Yemin ediyorum: Odalarda ışıksızım

00:0013/05/2010, Perşembe
G: 3/09/2019, Salı
İbrahim Kahveci

Hadi bağımsız denetim Yetmedi iç denetim Denetle babam denetleAma sen ne kadar adına denetleme dersen de, patron istedi mi nasıl soyabileceğini Türkiye olarak çok güzel örneklerle yaşadık. Bankalar hortumlanırken hazinesinden tutun, iç denetiminden dış denetimine kadar didik didik denetlemiyor muyduk? Gurbetçilerden toplanan milyarlarca doları adlarında İslami isim veya imajında İslami vurgu kullananlar iç ederken denetlenmiyorlar mıydı?Demek ki denetim sadece isminde kalıyormuş.Dünya da aynı sorundan

Hadi bağımsız denetim Yetmedi iç denetim Denetle babam denetle

Ama sen ne kadar adına denetleme dersen de, patron istedi mi nasıl soyabileceğini Türkiye olarak çok güzel örneklerle yaşadık. Bankalar hortumlanırken hazinesinden tutun, iç denetiminden dış denetimine kadar didik didik denetlemiyor muyduk? Gurbetçilerden toplanan milyarlarca doları adlarında İslami isim veya imajında İslami vurgu kullananlar iç ederken denetlenmiyorlar mıydı?

Demek ki denetim sadece isminde kalıyormuş.

Dünya da aynı sorundan muzdariptir. Mesela Enron skandalı ile denetimin ne kadar boş olduğunu Amerika başta olmak üzere yaşamadık mı? İşin belki de en çarpıcı sonucu o soygun sonucunun hesabının sorulmasındaki farklılık oluşturmuştur. Evet, henüz net bir düzenleme yapılmadı ama mesela Enron sonrası Arthur Andersen''in miadı doldu ve yok olup gitti. Ama ya bizde…

Evet, sorun da burada yatıyor. Bizde hileli muhasebeciler, hileli bağımsız denetimciler, hileli iç denetimcilere ne oldu?

Soruya ne İSMMMO''dan ne YMM''den ne de TURMOB''dan çıt cevap yok. Bir tek Meslekte Birlik Grubu Başkanı Adem Çalışkan net cevap verdi: "İşlerini büyüterek devam ediyorlar."

Maşallah!

Allah nazardan saklasın. Ülke soyuldu, onlar büyüdü. Gerçekten meslek adına imrenilecek bir tablo. Herkese böyle parlak yollar açılmaz bu ülkede. Kimileri ayrı bir şanslıdır.

Oysa mesela Şemdinli iddianamesi ile Ferhat Sarıkaya derhal görevden atılmıştı. Meslek etiğine aykırı fiillerin nasıl sonuçlanabileceğini Serdar Mermey yaptıkları yemin üzerinden bize ulaştırdı. Bakın bakalım nasıl yemin ediyorlarmış:

BDDK ve SPK üyeleri görevlerinin devamı süresince kurulun işlerini tam bir dikkat ve dürüstlük ile yöneteceklerine, kanun hükümlerine aykırı hareket etmeyeceklerine ve ettirmeyeceklerine dair yemin ederler.

Yeminli Mali Müşavirlerin yemini ise;

"Yeminli mali müşavirlik mesleğinin, bir kamu hizmeti olduğunu bilerek, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına, mesleki kurallara ve meslek ahlakına uyacağıma, mesleğimi tam bir bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yerine getireceğime, üzerime aldığım işleri dikkat ve özenle yapacağıma, namusum ve şerefim üzerine yemin ederim" şeklinde olur.

Bu yeminlerde hiç fark ettiniz mi mesela ülkemi soyanlara yardımcı olacağıma, denetlediğim şirketlerin yanlış bilançoları ile halkımın soyulmasına katkı sağlayacağıma, patrona yardım ve yataklık yapacağıma diye bir eser var mı?

O zaman bu ülke nasıl soyuldu? Batık bankalardan tutun da dolandırılan gurbetçilerimize kadar bu kadar geniş soygun nasıl yapılabildi?

Benim aklıma gelen tek şey var. Kayahan''ın bir şarkısında geçen cümle var ya o: "Odalarda ışıksızım"

Her halde o yıllarda Refahyol Hükümeti düşürülsün diye geceleri yapılan bir dakikalık ışık kapatma eylemi odaları ışıksız bırakmış olmalı.

Başka ne olabilir ki?