Kurban Bayramı, çocuk ve ‘gerçek’ masallar

04:0017/09/2016, Cumartesi
G: 14/09/2019, Cumartesi
Leyla İpekçi

Bu bayramda da çocuklarla haşır neşir olmaya devam ettik. Çünkü bayram biraz da çocuk demek. Hediye bekleyen. Sevgi ilgi isteyen. Oyun için ortam kollayan. Coşkusunu dışavurmak için dört dönen çocuklar demek.



Kurban sonrası bir araya geldiğimiz herkesin çocuk ve torunlardan yana en rahat vakti başlıyor aslında. Kendisine arkadaş ortamı bulan ve grup halinde azmaya başlayan çocuklar ebeveynini nispeten rahat bırakıyor ve akranlarıyla koşturup oynamaya dalıyorlar. Böylelikle söz dinlemeyen ve ana babalarının tepesine çıkan hiperaktif 'arzu çocukları' sıradan bir normalleşme içinde fıtratına dönmüş oluyorlar bayram boyunca.



Hatta eğer açık hava ve doğada iseler kurtlarını epey dökmüş olarak dönüyorlar asfalta, betona ve egzoza. Ah diyor iki çocuklu genç bir anne, “keşke şehir hayatı bu kadar insanlık dışı olmasaydı. İşi gücü ayarlayabilsek de bahçeli bir evde, temiz havada büyütebilsek çocukları.”



***



Beş yaşındaki Mustafa ile kedi sevdik, bahçeden domates biber topladık. Renkli kalemleriyle boya ve hamurdan şekiller yaptık. Bir kere bile kapris ve şımarıklık yapmadı. Anne babası onu henüz televizyon bağımlısı yapmadıkları için çizgi film diye de tutturmadı. Bizim televizyonumuzda Heidi var dedi. Ama bizde çocuk olmadığı için televizyonumuzda çizgi film oynamıyor deyince makul buldu.



Bu sebeple hemen her anımızda kendi yaşadığı gerçeği hayalle ve somut olayları da soyutlama kabiliyetiyle süsledi. Gerçeklik algısını manevi ikramlarıyla genişletip yaydı.



Mesela topladığı domates ve biberlerden -ki çocukların pek çoğu meyve ve sebzenin markette yetiştiğini sanıyor- daha sepetinin içindeyken yemekler yapıp kardeşine ikram etti. Hamur yapması için ona açtığımız örtüye 'oyun havuzu' diyerek oradan dışarı hiç taşmadan dünya yaptı. Türkiye'yi ve yaşadığı yeri şekillendirdi ciddiyetle. Kendince oyun kahramanları icat etti ve hepimize farklı roller verdi.



“Ne var bunda. Her çocuk böyledir” diyebilirsiniz. Ama hayır. Kendi hayal gücünden değil internet oyunlarından veya sanal kahramanlardan devşirme ortak prototipler üzerinden hayal kuruyor çocukların pek çoğu. Bu yüzden mesela kız çocuklarının vampir kahramanları bu dönemin revaçta hayallerinden.



Nereden çıkıyor bu şiddet diye şaşıranımız artık kalmamıştır. Çünkü çoktan tişörtleri çantaları bebek ve şarkılarıyla masum kız çocuklarının dünyasını yansıtıyorlar. Kan emici olmaları çocukları da ebeveynleri de pek etkilemiyor. Kanıksandı vampirler çoktan.



***



Mustafa ise henüz bu süslü şiddet sektörünün pazarladığı ortak hayalleri kurmuyor. Ona peygamberlerin kıssalarını, ariflerin menakıblarını, birbirinden değişik masalları anlatmanın tam vakti.



Gerçeği henüz sadece gördükleri ve seyrettiklerine hapsetmemiş olan çocukları bile yakında tahayyül yeteneklerini ve soyutlama kapasitelerini sınırlayan birer pasif izleyiciye dönüştürecek hayat. Bunu engellemenin yegâne yolu işitsel zekalarını geliştirecek ve hak ile batılı ayırt etmelerine yol açacak şekilde maneviyatlarını besleyen kaynaklarla onları buluşturmaktır.



Masaldan menakıp ve kıssalardan payına hiçbir şey düşmeyen çocuklar ise bunlardaki eğitici / evrensel rehber niteliğini hiç tanımıyorlar. Sanal alemdeki anti kahramanlar üzerinden kötülüğün ibret verici nitelikleriyle yüzleşmek yerine kötülüğü yücelten ve şiddeti süslü gösteren birer kan emici olup çıkabiliyorlar.



Şiddeti meşru görmeleri bir yana, kurban metafiziğini hiç algılamadan yetişkin olduklarında ise terörü direniş ile karıştırabiliyorlar. Yedikleri etin markette imal edildiğini sanan ve bir hayvana ait olduğunu hiç tahayyül etmemiş çocuklarını 'kurban katliamı'ndan hümanist gerekçelerle korumaya çalışıyor yetişkinler. Ama kurban kanı dökülmesin diye kıyamet koparırlarken dökülen sivil masumların kanı hiç umurlarında olmayabiliyor pek çoğunun.



Kendi kanlarını vatan savunması için feda edenler sayesinde bugün demokrasimiz kesintiye uğramadan devam edebiliyor ama 15 Temmuz şehitleri denilince tüyleri diken diken oluyor pek çoğunun. O kadar ki kurbanın kurbiyyet merhalesini hiç tefekkür etmeden, gerçeğe perde olan kanlı canlı putlarına yenilerini ekleyip duruyorlar.



***



Bu bayramda yazar Firdevs Kapusızoğlu'nun Düş adlı (H yayınları 2016) masal romanını gönül rahatlığıyla hediye ediyorum her kesimden, her meşrepten çocuklu ailelere. Buluttan bir damla olup dünyanın farklı bölgelerindeki çocuklara damlayan Barış ile tanışmalarını ve aynı Mustafa gibi kendi iç hazinelerinden hayal kaynaklarını çekmelerini istiyorum.



Kitap okuyamayan ve ekrana bağımlı yaşayan çocuklarıyla sohbet eden ve onlara masal anlatan ebeveynlerin çok daha hür zihinli ve gerçeğe hakim çocuklar yetiştireceğine inanıyorum. Gerçeklerin kurgu olarak ve özellikle çarpıtılarak servis edildiği bu 'zalim dünya'da çocuğumuzu kendi hakikatiyle buluşturacak Düş gibi fıtrat içre hikayelere dönmek zorundayız.


#Firdevs Kapusızoğlu
#Kurban Bayramı
#15 Temmuz şehitleri