Mısır"da on binlerce silahsız masum insana kendi ordusu tarafından ateş edildi, yüzlerce insan katledildi. Niçin? Sadece, Batı dünyasının Fransız ihtilalinden sonra bugünlere kadar geliştirerek yaşattıkları demokratik hayata geçme hakkını kendi ülkelerinde de istedikleri için.
Nasıl her cenazede, her ölümde biraz da kendimiz için ağlıyor, kendimiz için üzülüyorsak Mısır"da yaşananlara karşılık Batılıların tavırlarına ve yaptıklarına baktığımızda, ülkemizde geçmiş yüzyıldan bugüne yaşanan darbelerden diğer olaylara kadar tüm yaşananlar bir film şeridi gibi gözden geçirip daha net anlıyoruz artık bazı şeyleri.
Ama artık bugündeyiz.
Bizim için nasıl bazı şeyler hızla ama her adımda hala ciddi bedeller ödeyerek geride kalıyorsa, aynı şey Mısır için, Tunus için, Libya için, Suriye, Irak, Pakistan, Afganistan hatta Suudi Arabistan ve Katar için de geride kalacak. Çünkü artık bu ülkeler ve insanları için her şey dip yapmış durumda. Özgürlük, bağımsızlık, güvenlik, kendini ifade etme hakkı gibi kısaca insan hak ve özgürlüklerinden en ufak bir kırıntı kalmamış ve kaybedecekleri bir şeyleri yok. Bu nedenle kefenlerini giyip canlarını ortaya koyabiliyorlar.
Batılı ülkeler, Sisi ve onun milyar dolarlık destekçileri üzerinden eski baskıcı yönetimleri kullanarak çıkarlarını kuklaları üzerinden hala devam ettirmeye çalışıyor. Yirmi birinci yüzyılda Doğu insanına hala on dokuzuncu yüzyıl politikaları ile yön verme gayretindeler. Ve gittikçe azalan var olma kozlarını acımasızca kullanıyorlar.
Mısır ve onun üzerinde oynanan oyunun yukarıda ismi geçen hangi ülkede uygulanmadığını söyleyebiliriz. Daha bir kaç ay önce, Batı, büyük bir isyan çıkarmak üzere tekrar Türkiye"ye fokuslanmış ama sonuç alamamıştı. Gezi olayları üzerinden Türkiye olaylarını da bugün yaşananlarla beraber değerlendirdiğimizde, bütün İslam coğrafyasına karşı top yekûn bir savaş açıldığı çok net görülüyor.
Korku ve dehşet içinde kalan insanların uğradığı katliama Batının, bir Tarantino filmi sahnesi kadar tepki vermemesi, sessiz kalması, insani açıdan bulunduğu seviyeyi net olarak ortaya koyuyor.
Batı demografik olarak, ekonomik olarak, sosyal ve insani açıdan büyük bir çöküşün eşiğinde. On ikinci yüzyıldan sonra sanatta, bilimde, gelişmişlikte Doğu, yavaş yavaş yerini nasıl Batıya terk etti ise bugün tahtını geri almanın mücadelesini veriyor.
Yaşadıklarımız aynı zamanda bizlere şunu gösteriyor ki; Haçlı seferleri, atom bombaları, dünya savaşları, soykırımlar, sömürü, ırk ayrımı gibi en insanlık dışı uygulamaların mucidi de olan Batı, gelişmişlik tahtını kansız bir biçimde bırakmayacak.
Başlıklar :

