
Yazdıklarımda tekrara düşmek ise herkesten önce beni rahatsız ediyor. Benim için tekrara düşmekten kurtulmanın tek yolu nabza göre şerbet vermektir.
Gerçek bir gazete yazarı olsaydım bu yazma gününü nasıl anlattığımı size hiç sezdirmeyecektim. Bu günü yine atlatacaktım, atlatmasına ve fakat okuyucular bunu nasıl başardığını fark etmeyeceklerdi. Oysa gazete yazarlığı üzerine bir çengelli iğne ile iliştirilmiş olan ben, şimdiye kadar (yirmi üç yıldır) gazete yazılarımı ancak o günü nasıl atlattığımı ifşa ederek ikmal edebildim. Yani kendimi kısa veya uzun vadeli bir izlekle sınırlandırmadım. Zihnimi meşgul eden neyse onu yazdım yalnızca. Elbette zihnimi meşgul eden her şeyi yazıya geçirmedim. Neleri yazıya geçirdiysem onların hepsi benim yazdıklarımı ilgi çekici bulanlara sunduğum birer takrirden ibarettir. Yazmanın benim için bir ifşa faaliyeti, hatta itiraf gayreti olmadığı zamanlarda tıkanıp kaldım. Bugün işte böyle bir günündeyim ve bu günü tıkanıklığın sebeplerine eğilerek atlatacağım. Böylelikle kural da bozulmayacak. Yazı ifşa ve itiraf taşıyan bir metin haline gelecek.
Neden bugün bir ifşa ve itiraf konusu bulmakta zorlanıyorum? Pilim mi bitti? Sermayem mi tükendi? Bir yanıyla (İşte bir itiraf!) öyledir. Ama bu tükeniş hazırdakini harcayış, sarf edişle bağlantılı değil; bir sübûtla alâkalıdır. Yukarıda da söyledim, zaten bir izlek (program) gereği yazanlardan değilim. Bu yüzden o izleğin sonu gelmiştir denilemez. Öte yandan değiştirmeye gerek duymadığım bir bakış açısından sunulabilecek olanlardan başka bir şey yoktur yazdıklarımda. Eğer gazete yazısı yazdığım bunca yıl süresince olayları ele alış ve değerlendiriş bakımından yön, dayanak, ayak değiştirmiş veya zigzaglar çizmiş olsaydım; bir yeni bükülüşle önüm sıra kat edilecek kocaman bir saha, uzun bir mesafe bulurdum. Geçen zaman içinde olayların cereyan tarzı ve bu tarz karşısında takınılacak tavır konusunda kendimce o kadar belirgin, öylesine bedihî sözler ettiğime inanıyorum ki bu günün siyasi vukuatından söz ederken okuyucuya sanki sadece filân tarihte ne yazmış olduğumu hatırlatıyormuşum gibi geliyor. Yazdıklarımda tekrara düşmek ise herkesten önce beni rahatsız ediyor. Benim için tekrara düşmekten kurtulmanın tek yolu nabza göre şerbet vermektir. Bunu yaptığım taktirde bir gazetede yazıyor olmamın sebebini ortadan kaldırmış, kendime ve şimdiye kadar yazdıklarımı ilginç bulanlara ihanet etmiş olacağım.
Bu yazının sonlarına yaklaştık. Böylece ben ilk satırlarda verdiğim ''bu günü atlatma'' sözünü yerine getirmiş olmanın tesellisine kavuşmuş oldum. Bitirirken bir ifşaatta bulunmazsam yazık olur: Türkiye''de gazete yazısı yazmakla devleti idare etmek hemen hemen aynı şeydir. Bu günü atlattın mı, gerisi kolay...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.