Tanpınar"ın iç yüzü

00:0014/04/2010, Çarşamba
G: 3/09/2019, Salı
Mustafa Kutlu

Prof. Dr. Orhan Okay üzerinde uzun yıllar çalıştığı Tanpınar biyografisini yayımladı: "Bir Hülya Adamının Romanı: Ahmet Hamdi Tanpınar". (Dergâh Yayınları, Şubat 2010).Tanpınar''ın talebesi olmuş Orhan Hoca''nın bu çalışması çoktandır bekleniyordu. Kitap bu konuda mükemmel bir örnek. Bu eser üzerine Türk Edebiyatı dergisinin Nisan sayısında (s. 438) Orhan Hoca ile yapılan bir konuşma var. Oldukça geniş olan konuşmadan Tanpınar''la ilgili önemli gördüğümüz bazı satırbaşlarını aşağıya alıyoruz. 379

Prof. Dr. Orhan Okay üzerinde uzun yıllar çalıştığı Tanpınar biyografisini yayımladı: "Bir Hülya Adamının Romanı: Ahmet Hamdi Tanpınar". (Dergâh Yayınları, Şubat 2010).

Tanpınar''ın talebesi olmuş Orhan Hoca''nın bu çalışması çoktandır bekleniyordu. Kitap bu konuda mükemmel bir örnek. Bu eser üzerine Türk Edebiyatı dergisinin Nisan sayısında (s. 438) Orhan Hoca ile yapılan bir konuşma var. Oldukça geniş olan konuşmadan Tanpınar''la ilgili önemli gördüğümüz bazı satırbaşlarını aşağıya alıyoruz. 379 sayfalık büyük boy kitap mutlaka okunmalıdır.


  • Tanpınar''ın değerinin tam bilebildik mi bilmiyorum. Ölümünden sonra üzerine biraz daha herkesle beraber eğildiğim zaman anladım önemini. Yani, hakikaten çağımızın büyük bir edebiyat tarihçisi, iyi bir şairi, iyi bir romancısı ve düşünürü.


  • Çok fazla okuyucusu olmadı sağlığında. Hakkında fazla yazı yazılmadı. Ama 70''li yıllardan sonra o, fikirleriyle, romanları ve şiirleri de dahil, ama özellikle fikirleriyle Doğu ile Batı arasında kalmış olan Türkiye''nin problemlerine cevap veriyordu.


  • Hep Doğu ile Batı arasındayız. Yalnız, Doğu''dan neleri muhafaza edeceğiz, Batı''dan neleri ne miktarda alacağız, bu terkip oranı farklı. Tanpınar "eşiktedir". Ama unutmayalım ki Türkiye eşiktedir.


  • Ortalama aydından farklı tarafları var. Türk musikisini, bunun klasiklerini iyi biliyor. Aynı şekilde Klasik Batı müziğini de. Türk resim sanatını ve Avrupa resmini iyi tanıyor. Avrupa müzelerini gezmiş. Heykel, yazı sanatı hakkında fikirleri var.


  • "Zaman" meselesini kurcalamış. Üzerinde çok durmuş, Proust''tan etkilenmiş, Bergson''dan da. Sürekli geçmişe döner, ama bu dönüş "Kökü mazide olan ati"yi aramak içindir.


  • Şiir için şöyle diyor: "Şiir bir susma işidir". Şiir çünkü bir "ben" işidir. Tanpınar şiirde anlatamadıklarını romanlarında dile getirir. Onun şiirlerinde kendisi vardır. Yani "Lirik ben". Onun için mesela Yahya Kemal''de olduğu gibi Tanpınar''ın şiirlerinde bir toplum problemi yoktur. Bir tarih problemi yoktur. Sadece "Bursa''da Zaman" şiirinde böyle bir tema duygu halinde sezilir.


  • Tanpınar''ı genel yapısı içinde "mistik" kabul edebiliriz. Bunun yanında "spiritüalist"tir.


  • Geçmişe bağlılığı dikkate alındığında muhafazakârdır. Ancak bu muhafazakârlığı dinî mânada söylemek istemiyorum.


  • Az şiir yazarlardandır. Şiirde mükemmeliyetçidir. Seçerek kitabına aldığı 37 şiiri var. Ölümünden sonra dergilerde kalmış, kendinin beğenmedikleriyle diyelim, hatta yarım kalmış olanlarla yüz kadar şiir.

    Ancak kendini hep şair olarak göstermek ister.


  • Üniversitede bir profesör olarak bir ilim adamı olmaya gayret ediyor. Halbuki Tanpınar sanatkâr olarak yetişmiş, sanatkâr mizacı olan bir insan.

    Mesela Köprülü''nün bir Edebiyat Tarihi var. O âdeta bir matematik kitabı gibi. Formülleri gayet sağlam. Oysa Tanpınar hissî bir âlim.

    Vakaları objektif olarak verir. Onların yorumunda sübjektiftir. Yanlış söylemiyor, doğruları doğru olarak söylüyor, sağlam bilgilere dayanıyor, ama arada bir kanaati vardır. O kanaate katılırsınız veya katılmazsınız. Şurasını söyleyeyim, bu kanaatleri indî değil, fakat sanatkârca. İsterseniz şairane diyelim. Neticede hâlâ aşılmamış bir eser (XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi).


  • İroni aslında kendi şahsında var. Çevresindeki arkadaşları, dostları onu anlatırken bu tarafını dile getirirler. Bizimle derste de öyleydi. Yani biraz iğneleyici tarafı var. Pek çok ciddi yazısında ironi, mizah, hiciv gibi ortak bir kategoriye girecek ifadeleri görülür.


  • İzlenimci diyebildiğimiz bir felsefesi var. Empresyonist yani. Resimde, edebiyatta, musikide. Estetik anlayışı böyle. Diyebilirim ki onun her yazısına, tabii başta şiiri olmak üzere, estetik hakimdir. Çağdaşları arasında pek çok yazar kendi adları veya takma adlarla kalemini geçim yolunda kullanırken, o kadar para sıkıntısı çektiğini bildiğimiz Tanpınar böyle bir yola girmemiş, estetik kaygılarından taviz vermemiştir.


  • Tanpınar''ı mümkünse programlı okumalı. Yani mesela bütün bir sene. Onu okurken tıpkı kendisi gibi resim ve müzikle de ilgilenilmeli.

    Prof. Dr. Orhan Okay Hoca''ya ülkemizin en önemli sanatkâr-düşünürlerinden Tanpınar''ı dört başı mamur bir biçimde tanıttığı için teşekkür ediyor, sağlıklı uzun bir ömür diliyoruz.