
Akkoyunlu aşîreti soyundan Mehmed Ali Ağa’nın oğludur. Annesi, Mekke-i Mükerreme’den yıllarca önce göç etmiş olan Benî Hattab aşîreti şeyhlerinden, Çorum’un Kartaldağ yaylasındaki türbesinde medfûn, “Arap Dede” diye tanınmış şeyhin torunu Nazlı Hanım’dır. 1292 de İskilip’in Tophâne köyünde doğmuştur.
Medrese tahsîlini bin güçlüğü yenerek en iyi dereceyle bitirmiş ve R. 1318, H. 1320 de, yani 26 yaşında icâzetnâmesini almış, o yıl açılan rüûs imtihânını da kazanarak R. 1321, H. 1323 de henüz 29 yaşında Fâtih Câmii Şerîfinde ders vermeğe başlamış, kendisine İsmetiyye Medresesi beşinci müderrisliği de tevcih edilmiştir. Bundan başka, medrese tahsîlini bitirdiği 1318 de yeni açılan Dârülfünûn İlâhiyyât Fakültesi’ne de sınavlarda ikinciliği kazanarak kaydolunmuş, 1321 de bunu da başarıyla bitirdikten sonra, Fâtih Câmii Şerîfindeki dersiâmlık görevi devâm etmekle birlikte, Kabataş Lisesi arabî muallimliğine de ta‘yin olunmuştur.
Bir arkadaşı, Şeyhülislâm tarafından Bodrum’a sürdürülmüş ve orada aç kalmıştı, Âtıf Efendi, arkadaşı için para toplamak isterken jurnal edilmesi üzerine, eski medrese arkadaşlarından Kırımlı İbrâhim Tâli‘ Efendi’nin pasaportu ile Kırım’a gitmiş, oradan Varşova’ya geçmiş, meşrûtiyyetin ikinci def‘a i‘lânından bir hafta önce yurda dönmüştür.
Medreselerin esaslı bir yolda ıslâhına girişmiş, müderrislik ve Meşîhat-i İslâmiyye’de çeşitli encümenlerdeki üyelik görevlerinde gösterdiği üstün başarısıyla meslektaşları arasında seçkin bir kişiliği olduğunu ortaya koymuştur.
Ayrıca Medresetülkuzât’ta hikmet-i teşrî’iyye dersini okutmuştur.
Kısa bir zamanda ünü, memleket sınırlarını aşarak bütün İslâm âlemine yayılmış, hattâ Batı’da da tanınmıştır. İstanbul’a gelen bazı müsteşrikler, kendisini ziyâret ederek elini öpmüşlerdir.
Bunların arasında, karşılaştığı güçlükleri çözmek için İslâm âlemini dolaşarak en tanınmış İslâm bilginlerine danıştıktan sonra Âtıf Hoca’yı da ziyâret eden ve ilmine, fazlına hayran kalanlardan ünlü bir İtalyan müsteşriki, “Arabistan’ı, İran’ı, Hindistan’ı, Efganistan’ı, Turan’ı, her tarafı gezdik, her yerdeki en ünlü bilginlerle şu ya da bu mes’eleyi görüşüp tartıştık. Gelgelelim, hiçbiri, Muhammed Âtıf Efendi’nin verdiği cevâbı veremedi.” demiştir.
Bir gün, Aksaray’daki evine giderken, Zeyneb Kâmil konağının önünde Arap kıyafetindeki biriyle karşılaşan Muhammed Âtıf Efendi, bu şeyhin, kendisini görür görmez yanına koşarak: “Siz, İskilipli Muhammed Âtıf Efendi Hoca değil misiniz? Ben, tâ Bağdat’tan sizin elinizi öpmeğe geldim” dediğine tanık olmuştur.
Fransa’da yayınlanmakta olan şarkıyyat dergileri, kendisinin dînî makalelerini yayınlamışlardır.
Kosova, Üsküp, Plevne Müslümanlarından müteşekkil hey’etler, birçok def‘a İstanbul’a gelip kendisini, medreselerini ıslâh etmesi ya da oralardaki en yüksek dînî ve ilmî görevleri kabul etmesi için memleketlerine ısrarla da‘vet eylemişlerdir.
Kendisine Kırım Evkâf Nâzırlığı görevi teklif olunmuşsa da,
“Memleketten başka hiçbir yerde çalışamam.” diyerek bunu da reddetmiştir.
Japonya Büyük Elçisi Baron Uşida, Türkiye’ye ilk def‘a geldiği zaman, “Müslümanların en büyük âlimini ziyâret edeceğini” söyleyerek önce Muhammed Âtıf Efendi’yi ziyâret etmiş, kendisiyle saatlerce görüşmüş, ayrılırken, “İslâmın en büyük, en saygı değer âlimiyle tanıştığımdan dolayı pek mutluyum.” demiştir.
Muhammed Âtıf Efendi’nin ününün, dünyânın her yanındaki Müslümanlarla müsteşrikler arasında yayılmış olduğunu belirten daha birçok olay vardır.
Böyle değerli bir âlimin, muhakeme edilemeden idamına karar verilmiş, bütün deliller onun masum olduğunu gösterdiği halde zalim İstiklal Mahkemesi bu kararı yerine getirmiştir. Maksat halkın gözünü korkutmaktır.
Gelecek yazılarda bu kararın ve infazın kısa hikayesini anlatalım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.