
Gazeteci Hasan Cemal''in şimdilerde kapitalist sermayenin emrine amade basında başyazarlık yaptığına bakmayın. Bugünlerde piyasaya sürülen anılarında, Deniz Gezmişlerle yatıp kalkmış bir Hasan Cemal''le karşılaşınca ister istemez şaşırıyorsunuz. Solculuktan büyük sermayenin kapıkulluğuna terfi edişine değil şaşkınlığınız. Hasan Cemal gibilerin değişmeyen yüzüne.
Bugün 28 Şubatçıların hâlet-i ruhiyesini anlamak, Hasan Cemal''in gençken takıldığı baba solcuların demokrasi ve devrim hakkındaki hissiyatını kavrayabilmekten geçiyor. Doğan Avcıoğlu ve İlhan Selçuk gibilerin demokrasiyi aşağılayan veya sadece bir araç gibi gören yaklaşımları, oldukça manidar. Hafız Esad, Saddam Hüseyin ve Kaddafi modelindeki sol görüşlü dikta rejimleri tesis etme gayesiyle askerlere çığırtkanlık yapanların, eşitlik ve demokrasiyi ancak nihai amaca ulaşmak için kullanılabilecek sıradan bir slogandan ibaret görmelerinden daha tabii ne olabilirdi ki? Çok değil, bundan bir sene öncesinde, "demokrasi insanların refahı için bir araçtır" diyenlere etmediklerini bırakmayanların çoğu, Hasan Cemal''in anılarına demokrasi düşmanlıklarıyla girmiş kişiler.
Hasan Cemal vakıası, solculuk, sosyalizm ve komünizm gibi şeylerin ne kadar da gelip geçici olduklarının iyi bir tescili değil mi sizce de? Değişmeyen; tamah, güç ve iktidar arzusu, siyaseti kendi çıkarına alet edebilme gayretidir. Bir zamanlar halk için halka rağmen darbeyi savunanlar, devran dönüp mevsim değişince bu sefer sermaye adına halka rağmen darbeyi savunur oldular. Darbe; acelecinin, amaçları başkalarıyla çakışmayanın, gücünden olmak istemeyenin, şeffaf yöntemlerle güçlenemeyenin, diğergam olamayanın üslubudur.
Lisede kopya çekemedikleri her sınavdan çakan çocuklar misali, bu insanlar da görmek istedikleri iktidara ulaşabilmenin tek yolunu darbelerde görüyorlar. Bir kez bu kolaycılığın tadına varmış olanlar için alnının teriyle kazanmanın bir önemi kalmıyor. Velhasıl, ideal ve amaç ne olursa olsun, kolaycılık artık bir tarz-ı siyaset oluyor.
Demokrasinin bir amaç, bir ideal olarak yükseltilmesinin hiçbir zaman bir anlamı olamayacak belki. Bugün ABD demokrasi havarisi kesiliyorsa veya Fazilet Partililere anlamlı "demokrasi dersleri" veriliyorsa, bundan samimiyetsizlik dışında ne anlam çıkarılabilir ki? Despotizmin insan damarlarında hep varolacak olan gizli bir güç olarak kalacağını ve en demokratik yollarla iş başına gelenlerin dahi, insan oldukları sürece bu gizli kalmış despotizm tutkularıyla yanıp tutuşacaklarını tahmin etmek hiç de zor değil. Ancak yine de ideali ve nihai gayesi ne olursa olsun, her türlü despotizm karşısında bugüne kadar ortaya koyabildiğimiz yegane kıstas da demokrasiden başka bir şey olamadı.
Halk aritmetiğinin arzu edilen bir yönetim ortaya koyup koyamayacağı, siyaset bilimcilerce eskiden beridir hep tartışılagelmiştir. Yüzyılı aşkın bir demokrasi tecrübesi, demokrasinin ancak halkın bilinçlenmesiyle iyi işleyebildiğini ortaya koymuştur. Bu bilinç ise, eğitim ve propagandanın ortak meyvesidir. Bugün darbecilerin "demokrasiyi teminat altına almak" ve gelecek nesillerin bilincini kendi elleriyle yoğurmak için neden ilk önce eğitime ve medyaya el attığını anlamak bu yüzden zor değil.
Yine de halkın yeterince bilinçlenmediğinden dem vurup henüz demokrasiye hazır olmadığını ima edenlerin alternatif yolları tavsiye etmelerinden her zaman şüphe duymak gerekir. Her despotun kendince arzuladığı bir halk bilinci vardır. Halk "bu" bilinçten uzaksa, demokrasi despotun işine yaramayacaktır. Hasan Cemal gibiler, işte bu gayrimeşru şartlarda arz-ı endam ettirilir.
Halk, sizin istediğiniz gibi davranmıyor olabilir. Demokrasi sizin de teminatınızdır. Aksi halde darbeyle gelenin bir gün başka despotlarca yerinden edilmeyeceğinden kim emin olabilir?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.