Şiir… Yalnız şiir

00:008/05/2013, Çarşamba
G: 6/09/2019, Cuma
Mustafa Kutlu

Sevgili Ahmet Kot epeyce yıl önce bir yayınevi kurarak sadece şiir kitapları yayımlamayı denemişti. Kendisi hem şair hem grafiker olduğu için, sarı düz kapaklı, birinci hamur kâğıda titizlikle basılan güzel kitaplar çıkardı. Sanıyorum ilanlarında kullandığı slogan ''Şiir... Yalnız şiir'' idi. Ama devam edemedi. O mu şiiri bıraktı, şiir mi onu bilmiyorum. Bu bana bir şiir ucuna tutunan türküyü hatırlatıyor:Akşamın vakti geçtiBir güzel baktı geçtiŞiir, yayın dünyasından ağır ağır çekildi. Şiir kitabı

Sevgili Ahmet Kot epeyce yıl önce bir yayınevi kurarak sadece şiir kitapları yayımlamayı denemişti. Kendisi hem şair hem grafiker olduğu için, sarı düz kapaklı, birinci hamur kâğıda titizlikle basılan güzel kitaplar çıkardı. Sanıyorum ilanlarında kullandığı slogan ''Şiir... Yalnız şiir'' idi. Ama devam edemedi. O mu şiiri bıraktı, şiir mi onu bilmiyorum. Bu bana bir şiir ucuna tutunan türküyü hatırlatıyor:

Akşamın vakti geçti

Bir güzel baktı geçti

Şiir, yayın dünyasından ağır ağır çekildi. Şiir kitabı basan yayınevi sayısı azaldı. Bu bir iki yayınevi arasında Profil Yayınları''nı sayabiliriz. Münir Üstün''ün sanat sevgisi İbrahim Tenekeci''nin gayretiyle birleşince ortaya her yıl birkaç şiir kitabı çıkıyor. Umarız bu civanmertlik devam eder.

Yayımlanan kitaplar içinde Ahmet Murat''ın ''Kış Bilgisi (2. Baskı)''nden başlayarak eserlere dikkat çekmek istiyoruz.

Ahmet Murat günümüzün üç-beş iyi şairinden biri. Bu sebeple ''gülü tarife'' hacet görmüyoruz. Birkaç mısra verelim yeter:

Bunda ne var ki seni bulurum

Defne yaprağı çiğniyorsundur ya da bir şey onu andıran

Bir yağmur bitiyorsa başlıyordursun yenisine

Güzelsindir, iyisindir ve yaratılmış çamurdan

*

Ormanlarda iz bırakan bir yaralı hayvan

Bir ara bakıyor uzak yıldızlara bir aralıktan

*

Gençlik derim hemen, ucu yontulmuş bir dal içimde

Gezecek tok bir bulut kalmışsa dürtmeye sevinçle

Said Yavuz''un kitabının adı ''Yüzümün Çocukluğu''. Said''de gördüğüm noksanlık şudur. Şiirinin neti brütünden az. Muğlak bir ifade oldu ama şairler anlar bunu. ''Gökten Düşmüş Kuşlar'' şiiri şöyle başlıyor:

Saklayamadı şiirin heceden sığınakları

Ömrü mısralardan uzun kargalardan

Göğsü günahlar için geçerli kılan

Dünya tozu yutmuş soluklardan beni

Mustafa Akar''ın kitabının adı ''Tüm Nefesliler''. Akar''ın şiiri sosyal olana yakın. Nutuk çekmeye meyletmeyen bu şiiri kotarmak zordur. Bu sebeple alkışı hakkediyor. Bir örnek dörtlük de ondan aktaralım:

Ben hep dünyaya teğet geçtim dünya daha gençti

Ömer''in huzurunda okunacak adaletli bir şiirim olsun istedim

Yüzümle ellerimi yıkadım ve duydum ki evren çok küçüktür

Bir parmak bile tesbihte üç tane eder değil mi İbrahim abi.

''Heves'' Süavi Kemal Yazgıç''ın kitabı. Süavi, şiirden (öteki edebiyat nevi ürünlerden) çok kitaplar üzerine yazdıkları ile temayüz etti.

Bunu küçümsemeyelim.

Çünkü gerek dergilerde, gerek gazetelerin ''kitap eklerinde'' bu tür yazılar üstünkörü kaleme alınan tanıtma metinleri. Süavi bir kitap hakkında yazıyorsa bu esasen tanıtmadan çok eleştirel bir metin oluyor. Ki buna cesaret eden, emek veren imza az.

Süavi''nin (Gerçek Hayat''taki yazılarını da göz önünde tutarsak) fikir ve sanat hayatımızın geniş yelpazesinde her zaman söyleyecek bir sözü vardır.

Şiire gelince.

Sanıyorum, köşesine çekilip iç dünyasına dalıyor. Fikrin ağırlığı şiir dilini yoruyor. Onu iki arada bir derede kalmış görüyorum. Yine de bazı şiirleri, Türk şiir ortamının üst perdelerine yükselebiliyor. İşte bunlardan biri:

YOLA GÜZELLEME

yolcu yolun evladı

ve evladır bekleyen yol

bir ucu ufukta

diğeri yolcunun ayakları altında

yol emzirir yolcuyu

yolcu yol aldıkça büyür

kendini yola bıraktıkça

yol da kendini ona teslim eder

yol yolcuyu her adımda

yeniden doğurur

yolcu her adımda

yeniden adlandırır yolu

yol yolcunun yanlışlarını yontar

yolcu hasret imbiğinden geçtikçe

kesret biter

gurbet mektebi pişirir yolcuyu

ve yolun bir ucu yolcu

yolcu yoluyla yükselir

yoluyla düşer

zamanlar her yolcu

yürüdüğü yola benzer