
2006''nın son günlerine kim ne derse desin Saddam''ın idamı damgasını vurdu.
Gerçi bu infaz bekleniyordu ama, yine de hem yargılamanın üzerindeki malum şaibeler, hem de infazın alalacele, üstelik de Kurban Bayramı''nın birinci gününe denk gelişine -ya da getirilişine- dahi bakılmaksızın yerine getirilmesi bu idam hükmünü ve infazı daha da tartışmalı hale getirmişti.
Bu idamın, Ortadoğu ülkelerinde meydana getirdiği gerilimi ve rahatsızlıkları infaz sabahından itibaren izliyoruz.
Ben bunun ötesinde, infazın Avrupa''da nasıl gözle görülür hatta elle tutulur bir tedirginliğe yol açtığını yakından izleme fırsatı buldum.
Avrupa kamuoyu malum, genel olarak idam cezalarına karşı. Söz konusu olan Saddam gibi eli kanlı bir diktatör de olsa idam cezalarına ilkesel olarak karşı çıkılması Saddam''ın infazına da karşı çıkılmasına neden oluyor.
Sadece Avrupa Birliği''ne üye ülkelerde değil, Avrupa Konseyi''ne üye devletlerde de idam cezası bulunmuyor.
Nitekim Avrupa Birliği, infaz öncesinde de infazdan sonra da durumu kınayan açıklamalar yayınladı.
Ancak bunların çok da ağırlıklı açıklamalar olmadığını söylemek gerekiyor. AB bir yandan ABD ile Saddam''ın idamı konusunda açık bir tartışmaya girmekten kaçınmak bir yandan da ilkesel temelde idama cezasına karşı oluşunu savunmak gibi bir ikilem içinde.
Bu nedenle Saddam gibi eli kanlı bir diktatörün idam cezasına ilkesel anlamda da olsa karşı çıkmakta zorlandığı anlaşılıyor.
Yalnız genel kanı, Saddam''ın idamı ile Irak''taki durumun düzelmek bir yana, daha da kanlı bir hal alacağı ve bu gelişmenin terörizmi daha da tetikleyerek Avrupa''yı etkileyeceği doğrultusunda.
İdama karşı endişeli bir yaklaşım söz konusu.
Yani bir yandan idam cezasına ilkesel olarak karşı çıkılmakla birlikte, Saddam''ın infazının Avrupa''yı, hatta bütün dünyayı etkileyecek yeni bir nefret ve intikam dalgasının yaygınlaşacağı endişesi var.
Bu bir yandan gazetelere ve televizyon ekranlarına yorum olarak yansıyor. Bir yandan da ülke yöneticilerinin endişeli ve gerekirse ilkeleri ikinci plana atabilecekmiş izlenimi veren ikili yaklaşımlarının, idam cezası ile ilgili dolambaçlı anlatımlarının sayılarını artırıyor.
Mesela İngiltere Dışişleri Bakanı bir yandan AB''nin idam cezasına karşı olan tutumunu ileri sürüp infazı kınıyor, bir yandan da, “Bu Irak''ın kendi iç meselesidir” diyerek, idama haklılık payı çıkarıyor.
Tabii bu ikili yaklaşımların temelinde abartılan güvenlik endişeleri bulunuyor. 11 Eylül''den sonra nasıl hemen bütün Avrupa ülkelerinde güvenlik gerekçesiyle, özgürlüklerin az ya da çok kısıtlanması, hak ve özgürlüklerle ilgili bazı yasaların değiştirilmesi yolunda çalışmalar yapıldıysa ve halen yapılıyorsa, Saddam''ın infazından sonra da bu gibi faaliyetlerin artması normal karşılanacaktır.
Nitekim infazın hemen ertesinde Avrupa''da belli başlı ulaşım noktalarında, havaalanlarında, limanlarda ve istasyonlarda alınan sıkı güvenlik önlemlerine bakıldığında bu tedirginlik hemen hissediliyor.
İnfazın sonra Avusturya''dan yola çıkıp İngiltere''ye kadar karayollarını takip ederek Manş kıyılarına varana kadar bu durumu yakından gözledim.
Manş Tüneli''ndeki olağanüstü tedbirlere bakarken, Saddam''ın infazının Avrupalılarda yarattığı ve yaratacağı endişelerin boyutunun sanıldığından daha fazla olacağını düşündüm.
Irak savaşı dolayısıyla artan uluslararası terör faaliyetleri Avrupalıları daha fazla korkutuyor.
Bush yönetiminin, Irak''ta tam bir çıkmaza saplanılması üzerine hazırlanan Irak Çalışma Grubu''nun raporunu uygulamamak amacıyla Saddam''ın aceleyle infaz edilmesi yoluna başvurması bu kaygıları kuvvetlendiriyor.
Saddam''ın infazının çatışmaları azaltmak yerine daha da arttıracağından ve Irak''ta cereyan eden iç savaşı daha da yaygınlaşacağından korkuluyor.
Bu ateşin kıvılcımlarının Avrupa''yı daha fazla tehdit etmesinden de endişe ediliyor.
Kimse Saddam''ın asılmasının Irak''a ve dünyaya daha fazla huzur getireceğini düşünmüyor. Tam tersi, bu infazın huzursuzluğu ve güvensizliği arttırması bekleniyor.
Başka bir tehlikesi daha var.
“Kana kan intikam” diyenlerin elini güçlendirmesi de olası. Böylece Türkiye dahil olmak üzere bazı ülkelerde idam cezasını destekleyenlerin güçlenmesi gibi tehlikeli gelişmelere de yol açabilir.
Böylece, uzun bir mücadele süreci sonucu önemli bir aşama kaydeden ölüm cezasının kaldırılması fikri ve uygulaması hareketi derin bir yara alabilir.
Saddam''a olan kızgınlığımız, bu konuda oluşmuş olan kriterleri gözardı etmemizi gerektirmiyor.
NOT: Yeni Şafak okurlarının Kurban Bayramı''nı kutluyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.