
Türk modernleşmesi, savunma sanayinin ihtiyaçlarından doğan bir süreçle başlamıştı. Önce askeri teçhizatın modernleşmesi ya da Batı’dan temin edilmesi, zaman içerisinde adım adım bütün kurumların Batı eksenine geçmesine sebep olmuştu.
Türki-ye’nin Batı’yla ilişkisi diğer ülkelerin ilişkisine çok da benzemez. Osmanlı modernleşmesi başlı başına sofistike bir süreçti. Fakat Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı’nın bütün dünyada kurmuş olduğu hegemonya, kendi varlıklarını ve refahlarını güçlendirirken aynı zamanda geri kalan milletlerin sefaletini de planlamıştı.
Dün modernleşmeye sebep olan askerî teçhizatın yenilenmesi ve üretilmesi, bugün doğrudan zihniyetin millileşmesinin sembolü hâline geldi. Savunma sanayi artık yalnızca teknik bir mesele değil; aynı zamanda özgüvenin, bağımsızlığın ve tarih sahnesine yeniden güçlü çıkma iradesinin ifadesidir.
Bugün Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika gibi ülkelerde bu teknolojilerin tamamı mevcuttur. Fakat SAHA Expo’da oluşan Türkiye savunma sanayi devriminin o ülkelerde aynı heyecanı oluşturacağını düşünmüyorum.
Medeniyetlerin yükselişleri ve gerilemeleri kader gibidir. Bir medeniyet yükselişe geçtiği zaman iklim onun lehine oluşur. Batılı devletler uzun süren refah dönemlerinden sonra lider çıkaramaz ve dünya siyasetine öncülük edemez hâle geldiler.
Türkiye’nin savunma sanayi devrimi tesadüfen ortaya çıkmış bir durum değildir.
AK Parti hükümetleri iş başına geldiği zaman ülke meselelerini rasyonel yönetim ilkelerine uygun şekilde ele aldı. O gün ülkenin temel ihtiyacı neyse onu önceledi. Bu yaklaşım Sayın Cumhurbaşkanı’nın yönetim anlayışıyla açıklanabilecek bir durumdur.
İstanbul’da doğalgaz dağıtımı yapılırken “Neden zengin semtleri önceliyorsunuz?” diye sorulmuştu. Verilen cevap, “Bugün onların alım gücü var” şeklinde rasyonel bir cevaptı. Bugün bırakın İstanbul’u, Türkiye’nin bütün illerinin, kasabalarının ve köylerinin doğalgaz kullanacak alım gücü vardır.
İBB döneminde başlayan rasyonel yönetim anlayışı daha sonra hükümet politikalarıyla devam etti. Sırasıyla ulaşım ekosistemi, sağlık ekosistemi, kentlerin altyapı yatırımları, enerji ekosistemi, ekonomi yönetimi, sanayi kümelenmeleri ve ülkenin dört bir yanında kurulan OSB’ler bu sürecin temel taşlarını oluşturdu.
Savunma sanayi neden son on yılda inkişaf etti? Bu yıl 15 Temmuz’un onuncu yılı. Biz bazı haberler duyardık; ASELSAN mühendisleri intihar etti denirdi. Bugün savunma sanayinin ana taşıyıcı firmalarından olan ASELSAN mühendislerinin neden FETÖ eliyle cinayete kurban gittiğini daha iyi anlıyoruz. İsrail devletinin çıkarlarına hizmet eden bu yapıların, bu milletin en zeki çocuklarını ve milyarlarca dolarlık servetini kullanarak nasıl ihanet ettiklerini bugün daha net görüyoruz.
Bir çabanın ekosisteme dönüşmesi için onlarca yıl gerektiğini biliyoruz. Uzun süre bu konuda çaba göstermeyen birçok Avrupa devleti bugün Türkiye’nin gerisinde kalmıştır.
Türkiye’nin varlığı ve savunma sanayi devrimi neden bütün dünyada heyecan oluşturuyor?
1- Liderlik etkisi: Bugün dünyanın en tecrübeli ve rasyonel liderliğini Sayın Cumhurbaşkanı temsil etmektedir.
2- Bu etkiyi güçlendiren ikinci unsur, Türkiye’nin Batı desteği olmadan kalkınmasını büyük ölçüde tamamlamış olmasıdır. Bu durum geri kalmış bütün ülkelere umut vermektedir.
3- Türkiye’nin, başta kendi hinterlandı olmak üzere birçok ülkeyle çıkar amaçlı değil, ortak fayda temelinde ilişki kurması önemli bir güven oluşturmaktadır. Savaş kaybetmiş Ermenistan’la dahi ilişki geliştirme iradesi bunun dikkat çekici örneklerinden biridir.
4- Güçlü altyapı, güçlü diplomasinin zeminini hazırlıyor.
5- Türkiye’nin mazlumdan yana ve barış iklimini savunan tutumu çok güçlü bir etki oluşturuyor. Gazze soykırımı yeryüzünde yaşayan insanların büyük bölümünün vicdanını yaralamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın yüksek sesle bu soykırıma karşı çıkması, meydan okuması ve birçok uluslararası platformda meseleyi gündemde tutması konunun küresel ölçekte daha fazla konuşulmasına zemin hazırlamıştır.
Bugün İspanya, Kanada ve birçok Avrupa ülkesi; özellikle Endonezya, Malezya, Libya, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır, Körfez ülkeleri, Azerbaycan, Somali Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri, Ukrayna, Fransa sömürgeciliğine karşı duran birçok Afrika ülkesi başta Cezayir olmak üzere Fas, Tunus ve Sudan bu heyecanı Türkiye ile birlikte yaşamaktadır.
Batılı devletlerin pahalı savunma sanayi ürünleri Türkiye ile rekabet etmekte zorlanıyor. Aynı zamanda teknoloji transferi de yapmıyorlar. Türkiye ise birçok ülkeyi bu bağlamda paydaş olarak görüyor.
Dünyanın farklı bölgelerinden birçok ülke Türkiye ile olan diyaloğunu kader birliği olarak görüyor. Sömürgeci Batı istilasından sonra bu birlikteliği bir kurtuluş ümidi olarak taşıyorlar.
Bu bağlamda Türkiye’nin savunma sanayi devrimi sadece Türkleri heyecanlandırmıyor; coğrafyanın tamamına umut oluşturuyor.
İbn Haldun’un bir cümlesi bugünü tarif ediyor:
“Su nasıl suya benzerse, milletlerin geleceği de geçmişine benzer.”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.