
Bu satırları, Bandırma sakasının ferahlık veren ötüşü eşliğinde yazıyorum. Ondan bahsettiğimi anlamış gibi. Adını da söyleyeyim: Yeniçeri.
Saka, serçegillerdendir. Ötücü kuşların en asili olarak kabul edilir. Sulak alanları çok sevdiği için, Türkler bu kuşa "saka" adını vermiştir. Sakalar, tatlı ötüşlü, parlak renkli ve hareketli kuşlar olmaları nedeniyle, güzelliklerinin bedelini ağır ödemişlerdir. Hem saka ticaretinin büyük oranda artması, hem de yaşam alanlarının daralması nedeniyle, bu kuşlar, zamanla tükenmenin eşiğine gelmişlerdir.
Temiz su kaynaklarının kirlenmesi, çok sevdikleri karahindiba ve devedikeni tohumlarının azalması, maalesef bu süreci hızlandırmıştır.
Nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu için, saka kuşları artık koruma altında. Avlanması yahut yakalanması yasak.
Saka kuşunun bir diğer adı da Yeniçeri kuşudur. Yeniçeriler, şehirden uzak kışlalarında, can sıkıntılarını bu kuşla gidermeye çalışırlarmış. Özel kafesler, su oyunları, yarışmalar.
Çocukluğumda, sokağımızın büyükleri, sonbaharın o soğuk günlerinde, saka yakalamak için ıssız ve uzak tepelere giderdi. Biz de, "gelmeyin bak"la başlayan onca uyarıya rağmen, peşlerine takılırdık.
Küçük sürüler halinde dolaşan sakalar, ağlarla yakalanıyordu. Yöntem çok basit olmasına rağmen, kusursuz işliyordu. Ağdan kurtulan kuş neredeyse yok gibiydi.
Biz, genellikle bir çukurda, başımızı kaldırmadan saatlerce beklerdik. Soğuktan donmamıza rağmen, yine de halimizden memnunduk.
Saka sürüsü havada görününce, herkes tam siper yere yatar, kuş sesi çıkarma konusunda mahir olanlar ise hemen dudaklarını şekilden şekle sokmaya başlardı. Tabii bir de çığırtkan kuş olurdu.
Yakalanan sakalar, o yoklukta, iyi fiyata satılırdı. Onca yalvarıp yakarmamıza rağmen, bir-iki dakikalığına sevmemize dahi izin verilmezdi. Hep aynı gerekçe: "Kaçırırsınız."
Özellikle sonbaharda, neredeyse tek işimiz, saka sesini taklide çalışmaktı. Saka sesini iyi taklit edersek, belki ağabeylerimizin gözüne girerdik ve onlar da bizi ekibe alırdı.
***
Saka, o yıllardan bugüne kadar hep efsane kuşum oldu. Hatta ajanslardan geçen saka fotoğraflarını dahi dosyalayıp arşivliyorum. Bu fotoğraflara bakmak bile, benim için çok şey ifade ediyor.
Dergâh dergisine ilk gittiğimde (Ocak 1994), Mustafa Kutlu"nun odasında saka kuşu vardı. Kuş, saka meraklılarına hitap eden cinsten değildi. Kafes de öyle.
1998 yılının Ekim ayında, Mustafa Ağabey sakayı salmaya karar verdi. Evvela yeni bir saka kuşu bulmamız gerekiyordu.
Eminönü"ndeki kuşçularda makbul bir saka bulamadık. Hepsi, Eskişehir civarında yakalanan ufak tefek Kömürcü sakalarıydı. Ve pek sağlıklı görünmüyorlardı. Bize ise bu türün en fiyakalısı olan Kasım sakası lazımdı. Ayrıca, az çok kafese alışık olması gerekiyordu. Kömürcünün kafese alışması ise uzun zaman alırdı. (Kömürcü sakasına Anadolu sakası da denir.)
Kuş işinden anlayan bir arkadaşıma haber verdim. Güzel bir saka kuşu ve ona uygun bir kafesin gelmesi uzun sürmedi.
Mecburi hizmetini tamamlamış olan sakayı, Sultanahmet meydanında gökyüzüne bıraktım. Uçmayı unutmuş gibi önce sağa sola yalpaladı ve sonra, "ağır adımlarla" gözden kayboldu.
***
Saka kuşlarının doğadaki ömrü altı ile sekiz yıl arasındadır. Kafeslerde bakılan ve düzenli beslenen sağlıklı saka kuşları ise on dört yıla kadar yaşayabilir.
Kafeslerdeki saka kuşlarının birinci ölüm sebebi strestir. İnsandan, yani sahibinden zarar görmeyeceğini anlayan saka, artık kafes kuşu olmuştur ve iyice ötmeye başlar.
Zamanla, saka kuşu ile Mustafa Kutlu arasında bir ünsiyet oluştu. Kutlu neşeli bir günündeyse, kuş da neşeli oluyor, durmadan ötüyordu. Bu sahneye defalarca şahit oldum. Yine, Kutlu durgunsa, tatsızsa, ilginçtir, bu hali kuşa da yansıyordu.
Mustafa Ağabey sakasına bir çocuk gibi özen gösteriyor, neredeyse onu elleriyle besliyordu. En iyisinden kuru incirler, yeşillikler, ara sıra taze meyve. Hatta onunla sohbet etmeler.
O kuş, aldığımız andan itibaren, yüz kırk yedi ay yaşadı. Öncesini de düşünürsek, oldukça uzun bir ömürdü bu.
Kabul ediyorum; bu yazı, sigara içen birinin "sigara içmeyin" demesine benzedi. Tutku, belki de böyle bir şeydir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.