
Hiç kimse bir sevdiğini, bir dostunu yitirmeden, ölümün hayatın bir başka boyutu olduğunun bilincine varamaz. Hayat ölümün görünen, ölüm de hayatın görünmeyen boyutudur. Bunun için, hayatın ölüme, ölümün de hayata açılan bir kapı olduğunu görmeyenler, her ikisini birden yitirerek, hem hayatın, hem de ölümün anlamını kavrayamazlar. Ölümün anlamını yitirdiği yerde, hayat yaşanır olmaktan çıkar, dayanılmaz bir yüke dönüşür.
İnanan insanın dünyasında ölüm, yok sayılarak hayatın dışına atılmaz. Anadolu''da doğumlarla birlikte ölümlerin de aile çevresinde hep birlikte karşılanmasının, hayatın yalınlaştırılarak, zenginleştirilmesinde vazgeçilmez bir yeri ve önemi vardır. Hayata katılanlar ile hayattan ayrılanlar, birbirlerini görmezler. Ancak, ailede herkes, yerin altındaki yakınlarının, yerin üstündeki yakınlarından çok daha fazla olduğunu bilir.
Geçen hafta ortasında hayattan ayrılanlar kervanına, bütün ömrünü eğitime ve İTÜ İnşaat Fakültesi''ne adamış, Prof. Dr. Ferruh Müftüoğlu da katıldı. Prof. Dr. Mehmet Borat, Prof. Dr. Alim Yıldız, Prof. Dr. İzzet Öztürk, Prof. Dr. Cengiz Dökmeci, Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel, Prof. Dr. Oğuz Borat, Prof. Dr. M.Emin Karahan, Dr. Asım Taşer, Prof. Dr. Nevzat Kor, Mümtaz Türkyılmaz ve çok sayıdaki dostu, arkadaşı ve yakını son yolculuğunda, onun dürüstlüğüne, cömertliğine ve bilgeliğine şahitlik yaptılar.
İnsan ölümlü hayatta, ölümsüz hayatı kazanmak için, gökyüzünden yeryüzüne gönderilmiştir. Yeryüzünde, yaz mevsiminden sonra kış mevsiminin gelmesi gibi, insanın ömründe de, doğumdan sonra ölüm gelir. İnsanlar yaz mevsiminde, nasıl kış mevsimine hazırlanıyorlarsa, ölümlü hayatta da, ölümsüz hayata hazırlanmak zorundadırlar. Ölümsüz hayatın kapıları, ömrünü en güzel işleri, en güzel biçimde yapmaya adamış, erdemli kimselere açılır. Onlar ölmeden önce, ölümsüzlüğü yakalamanın mutluluğuna ermişlerdir.
İnananlar yaşlanmaktan, unutulmaktan ve ölmekten korkmazlar. Onlar, düşünce ve eylemiyle ölümsüz dünyanın perdelerini sonuna kadar aralamış Necip Fazıl''ın, şiirinde dile getirdiği gibi: “Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber. / Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?” diye düşünürler. İnananların görünen ve görünmeyen dünyasında, hiç kimse sevdiklerinden ayrı düşmediği gibi, her zaman iletişim ve etkileşim içindedir.
Ölümlü dünya, ölümsüz dünyanın, acı ve tatlı binbir meyvalı bahçesidir. Tatlılarıyla birlikte acıları da olan binbir meyvalı bahçenin suyu hayat, toprağı ölüm ve ağaçları da insanlardır. Dünya tatlı meyvaları olan ağaçlarıyla huzurlu ve mutlu kılınırken, acı meyvaları olan ağaçlarla huzursuz ve mutsuz kılınır.
Hayatın yaşanır kılınmasında, insanın ömrünün uzun ve anlamsız olması değil, kısa ve anlamlı olması önemlidir. Bir hayatı anlamlı kılan, o hayatın ardında bıraktığı görünen ve görünmeyen kalıcı hayat izleridir. Her hayat kendisinden geride kalanlarla değerlendirilir.
Bir insan 63 yıllık ömüre, kendisiyle birlikte çevresini değiştirebilecek, her düşünce ve eylemi kolaylıkla, hiç zorlanmadan sığdırabilir.
Hayatı anlamlı kılan, insanın ömrünün uzunluğundan önce, onun nerede, nasıl, hangi alanda tüketildiğidir.
İnsan kendine mezar değil, kendini mezara hazırlamalıdır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.