Yalan dünya…

04:0013/09/2016, Salı
G: 14/09/2019, Cumartesi
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

Bir bayram günü, mezar taşlarına, gökyüzüne, börtü böceğe, kurda kuşa bakarken “yalan dünya" diye iç geçirdim…



***


“İnsan uykudadır, ölünce uyanır"

der

Peygamber Efendimiz

. Bu dünyanın geçiciliğini anlatan çok güzel bir terkip kurmuş Efendimiz Aleyhisselam.



Bu dünyada yaşadıklarımız bir hayal mi, bir similasyon mu, bir bilgisayar oyunu mu yoksa bu dünya bir gölgeler dünyası mı

hep tartışıla geldi.



Matrix

filmini hatırlayın… Baştan sonra gerçek alemin fiziki dünya olmadığı üzerine kuruludur film. Semboller, vurgular, Hıristiyan inancının yansımaları cabası.



Öte yandan,

Sokrat

'ın öğrencisi

Eflatun

'un (ki tek tanrı inancına sahipti)

mağara metaforu

bana göre

Peygamber Efendimiz'in (as)

bu dünyanın geçiciliğine yaptığı vurguya benzer.



Eflatun,

insanların mağaranın kapısına ters oturduğunu söyler. Ve o insanların dışarıdaki gerçek dünyanın mağaranın iç duvarlarına yansıyan gölgesini izlediğini söyler.



Geçtiğimiz hafta Haber Türk'te Murat Bardakçı

başlıklı güzel bir yazı yazdı.



Amerika'da bazı bilim adamlarının

“yaşadığımız dünyanın, gerçek olup olmadığı"

konusunda tartıştığını bu tartışmada, bir grup fizikçinin,

“Evrenimizin başka bir evrende yaşayan ama bizlerden çok daha zeki olan bir bilgisayarcı, hattâ o evrendeki bir lise öğrencisi, bir biyolog yahut bir mikro organizma uzmanı tarafından hazırlanmış program olma ihtimali vardır" dediğini aktardı Bardakçı.


Diğer bir grup fizikçinin ise “bütün canlıların ve dolayısı ile beyinlerin aslında birer simülasyondan ibaret olma ihtimalinin mevcut bulunduğunu" söylediklerini yazdı.



Bardakçı, köşesinde şunları da yazdı:



“Dünyanın önde gelen fizikçilerinin düşüncelerini okurken hatırıma eski Şark metinlerindeki

'rüya'

kavramı ile

Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi

'nin meşhur tasavvufî eseri

'Âmâk-ı Hayal'

geldi...



(…)

Şehbenderzâde

'nin

'Âmâk-ı Hayal'

inde de eserin kahramanı

Râci

, mürşidi

Aynalı Baba

ile beraber varlıkla yokluk arasında seyahatler yapar ve

Râci

, bu seyahatlerde gördüklerini ve yaşadıklarını anlatır...



(…) Şehbenderzâde

ve diğer tasavvufçuların söyledikleri ile bugünün fizikçileri hayaller bakımından birbirlerini andırırlar ama düşünceleri arasındaki çok önemli bir fark vardır: Fizikçiler gelişmiş ve daha entellektüel olan evrenin nasıl vârolduğunu araştırmaya pek gerek görmezler ama

Şark yazarları için bütün bunlar tek olan

'yaratıcının'

eseridir

, hayali gördüren de, rüyaya daldıran da odur! (07.09.2016 Murat Bardakçı / Haber Türk)



“İnsan uykudadır, ölünce uyanır"

diyen bir Peygamber'in ümmeti olarak bu

dünyanın geçici, ahiretin ana yurt olduğuna bizler iman ederiz.


İman ettiğimiz bu gerçeklik, bugün bilim dünyasının tartışma konusu.



Kainatı, evreni, dünyayı ve hayatı bir rastlantıya bağlamak yerine,

“fizik dünyanın" gerçek olup olmadığını tartışmak
pozitivizmin düşünsel anlamda iflasının delilidir.


Sizce de öyle değil mi?



Anadolu'nun jeofiziği ve jeokimyası çıkacak

Dedemizden, babamızdan sair etrafımızdan duyarak büyüdük.

“Aslında bizim memleketin altında ne hazineler var. Ama yok..! Devlet ilgilenmiyor be kardeşim…"

diye başlayan cümlelerle…



Benim köyümün adı

Madenli

! Eski adı

Yılanlı.
Oğuz'un Yılınayı

'ndan geliyor ismi.



1945'te Yılanlı'yı, Madenli yapmışlar. Nedeni ise Tilkiburnu'nun arkasındaki dereden akan yağlı su ile Mandıkaşı'nın altındaki Almacuk'tan çıkan bir miktar kömür.


Yıllarca idare lambalarında o yağ kullanıldı. Kömür madeni ise rezervi az diye kapatıldı.



Büyüklerimiz hep şöyle derdi, “İyi bir çalışma yapılsa hem gaz, hem kömür var belki derindedir. Ama devlet ilgilenmedi be kardeşim."



Bizim köyün hikayesinin onlarcası Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde yaşandı, yaşanıyor.

“Türkiye'nin gizli kalmış hazineleri var mıdır yok mudur"

tartışması hep devam edip gidedursun, Enerji Bakanlığı önemli bir çalışma başlatıyor.



Enerji Bakanı Berat Albayrak'

ın

Türkiye'nin her 5 kilometresinden örnek alınacak, buraların hangi maden açısından zengin olup olmadığı incelenecek. Ayrıcı havadan çekilecek görüntülerle

Türkiye'nin jeofizik röntgeni çekilecek.


Türkiye'de ilk kez yapılacak bu uygulama ile, her 5 kilometrede en az bir derenin suyundan, bitkilerden, topraktan numuneler alınacak. Böylece

jeokimyası çıkacak memleketin

.



Altınımız mı var bakırımız mı, yoksa kömürümüz mü var petrolümüz mü öğrenmiş olacağız.



Büyüklerimizin öykünerek bahsettiği mesele de neticeye ulaşacak. Önümüzdeki iki yıl içerisinde yapılacak çalışma belki de

Türkiye'nin gizli hazinelerinin keşfi ile sonuçlanacak.


Heyecanlanmadım desem, yalan olur…


#Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi
#Âmâk-ı Hayal
#Matrix
#Madenli
#Berat Albayrak