
Nerede bir organizasyon varsa, bilin ki orada mutlaka niza vardır. Mutlaka.
Bilmezden gelip "Niza nedir?" diye sormayın şimdi.
Harbiden bilmeyen sözlüğe bakar, o kelimenin karşısında "Çekişme, bozuşma, kavga" yazdığını görür.
Her şeyi devletten beklemenin âlemi yok.
Dikkatinizi çekerim, ''niza''ın karşılığında yer alan üç fiil, aynı anlama gelen şeyler değil.
Sanki sıralı eylem planı.
Önce çekişme, sonra bozuşma ve en nihayet kavga.
Kavgadan ötesi meçhul.
Sözlük oraya kadar olan kısmını bildiriyor, ondan sonrasına karışmıyor.
Fakat gelişata bakarak gidişatı tahmin edebiliriz.
Dövüş, hastane, karakol, mahkeme, hapishane diye uzayıp gitmesi mümkün.
Karacaahmet veya Zincirlikuyu gibi mezarlıklar da anılsa yeridir. (İstanbul için.)
Sözlüğü hazırlayanlar uzatmayalım demiş olmalı; hem zaten şunun şurasında kelimelerin ne anlama geldiklerini yazıyoruz, hikâye döşenmiyoruz.
Onlar öyle düşünse de düşünmese de çekişme ile başlayan, bozuşma ile devam eden ve kavgaya varan bir ilişkinin nereye ulaşacağını kestirmek için, ne müneccim olmaya hacet vardır, ne sosyolog.
Olacağı odur.
Ve olacak, olur.
Velâkin kavga dediğin de çeşit çeşit.
Dil kavgası var, kalem kavgası var.
Bu kadar da değil; ekmek kavgası, hayat kavgası, yorgan kavgası, boğaz kavgası, koltuk kavgası, post kavgası...
Evlerden ırak, kardeş kavgası...
Ekleyelim, bir de yalancı kavga var; üçkâğıtçı kavgası.
Hani büyük şehirlerde kalabalık yerlerde birkaç kişi kavgaya tutuşur. Görenler ayırmaya çalışır.
Yüce kitabımızın "Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle çarpışırlarsa, hemen aralarını bulun, barıştırın" hükmü gereğince, kavgaya mani olmak isteyenlerdir onlar.
Bazıları ise durup seyreder.
Aslında uyduruk bir kavgadır ortadaki.
Numaradan.
Orta yerde iki-üç kişi, saç saça baş başa yahut yumruk yumruğa birbirine girişirken, ekibin yardımcı elemanları, onları ayırmaya çalışanlarla seyre dalanların cebindekileri aşırmaya başlar.
Adam "iyilik ettim, kavgayı dövüşü önledim" derken, bir bakar ki cebinden cüzdanı gitmiş.
Geçmiş olsun. Git derdini Marko Paşa''ya anlat.
Oyuna getirilen için kötü, tezgâh sahipleri için iyi bir organizasyondur.
Az önce "gelişata bakarak gidişatı tahmin edebiliriz" dediğimizde, önümdeki bilgisayar gelişat kelimesinin altını kırmızıyla çizdi.
Demek istiyor ki böyle bir kelime yok.
Nedense gidişata itiraz etmiyor.
Gidişten gidişat oluyor da gelişten niye gelişat olmasın?
Bakınız, bu da bir organizasyon kusuru sayılır.
Bu kusurda herkesin payı var demektir, bendeniz sıyrılmış bulunmaktayım.
Aslı Fransızca olan "organizasyon" kelimesi dilimize iyice yerleşmiş durumda.
Ondan daha önce Arapça''dan aldığımız "niza" kelimesi, organizasyonun içine öyle bir konuşlanmış ki, çıkarabilirsen çıkar.
Tam ortasına yerleşmiş.
Organizasyondan ''niza''yı çekip alsanız, geriye "orgasyon" diye bir ucube kalır ki görenler ona bakıp "Bu da ne ola?" demekten kendini alamaz.
Cevap verecek bir babayiğit de çıkmaz.
Bilginiz olsun diye söylüyorum, anlı şanlı nice büyük organizasyonlarda bile mutlaka niza bulunur.
Kimi gizliden gizliye yürütülür, gün yüzüne çıkmaz; kimi açıktan açığa, yekten.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.