
Çocukluğumda televizyon karşısında hayranlıkla izlediğim Dünya Kupası'nı bu kez bir gazeteci olarak yerinden takip etme şansı yakaladım. Yıllardır kurduğum hayalin içindeydim. Ama ne yazık ki o hayalin en güzel sayfalarını değil, en acı satırlarını yazmak zorunda kaldım.
İlk durak Vancouver'dı. Büyük umutlarla çıktığımız Avustralya maçı... Ardından binlerce kilometrelik yolculuk ve San Jose. Her yeni şehir, beraberinde yeni bir umut taşıyordu. Ancak sahadan yükselen sonuçlar, o umutları birer birer tüketti.
İlk iki maçta gelen mağlubiyetler, Türkiye'nin Dünya Kupası serüvenini beklenenden çok daha erken bitirdi. ABD karşısında alınan galibiyet ise artık yalnızca istatistiklere yazılan bir sonuçtu. Oysa ilk iki maçtan birinde alınacak tek bir galibiyet, bu takımın en iyi üçüncüler arasından yoluna devam etmesine yetebilirdi.
Acı olan sadece elenmek değildi. Acı olan, bu potansiyele sahip bir takımın turnuvaya bu kadar hazırlıksız yakalanmasıydı.
Kamp merkezi tercihinden kilometrelerce süren yolculuklara, oyuncuların fiziksel ve zihinsel yükünü artıran planlamalardan organizasyon eksikliğine kadar birçok detay, daha topa ilk dokunulmadan Türkiye'nin işini zorlaştırdı. Dünya Kupası gibi kusursuza yakın planlama gerektiren bir organizasyonda, detayların skordan daha belirleyici olacağını ön görmek gerekiyordu.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bugün geriye dönüp baktığımızda bunun cevabını gönül rahatlığıyla "evet" diyebilmek zor.
Yıllardır özlemini çektiğimiz Dünya Kupası'na bu kadar erken veda etmek milyonlarca insan gibi beni de derinden üzdü. Belki bu turnuvayı tribünden izleyen binlerce taraftardan sadece biriydim. Ama aynı zamanda o duyguyu satırlara dökmeye çalışan bir futbol muhabiriydim. Haberi yazarken de tribünden ayrılırken de içimde aynı burukluk vardı.
Çünkü bazen not aldığınız şey bir maçın özeti değil, hayallerin sessizce dağılması oluyor.
Şimdi geriye sadece şu soru kalıyor:
Eğer bu yaşananlar doğru analiz edilir, hatalar cesurca kabul edilir ve sorumluluk alınırsa belki bu hayal kırıklığı gelecekteki başarıların ilk adımı olur. Ama aynı yanlışlar görmezden gelinirse, bugün yaşadığımız üzüntü yarının da hikâyesi olmaya devam eder.
Yanlış varsa yanlış demek zorundayız.
Çünkü gerçek başarı, hataları alkışlamakla değil; onlardan ders çıkarabilmekle gelir. Umarım bu kaybediş, yeni kazanımların başlangıcı olur. Daha büyük kayıpların değil!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.