Enflasyondaki başarımızı şirket batışlarıyla ölçelim

00:006/08/2008, الأربعاء
G: 2/09/2019, الإثنين
İbrahim Kahveci

Enflasyon mücadelesinin yan etkilerini görmeye yeni başlıyoruz. Yan etkisi olmayan ilacın gerçek etkisi de olmazmış ya. Ama ya yan etki gerçek etkiyi geçer ise ne olacak? Yan etki içinde yeni bir ilaç mı kullanacağız?Enflasyon mücadelesinde kabul edilmese bile bir gerçek var ki biz kur üzerinden cepheyi açtık. Enflasyonu döviz kurlarını bastırarak düşük tutmaya çalışıyoruz. Kabul etmesek bile kur etkisinin bu ülkeye maliyeti özel sektör üzerinde yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Özel sektörün dış borçlanma

Enflasyon mücadelesinin yan etkilerini görmeye yeni başlıyoruz. Yan etkisi olmayan ilacın gerçek etkisi de olmazmış ya. Ama ya yan etki gerçek etkiyi geçer ise ne olacak? Yan etki içinde yeni bir ilaç mı kullanacağız?

Enflasyon mücadelesinde kabul edilmese bile bir gerçek var ki biz kur üzerinden cepheyi açtık. Enflasyonu döviz kurlarını bastırarak düşük tutmaya çalışıyoruz. Kabul etmesek bile kur etkisinin bu ülkeye maliyeti özel sektör üzerinde yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Özel sektörün dış borçlanma miktarı ile yatırım-büyüme bağını birkaç yıl öncesi ile bir kıyaslayın ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız.

Artık cari açık ne doğrudan yatırımlar ile ne de portföy yatırımları ile finanse edilemiyor. İstediğimiz kadar ne doğrudan yatırım ne de sıcak para çekemiyoruz. O zaman tek bir çıkış yolu kalıyor o da özel sektörü batıracak noktaya taşıyacak dış borçlanamaya itmek. İşte gerçekleşen ödemeler tablosu tam da bu noktayı gösteriyor.

Önceki yıllarda doğrudan sermeye girişleri birinci sırada yer alırken artık özel sektör borçlanması birinci sıraya yükseldi. Bu kadar dış borçlanmanın kur riskini kim nasıl üstlenecek bir bilen var mı? Veya bu özel sektörün kur riski artışını nasıl kaldıracağız? Sadece birkaç fabrika battığında binlerce insan işsiz kalıyorsa bu ekonomik bir sonuçtur dememeliyiz. Ekonomik kararlar ile bu kararların üstlenicileri sonuçların vicdani ve maddi sorumluluklarında da pay sahibi olabilmeliler.

Türkiye özelleştirme sayesinde kamu kesimini üretim sektöründen çekerken devleti ekonomik faaliyet alanından denetim ve gözetim alanına getirmeye çalışıyor. Kriz yılları olan 1992-2002 aralığında batan kamu kesimi büyümenin nerede ise tamamını özel sektörün sırtına yükledi. Fakat bu yükü kaldırması için gerekli ekonomik atmosferi maliye politikaları ile desteklerken para politikası araçları artık kaldırılamıyor.

Sesler çığırtmaya döndü ve içten içe çöken özel sektör maliyeti şirket batışlarını tetiklemeye başladı. Merkez Bankası enflasyon raporlarını açıklarken bugüne kadar faiz maliyetinin enflasyona etkilerini belirtmiyor. Acaba bu yıl enflasyonu enerji zamları beslerken faizlerin etkisi ne kadar oldu? Veya bir sorumuzu açalım: Faiz artışları enflasyonu ne kadar frenliyor veya ne kadar artırıyor?

Temmuz ayı enflasyonu sonucunda bir gerçeği daha gördük. Üreticilerin maliyetleri son bir yılda yüzde 18 artış göstermişken tüketici fiyatları yüzde 12''lerde kaldı. Yani son bir yılda üreticilerin marjı yüzde 6 oranında daraldı. Şimdi sıkı durun: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı''nın çalışmasında kâr marjının yüzde 5,2''lerde olduğunu görüyoruz.

Sonuç: İki rakam Türk özel sektörünün artık ne için çalıştığını gösteriyor mu? Enflasyon mücadelesinin maliyetini çıkarmanın zamanı çoktan geçti. Artık maliyetinin sonuçlarını şirketlerimizin batışlarından izleyebiliriz.