Haza İlahukum

00:0026/05/1999, الأربعاء
G: 9/09/2019, الإثنين
Melikşah Utku

Harvey Cox, Harvard Üniversitesi''nin "ilahiyatçı"larından. Cox, son zamanlarda gazetelerin ekonomi sayfalarına dadanmış meraktan. İnsanları bu kadar meşgul eden şeyin ne olduğunu anlamak için.Atasözlerimizden "Hay''dan gelen Hu''ya gider" sözü, bugünün modern insanının hayat tarzıyla çağdaş iktisadi sistem arasındaki ilişkiye değinmesi bakımından oldukça manidar. Yeni bir bin yılın eşiğinde duran insanı, şu iki soruyla tanımlamak mümkün: Parayı nasıl kazanıyor ve kazandığını nelere harcaması gerektiğine

Harvey Cox, Harvard Üniversitesi''nin "ilahiyatçı"larından. Cox, son zamanlarda gazetelerin ekonomi sayfalarına dadanmış meraktan. İnsanları bu kadar meşgul eden şeyin ne olduğunu anlamak için.

Atasözlerimizden "Hay''dan gelen Hu''ya gider" sözü, bugünün modern insanının hayat tarzıyla çağdaş iktisadi sistem arasındaki ilişkiye değinmesi bakımından oldukça manidar. Yeni bir bin yılın eşiğinde duran insanı, şu iki soruyla tanımlamak mümkün: Parayı nasıl kazanıyor ve kazandığını nelere harcaması gerektiğine inanıyor?

Ekonomi haberlerinin ve ekonomi gazeteciliğinin yükselişi ile paranın akışına göre şekillenen hayat tarzımız arasındaki ilişki tesadüfi değildir. Oldum olası gazetelerin ekonomi sayfalarındaki üslubu, magazin sayfalarına has sanılan üsluba oldukça yakın bulduğumu itiraf etmeliyim. Gazetelerin bu sayfaları arasında bir borunun iki ucu arasındaki fark kadar bir fark var ne de olsa. Para bir yerden giriyor, diğerinden çıkıyor. Birinde nasıl kazanacağınızı okuyorsunuz, diğerinde nasıl harcayacağınızı.

Harvard''lı ilahiyatçı profesör, gazetelerin ekonomi sayfalarını inceleyerek girdiği finans ve borsa dünyası hakkındaki izlenimlerini The Atlantic''in mart sayısında dillendirmiş. Başlangıçta, kendisine has bir jargonu olan bu dünyada kendini yaban ellerinde hissettiğini itiraf eden Cox, zamanla burada ifade edilenlerle İncil veya Saint Augistine''nin Tanrı Kenti''nde söylenenler arasında ciddi benzerlikler olduğunun farkına varmış. Cox''un söz konusu makaledeki tezi de özetle bu: Modern iktisadi düzenin dini bir söylemden fazlaca bir farkı yok.

Dow Jones indeksinin iniş çıkışlarında ilahi mesaja icabet etmeyen müstekbirlerin akıbetine benzer temalar işleniyordu sanki. Varlığın kaynağı, bir cennet ideali, bu cennete ulaşmak için zaman zaman kemer sıkma zorunluluğu, şeytanın vesveseleri... İşte tüm bunları finans sayfalarında bulmak mümkündü. Sözgelimi Asya krizi, serbest piyasalara şerik getirildiği ve devlet kapitalizminin heterodoks ve sapık mezhebine tâbi olunduğu için patlak vermişti. Nasıl ki Reformasyon dönemi ''Avrupa''sında belli bir mezhebin sapkınlığı Tanrı inancını zedelemiş ve Aydınlanma''nın ateist insanını yetiştirmişse, Asya krizi de serbest piyasaya olan güveni sarsmış, sıcak paraya soğuk bakan tipler doğurmuştu. Bu güven bunalımı, kapitalizmin halen yaşayan azizlerinin, serbest piyasaya olan inancı tazelemek için bütün benliklerini ortaya koymalarıyla henüz aşılmaya başlandı.

Cox''a göre, ekonologlar (iktisat ilahiyatçıları) ekonominin tanrısı olan piyasaların, Alfred North Whitehead''in felsefesindeki evrim geçiren tanrısı gibi, bir gün mutlaka klasiklerin "görünmez el" olarak tanımladığı hale ulaşacağına inanırlar. Nitekim Adam Smith''le meşhur olan "görünmez el", piyasalara, her şeyi bilen (omniscient), her şeye kudreti olan (omnipotent) ve her yerde var olan (omnipresent) vasıflarını yükleyen haddini aşmış bir sıfattır.

Serbest piyasanın iktisad ilmindeki tanımına bakacak olursanız, bu üç vasfın gerçekten de kullanıldığını görürsünüz. Sözgelimi serbest piyasa, mallar, fiyatlar, rekabet ve ortam hakkında herkese tam bilgi sunar. Keza bir malın değeri, arz ve talebin buluştuğu noktada oluşur. Piyasaların değeri yoktan "var ettiğine" inanılır. Zaman, serbest piyasa modellerinde tali bir unsurdur. Coğrafyanın ise hiçbir anlamı yoktur. Bu piyasalar evrensel ve boyutlar üstüdür. İlahi dinlerin varlığa (yaratılmış olana) dini bilinç aracılığıyla yüklediği kutsallık, piyasa dininde tamamen tersi bir süreçte işliyor. Yaratılanın kutsallığı, piyasalar yüzünden anlamsızlaşıyor ve metalaşıyor. Eskilerin kutsallık atfettiği toprak ana, modern dünyada alınır satılır bir sokak metası, bir emlak oluveriyor. Piyasa dininin varlık bilimi, metalaştırma projesiyle eşdeğer gelişiyor.

İnsanlığın dini kapitalizm, kutsalı para, tanrısı piyasalar olunca, işadamları ve paraya hükmedenlere de aziz ve papaz, bankalara kilise, işçilere de günahkar kul olmak kalıyor. Modern Batı''nın yükünü taşıyan da, sömürgeci dönemin sömürgeci misyoner sermaye arayışları değil miydi?

Bugün Türkiye''de DSP-MHP-ANAP koalisyonunun iş ve finans dünyasının önde gelen isimlerince kutsanmasını alkışlayanlara sesleniyorum:

Lekum dinikum ve liye din.