Sayın Ecevit, "Sayın" Apo nasıl yakalandı?

00:001/04/1999, Perşembe
G: 9/09/2019, Pazartesi
Mustafa Karaalioğlu

Artık iyice belli olmaya başladı. 19 Nisan sabahı için projelendirilen siyasal mühendisliğin ana direğinde DSP-ANAP bloku bulunuyor. Bu eksen üzerinde şekillenmesi hesaplanan siyaset, "uyumlu ikili: Ecevit-Yılmaz"a emanet edilecek. Hedeflenen ve seçmene de yayılmaya çalışılan hava, bu ikilinin "kavgasız, gürültüsüz bir yönetimle birlikte istikrarı" sembolize ettikleridir. Bunun için de bir yandan DSP''yi yükseltecek faktörler devreye sokulup canlı tutulurken; diğer yandan da ANAP''a eski oy oranının

Artık iyice belli olmaya başladı. 19 Nisan sabahı için projelendirilen siyasal mühendisliğin ana direğinde DSP-ANAP bloku bulunuyor. Bu eksen üzerinde şekillenmesi hesaplanan siyaset, "uyumlu ikili: Ecevit-Yılmaz"a emanet edilecek. Hedeflenen ve seçmene de yayılmaya çalışılan hava, bu ikilinin "kavgasız, gürültüsüz bir yönetimle birlikte istikrarı" sembolize ettikleridir. Bunun için de bir yandan DSP''yi yükseltecek faktörler devreye sokulup canlı tutulurken; diğer yandan da ANAP''a eski oy oranının hiç olmazsa bir-iki puan altında stabilizasyon kazandırılmaya çalışılıyor. Yüzde 20''lik bir DSP artı yüzde 16-17''lik ANAP, işte SolANA!

Bu senaryonun merkezine oturtulan Ecevit''in de giderek havaya girdiği, heyecanlandığı görülüyor. DSP lideri, "Seçimden birinci çıkıp, hükümeti ben kuracağım. Ancak, ortağımın kim olacağına vatandaş karar verecek" diyor. Bu sözlerin altında ve bu sözleri sarfeden şahsın bilinçaltında DSP''nin birinciliğine karar verildiği, ortağın tayini için seçim yapılacağı gerçeği vardır. Sandıktan bu tablo çıkarsa elbette kimse bir şey diyemez; ama, DSP''yi yükselişe geçiren "haksız rekabet" şartlarını ortaya koymak şartıyla.

Ecevit''e ilk sıçrama imkanını tanıyan Apo''nun altın tepsi içinde Türkiye''ye sunuluşu değil, Tansu Çiller''in CHP ile polemiğin batağına saplanmış Ecevit''i buradan çekip başbakanlık koltuğuna oturtmasıdır. Rüyasında bile göremeyeceği bu yükseliş Ecevit''e seçimlere üç ay kala "zor zamanların adamı" payesini vermeye yetti. Ve ardından Apo... Türk siyasal tarihinin en büyük güç aktarımı olan Öcalan''ın, Ecevit gibi bir sahıs partisinin liderine teslim edilmesinin anlamı büyüktür. Bu işlem için Ecevit''in seçilmiş olması seçimlerin Türkleri olduğu kadar bazı yabancıları da ilgilendirdiğini gösteriyor. Bu yabancılar tabii ki Kenyalılar değil...

Sonra, Ecevit''e yönelik inanılmaz bir medya desteği var. Çeteler çökertildi, Apo getirtildi, enflasyon düşürüldü ve Milli Takım Moldova''yı yendi. Haberlerin veriliş tarzına bakın; Sırbistan''ın bombalanması bile onun başarısı. Bunların hepsi, üç aylık Ecevit iktidarında oldu, bu adam bir de uzun süre başbakanlık yapsa, neler olmaz?

Medya, 28 Şubat sürecinde bir zamanlar, "katil" dediği Demirel''i de ermiş mertebesine uçurmuştu. Şimdi de güllük gülistanlık bir "Ecevit Türkiyesi" tablosuna fırça sallıyorlar. Bunu sadece, 18 Nisan''dan sonra karşılığını nasıl olsa tahsil edeceklerinden değil, Türk siyaseti üzerinde uygulanan mühendisliğin bir parçası oldukları için yapıyorlar. Gıdasını ve siyasal öngörüsünü medyadan alan alıklar da bu dezenformasyonun peşine takılmış gidiyorlar.

Oysa, gerçeğin ortaya çıkması için Ecevit''e sadece bir-iki soru sormak yeterli. DSP''nin "saygılı" ve "dürüst" liderine, "Sayın Ecevit, ''sayın'' Anasol iktidarının sayın başbakan yardımcısı olduğunuz dönemde koskoca bir SEKA yolsuzluğu yaşandı, enerji santralleri kanuna ve ihale usûllerine aykırı şekilde medya gruplarına peşkeş çekildi, ''sayın'' Türkbank o gün başbakanın olan zatın da içinde bulunduğu bir organizasyon tarafından karanlık bir şekilde satılmaya çalışıldı. Yine medyaya teşvikler aktı, iki kartelin promosyon yasağını delmesine göz yumuldu. Bütün bu işlemlerin altında sizin ''sayın'' imzanız bulunuyordu. Yeniden başbakanlık vermek; siz ''sayın'' koltuğunuzda oturmuş olup biteni ''dürüstçe'' seyrederken, bütün yolsuzların, hırsızların huzur ve istikrar içinde ülkeyi soyacakları bir yönetimi seçmek olmayacak mı?" diye sormak lazım.

Apo meselesini eni konu sormak, sorgulamak lazım. Ecevit''in bu konuda tevazuundan değil, gerçeğin anlaşılmasından korktuğu için konuşmadığını ortaya çıkarmak lazım. "Sayın Ecevit bütün dünya ''sayın'' Apo''yu, Kenya hükümetinin teslim ettiğini; operasyonu da ABD ve İsrail''in yaptığını söylüyor, doğru mu?" sorusunu ısrarla ve her fırsatta sormak lazım. Sade vatandaştan, sade olmayana kadar herkesin bildiği bu gerçeği gün yüzüne çıkarmak, konuşturmak, tartışmak lazım.

Koskoca bir ülkeyi ve onun emeklemekten dizleri çürümüş demokrasisini bir yalanın peşinde koşturmamak lazım.