tetikçilerin arkasındaki kurmay zekanın kimler ya da hangi servisler olduğudur. İşin adli yönü beni bu aşamada ilgilendirmiyor.
Beni ilgilendiren yönü işin sosyolojisi açıkçası.
Oysa saldırının ilk saatinden cenazelerin toprağa verildiği ana kadar geçen sürede, milletin parça parça, lime lime olduğuna şahitlik ediyoruz.
Sevinçte ve tasada birliğimizi yitirdiğimizde millet olmaktan çıkıp Çobanoğlu'nun deyimiyle bir
oluruz.
Yığın nedir bildik mi?
Kökü topraktan koparılmış, iradesini yitirmişlerin üst üste kümelenmesidir yığın.
diyor Türk Dil Kurumu Sözlüğü.
İkinci anlamı daha da vahim:
Oysa millet öyle mi? Milletin alelade bir araya geldiğini söylemek ne mümkün! Tarihdaşlık, vatandaşlık, kültürdaşlık… Mefkure birliği, ülküdaşlıktır milleti millet yapan.
Dahası, “sevinçte ve tasada birliktir” milleti millet yapan!
Ama ne oldu?
Ne oldu Allah aşkına ki, DAEŞ terör örgütü Atatürk Havaalanı'nda 40'ı aşkın insanı katlediyor, 200'ü aşkın insanı yaralıyor… Ve biz bu kahredici terör belasında bile topyekûn bir duruş sergileyemiyoruz?
Biz bir olamadık DAEŞ terörüne karşı!
Dünya ise öyle olumlu tepki koydu ki Türkiye lehine örnek olacak türden.
Sözün sonunda, Türkiye sevgisi imandandır.
Ve imanın korunacağı gün bugündür!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.