
Bir ümide yol bulmak, kapı aralamak için bazen rüyalara yatılır. Rüyada görülenler de yoruma açılır, yorumlara sunulur. Umulan şeyi yapmak için rüyalardan ruhsatlar aranır. Görülenlerin verdiği mesaja göre de amel edilir. İstenen, ümit edilen iş de ya uygulanır veya terk edilir.
Hayatımız baştanbaşa bir rüyalar galerisidir? Oradan alış veriş ederiz hep? Oradan alıp verdiklerimizdir, hayatımızı belirleyen.
Rüyaların bir kısmı olduğu gibi çıkar. Hiçbir yorum istemez.
Göreni mutluluklara salan rüyaların yanında, acı ve korkular içinde bırakan rüyalar da vardır. Son asırlarda çok kötü rüyalar gördük, yaşadık. Hala o rüyaların tesirindeyiz. Bu yüzden de uyumak istemiyoruz. Korkulu rüya görmektense uyanık kalmayı tercih ediyoruz. (Birilerinin gerçekten uyanık mıyız, dediğini duyar gibiyim.)
Bir annenin çocuğunu yatırırken en güzel dileklerinden biri: tatlı rüyalar görmesidir. Uyu da melekler girsin rüyana der anne, melek çocuğu için. Onun kötü rüyalar görüp korkmasını istemez. Güzel rüyalar görerek güzellikler içinde güzel bir güne uyanmasını arzu eder. Hepimiz aynı duygular, aynı dilekler içinde uyuyup uyanmak istemez miyiz? Bunun için yatarken de dualar ederek, tatlı rüya hayalleri kurarak uykulara dalarız.
Gece beraberliklerinden ayrılırken de dostlar birbirleri için iyi geceler ve tatlı rüyalar diler. Hatta sadece renkli rüyalar, diye bağırarak ayrılanlar olur. İyi bir uyku, huzurlu bir gece, güzel, tatlı rüyalarla süslü bir gece demektir.
Gündüz yaşanan hayat da bir rüyalar örgüsüdür aslında. Hani şarkılarda var ya, rüya gibi her hatıra her yaşantı bana, ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana diye; işte bunu diyen insan, hayatın önemli bir yanını işaret etmiş oluyor. Aslında hayat bir rüyadan ibarettir. İnsanlar uykudadırlar, öldükleri zaman uyanırlar.
Güzelliklerle mayalı gönüllerin gördükleri rüyalar, güzelliklerle doludur. Güzel görenler, güzel düşünürler, güzel düşünenler de güzel rüyalar görürler. Hayatın baştanbaşa güzelliklerle bezenmesi için hayata güzel bakmayı, hayatı güzel görmeyi öğrenmek şarttır. Bu öğretim de ailede başlar. Anne güzel, baba güzelse yuva güzeldir. Yuva güzel, yavru güzelse hayat güzeldir.
Yuvaları güzelliklerle beslenen bir milletin kültürü, medeniyeti de güzeldir. Semavi rüyalarla süslü Medeniyetlerden hiçbir zaman zulüm, sömürü, savaş doğmaz. Onların sömürge haritaları olmaz.
Rüya gibi bir hayat yaşamak, güzellikler içinde bir ömür sürmek, bir toplumun ayırıcı özelliklerinden biri sayılıyorsa; o toplumun ülkesine de rüyalar ülkesi deniliyorsa, orada insanlar birbirleri için korkulu rüya olmaktan şiddetle kaçınıyorlar demektir. Neden bir insan, bir başka insan için korkulu rüya olsun ki?
Görüldüğü zaman cenneti hatırlatan insan olmak dururken, cehennemi hatırlatan insan olmak reva mı? Elinden, dilinden emniyette olunan insan olmak dururken, elinden ve dilinden korkulan insan olmak seza mı? Nasıl olsa bir gün ebedi uykumuza dalmayacak mıyız? Çünkü, uyku küçük ölüm, ölüm büyük uykudur. Büyük uykudan da büyük hesap için uyandırılacağız.
Hayatı bir rüya kabul eden medeniyetin insanları, rüyalarından uyandıkları zaman kendilerini cennette bulmak için, rüyalarına şeytanı yaklaştırmayan, onun aldatmalarıyla kirlenmemeye özen gösteren insanlardır. Onların devletleri, medeniyetleri hep güzel rüyaların tohumluk ettiği tuba ağaçlarıdır, zakkum ağaçları değil.
Bir insan güzelse, güzellik rüyaları görüyor, güzel bir hayat hayal ediyorsa; bunun için de güzel bir yuva kuruyor, güzel yavrular yetiştiriyor, yuvasını her türlü insani güzelliklerle süslüyor ve o güzellikleri çevresiyle de paylaşıyorsa, sahip olduğu güzellikleri durmadan çoğaltıp daha geniş alanlara yaymanın yollarını arıyorsa, bu insan kimi hatırlatır size? Dilinizin ucuna geliveren o güzel ismi duyar gibiyim: Hz. Muhammed (as)! Ve arkasından diğerleri, o zengin sahabe kadrosundan sonra sıralanan Anadolu evliyaları, daha niceleri, niceleri!
Bizim medeniyetimizde Mekke, Medine birer rüya şehri; Bursa, Edirne, İstanbul yine birer rüya şehirleridirler. Bu şehirlerin ya kuruluşlarında, ya da kültürümüze, medeniyetimize açılışlarında yine rüyalar vardır.
Atalarımız güzel gönüllü, güzel yüzlü, güzel ruhlu, güzel ahlaklı oldukları için, hep güzel rüyalar görmüş, güzel dünyalar kurmuş, bizlere de güzel bir medeniyet mirası, güzel bir tarih bırakıp gitmişler. Bize düşen, onların yarım kalan rüyalarını görmek ve gerçekleştirmektir. Bunun için de onların o güzel ruhlarına, güzel rüyalarına sahip çıkmak düşüyor bizlere.
Nerede mi onlar? İşte hemen yanı başımızda Kur''an''da, sünnette, Mesnevilerde, Menakıpnamelerde, Mektubatlarda, Risalelerde… Vatan dediğimiz toprakların mührü olan makamlarında, mezar ve türbelerindedirler. Okursak, bakarsak görürüz. Görürsek, istersek alırız. Alır ve oluruz. Oluyoruz zaten. Güzellikler ufkunda görüyoruz onları. Onlar, evlerimizde konuşuyorlar, onlarla konuşup görüşüyoruz. Ruhlarımızı onlarla mayalıyoruz.
Güzellikler için ağlayanlar, güzellikler içinde gülenleri görecekler. Uzak değil, çok yakında Allah''ın izniyle, lütfüyle, keremiyle görecekler.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.